İçinde SORUN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sorun" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sorun bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sorun ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sorun olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

SORUNSUZLUK

10 harfli kelimeler

SORUNUFAĞI, SORUNULMAK

8 harfli kelimeler

SORUNSAL, SORUNSUZ, SORUNCUL

7 harfli kelimeler

SORUNLU, SORUNCA

5 harfli kelimeler

SORUN

Bazı kelimelerin anlamları

SORUN

Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem. Sıkıntı veren durum, dert.

SORUNCUL

Sorun yaratan ya da anlaşmazlıklara yol açan.

SORUNUFAĞI

Bulgur.

SORUNLU

Sorunu olan, meseleli, problemli.

SORUNSUZ

Sorunu olmayan, meselesiz, problemsiz.

SORUNSUZLUK

Sorunsuz olma durumu, meselesizlik, problemsizlik.

SORUNULMAK

Sorulmak.

SORUNSAL

Çözümü belli olmayan. Doğru olma ihtimali bulunmakla birlikte, şüphe uyandıran, kesin olmayan, problematik.

SORUNCA

Sorgu. Sual, sorgu.

  -   -   -  

Anlamında SORUN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SORUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DALLANMAK

Dal vermek. Bir iş, bir sorun karışık, güç bir duruma girmek. Yayılmak, genişlemek.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

ALGORİTMA

Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi, Harezmi yolu.

DEŞMEK

Oymak, delmek, yara açmak, içini açmak, karıştırmak, kazmak. Bir sorunun üzerinde yeniden durmak, hatırlatmak, kurcalamak.

ÇÖZÜM

Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç, hal. Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar. Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi.

ÇÖZMEK

Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak. Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek. Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek. Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak. Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak. Saçı açmak. Düğmeyi iliğinden açmak.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

AÇIMLAMAK

Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.

DÜĞÜMLÜ

Düğümlenmiş olan. Sorunlu, karışık. Budaklı.

AYDINLATMAK

Karanlığı giderip görünür duruma getirmek, ışıklandırmak. Bir sorun üzerine bilgi vermek.

ÇEVRECİ

Çevre kirliliği sorunlarıyla uğraşan kimse veya topluluk.

DAVA

Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma. Sorun. Sav. Ülkü. Sevgili.

DÜŞÜNÜR

Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse, düşünücü, mütefekkir.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AYDINLANMAK

Aydınlık olmak. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinmek, tenevvür etmek.

DERT

Üzüntü. Ağrı. Hastalık. Ur. Sorun, kaygı.

DALLANDIRMAK

Dallanmasına yol açmak. Bir işi, bir sorunu büyütüp karışık duruma getirmek.

DÜĞÜMLENMEK

Düğümle bağlanmak. Sıkışmak. Bütün sorunlar bir yerde toplanıp birleşmek.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

AYDINLANMA

Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.