Kelimeler arşivinde; içinde "sinem" olan, toplam 25 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sinem bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sinem ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sinem olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SİNEMALAŞTIRMAK
SİNEMALAŞTIRMA, HİPERPEPSİNEMİ, HİPERKALSİNEMİ, HİPERGLİSİNEMİ, SİNEMASEVERLİK, SİNEMATOGRAFİK
SİNEMATOGRAFİ
SİNEMATOGRAF
SİNEMASEVER, SİNEMACILIK, SİNEMABİLİM, MİKROSİNEMA
SİNEMASKOP, TELESİNEMA, SİNEMBİTTİ, SİNEMADIŞI
SİNEMATEK, SİNEMATİK, GLİSİNEMİ
GÜLSİNEM, SİNEMACI
SİNEMİN
SİNEMA
SİNEM
SİNEM
"Gönlüm, yüreğim, çok sevdiğim" anlamında kullanılan bir isim".
SİNEMABİLİM
Sinema olgusunu tüm yönleriyle (sanat, estetik, işleyim, uygulayım, toplumsal olgu, vb.) ele alıp araştıran bilim dalı.
SİNEMALAŞTIRMAK
Sinema durumuna getirmek.
MİKROSİNEMA
Mikroskopla görülebilecek nesnelerin görüntülerini tespit etmekle uğraşan sinema kolu.
HİPERGLİSİNEMİ
Kanda ve diğer vücut sıvılarında aşırı glisin bulunması, glisinemi. Kanda ve diğer vücut sıvılarında aşırı miktarda glisin bulunması.
SİNEMALAŞTIRMA
Sinemalaştırmak işi.
HİPERPEPSİNEMİ
Kanda pepsin düzeyinin anormal olarak yükselmesi. Kanda pepsin düzeyinin aşırı miktarda yükselmesi.
HİPERKALSİNEMİ
Hiperkalsemi.
SİNEMASEVER
Sinemayı seven, sinema sanatı, kültürü ve çalışmalarıyla ilgilenen (kimse).
SİNEMATOGRAF
Görüntüleri film üzerine kaydetmeye yarayan araç.
TELESİNEMA
Bir sinema filmini televizyonda göstermeye yarayan cihaz. Televizyonda filmleri iletme ve yansıtma işi ile uğraşan bölüm.
SİNEMATOGRAFİK
Sinemaya ilişkin, sinemayla ilgili.
SİNEMATOGRAFİ
Sinemacılık.
SİNEMASKOP
Geniş bir sahnenin 55 milimetrelik film üzerindeki görüntüye sığdırılmasından sonra göstericiye takılan, ikinci bir merceğe sıkıştırılmış görüntüyü, asıl büyüklüğüne çevirmesi temeline dayanan geniş perde ve üç boyutlu sinema tekniği.
SİNEMASEVERLİK
Sinemasever olma durumu.
SİNEMACILIK
Sinema filmlerinin gerçekleştirilmesi için gerekli araç ve gereçleri yapmak, film çevirmek, bunların sürüm ve dağıtımını sağlamak amacıyla yapılmış olan çalışmaların tümü, filmcilik, sinematografi. Bu çalışmaları yapanların işi. Sinema çalışmalarıyla ilgili konular.
Bu bölümde tanımı içerisinde SİNEM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEKOR
Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü. Görünüş, manzara. Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen.
BAŞROL
Tiyatro veya sinemada en önemli rol. Bir işte önemli, etkili olma durumu.
FİLMCİLİK
Sinemacılık.
FİLM
Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit. Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak. Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü. Sinemalarda gösterilen eser.
ÇEVİRİM
Çevirme işi. Sinema filmi elde etmek üzere alıcının çalıştırılması, duyar katın üzerinde gizli görüntülerin belirmesi.
FİLMCİ
Sinemacı. Dalavereci, oyuncu.
BÜVET
Gölet. İstasyon, tiyatro, sinema vb. yerlerde yiyecek ve içecek satılan küçük büfe.
GÖRÜMSETME
Sinema filmlerinden kesilmiş bölüm.
GÖSTERİM
Görüntülerin gösterici yardımıyla bir yüzeye yansıtılması işi, projeksiyon. Sinema, tiyatro, konser vb. sanat dallarında verilen gösterilerden her biri, seans. Sinema salonlarında filmin gösterilmeye başlaması, vizyon.
FİGÜRAN
Genellikle tiyatro ve sinemada, konuşması olmayan veya konuşması çok az olan rollere çıkan kimse. Bir toplumda, bir toplulukta sönük, etkisiz olan kimse.
FOTOJENİK
Işığın bazı cisimler üzerine yaptığı kimyasal etki ile ilgili veya bu etkileri yaratma özelliği taşıyan. Fotoğrafta veya sinema filminde güzel bir etki bırakan (yüz, duruş). Fotoğraf kâğıdını çok etkileyen.
FON
Belirli bir iş için gerektikçe harcanmak üzere ayrılıp işletilen para, kaynak. Bir kuruluşun mali kaynaklarının tümünün göstergesi. Sinemada, tiyatroda oyuncuların arkasındaki resim, fotoğraf veya çeşitli plastik ögelerden oluşan dekor, görüntü. Bir kumaşın alt dokusu. İç mimaride üstüne başka şeyler eklenen bölüm. Bir tabloda, üzerinde konunun işlendiği boya katı.
BALKON
Bir yapının genellikle dışarıya doğru çıkmış, çevresi duvar ya da parmaklıkla çevrili bölümü. Vücudun göğüs veya göbek bölümü. Tiyatro, sinema vb. büyük salonlarda asma kat.
BAŞYILDIZ
Çift yıldızlarda kütlesi büyük olan yıldız. Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçılarının en önde geleni.
GÖSTERİ
İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş.
GİŞE
İstasyon, sinema, banka, mağaza ve bazı giriş kapılarında bilet veya para alıp verilen, çoğu küçük pencere biçiminde olan yer, şalter.
BİLET
Para ile alınan ve konser, sinema, tiyatro vb. eğlence yerlerine girme, ulaşım araçlarına binme veya bir talih oyununa katılma imkânını veren belge.
ANİME
Japon çizgi romanı mangaların televizyon, sinema vb. için filmleştirilmiş biçimi.
IŞIKÇI
Sinema filmlerinin çekiminde veya tiyatro, opera, bale vb. gösteri sanatlarında sahnenin aydınlatılması için gerekli ışık ve elektrik işlemini düzenleyip yapan kimse.
BELGECİ
Belgesel filmler yapan, yöneten sinemacı.