İçinde SOFRA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sofra" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sofra bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sofra ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sofra olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SOFRA

Masa, sini vb. şeylerin, yemek yemek üzere hazırlanmış durumu. Halı göbeğinde daire biçimindeki çiçekli bölüm. Genellikle tekerlek biçiminde, üzerinde yemek de yenebilen ayaklı hamur tahtası. Anüs. Birlikte yemek yiyenlerin tümü.

SOFRAZLI

Kırşehir ilinde, Akpınar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

SOFRALIK

Sofrada yemeye yarayan.

SOFRAALTI

Yemek yeme sırasında sini veya sofra tahtasının altına serilen büyük bez. (Akçaşar Yalvaç Isparta; Yenikent Aksaray Niğde).

SOFRACI

Saraylarda sofrayı kurma, kaldırma, yemeği dağıtma vb. işlerle görevlendirilmiş kimse.

ÖKSÜZLERSOFRASI

Halka biçiminde dizilmiş yıldızlar kümesi.

  -   -   -  

Anlamında SOFRA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SOFRA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DASTAR

Başörtüsü. Kışın erkeklerin baş ve kulaklarını sardıkları örtü. Kalın bez, yelken bezi. Peştemal. Battaniye. Yünden dokunmuş, ince, küçük kilim. Yünden dokunmuş ekmek kabı. Sofra bezi. Ekmeği, ekmeklik hamuru korumak için örtülen örtü. Dokuma başörtüsü. Kendir ipinden dokunmuş kilim, cicim. Kadın başörtüsü. (Ece Tefenni Burdur; Yukarıdinek, Çarıksaray, Beyköyü Şarkikaraağaç Isparta). Kilimi andıran ipten dokunmuş yaygı. (Derekuşculu Görele Giresun; Miri Fatsa Ordu). Kenarı boncuk ve püskülle bezeli çul. (Zefre Espiye Giresun).

ANÜS

Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.

YEMEKALTI

Yemekten önce sofraya getirilen soğuk yiyecekler, ordövr.

SERGİKARASI

Gaziantep çevresinde genellikle şarap yapmak için üretilen, sofralık olarak da tüketilen, orta kalın kabuklu, siyah renkli, iri taneli bir tür üzüm.

ÇEŞNİCİ

Saraylarda ve büyük konaklarda yemek ve sofra işlerini yöneten kimse. Tütün veya içkilerin tat ve niteliğini belirleyen kimse. Sikkelerin ayarını düzenleyen kimse.

DİRGİ

Az pişmiş, diri. Unun içindeki iri taneler. Sofra.

EKMEKETEĞİ

Sofra.

SERVİS

Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti. Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı. Burada görevli kimselerin tümü. Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü. Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer. Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu. Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer.

BOĞU

Deste, demet, tutam. Sofrabezi. Nişanlı kız tarafından erkeğe gönderilen hediye bohçası. Buhar, buğu.

NİHALE

Sofrada kullanılan, tencere, çaydanlık veya tava altlığı.

BESNİ

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde genel olarak kurutmalık olarak üretilen, sofralık olarak da tüketilen, ince kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm. Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri.

HANCA

Çoktan, çok zamandan beri: Sen onu sorma o hanca zaman oldu gideli. Ne vakit, ne zaman. Sofra.

ANDAL

Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).

ABADAN

Sofra örtüsü. Aşağı yukarı dört metre kare genişliğinde, üzeri iki ayrı renkte küçük karelerle süslü olan; yatak, yorgan sarmakta örtü olarak veya kışın omuz atkısı olarak kullanılan yün dokuma, ince battaniye. Kalın kumaştan yapılmış, işlemeli, cepkene benzer bir çeşit ceket. Zengin. Mesnetsiz konuşma tarzı. Ansızın, habersiz, birdenbire. Mamure. Ankara kenti, Sirkeli nahiyesine bağlı bir yer.

FEGGE

Ziyafet sofrası.

DESTUVAN

Sofra bezi.

ÇENDELE

Peynir süzmek için kullanılan seyrek dokunuşlu bez. Sofra bezi. İş önlüğü. Peynir suyunu çıkarma bezi. (Maraş).

ATASARISI

Ege ve Akdeniz bölgelerinde sofralık olarak üretilen, beyaz renkli, iri ve yuvarlak taneli bir tür üzüm.

MENÜ

Yemek listesi. Komut ya da seçenek listesi. Sofraya çıkarılacak yemeklerin hepsi.

HEDEBİ

Yemek sofrası, seccade ve benzerleri şeyler için kullanılan örtü.