Kelimeler arşivinde; içinde "silahlı" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde silahlı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu silahlı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında silahlı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SİLAHLI
Silahı olan.
SİLAHLIK
Kışlada erlerin silahlarını yerleştirip bıraktıkları yer. Tabanca, bıçak ve benzerleri silahları yerleştirmek için kullanılmış olan, kat kat, enli, meşin kemer.
Bu bölümde tanımı içerisinde SİLAHLI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇETE
Yasa dışı işler yapmak veya etrafındakileri korkutmak amacıyla bir araya gelmiş topluluk. Ordu birliklerinden olmayan silahlı küçük birlik.
PARTİZAN
Partici. Düşmanlarına karşı mücadele verirken cephe gerisinde silahlı harekete katılan kimse.
İNZİBAT
Sıkı düzen. Silahlı kuvvetlerde, ordudaki düzeni sağlamak amacıyla görevlendirilmiş er. Gözaltında tutma.
DÜELLO
İki kişi arasında, tanıklar önünde yapılmış olan silahlı vuruşma. İki siyasi, ekonomik güç arasındaki çatışma. İki kişi arasında tanıklar önünde yapılmış olan sözlü atışma.
DÖVÜŞMEK
Karşılıklı birbirini dövmek, vuruşmak. İki silahlı kuvvet çatışmak. Boks yapmak.
MÜSADEME
Silahlı iki grup arasındaki kısa çatışma, çarpışma. Uğraşma.
MİLİS
Savaş sırasında orduya yardımcı olarak toplanan silahlı halk gücü. Bazı ülkelerde yardımcı güvenlik gücü.
KUVVE
Düşünce, niyet. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin durumu veya gücü. Yeti.
MİLİTARİZM
Bir ülkede ordu gücünün aşırı derecede ağır basması. Her tür sorunu askerî yöntemlere başvurarak çözme, bundan dolayı silahlı kuvvetlere öncelik tanıma eğilimi.
İÇTİMA
Askerlerin silahlı ve donatılmış olarak toplanmaları. Kavuşum. Toplanma, toplantı.
KOMİTACI
Siyasi bir amaca ulaşmak için silahlı mücadele yapan gizli topluluk veya örgüte bağlı kimse.
KUVVET
Fiziksel güç, takat. Güç. Bir ülkenin silahlı gücü. Dayanıklı olma durumu. Yetke, erk, nüfuz. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Şiddet, zor, cebir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.
KIZAN
Erkek çocuk. Silahlı köy delikanlısı. Dişi köpek, kedi gibi hayvanların çiftleşme isteği gösterdikleri durum veya zaman. Çoluk çocuk.
HAYDUT
Silahlı soygun yapan, yol kesen kimse.
ORDU
Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü. Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri. Çok sayıda insan, kalabalık. Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü.
SALDIRI
Kötülük yapmak, yıpratmak amacıyla doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma, hücum, taarruz, tecavüz.
MUVAZZAF
Silahlı Kuvvetlerde görev başında olan subay ve astsubaylarla askerlik hizmetini yapan erler. Bir görev ve hizmetle yükümlü olan (kimse).
ASTSUBAY
Silahlı Kuvvetler Yasası'na göre astsubay meslek yüksekokullarında yetişerek Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbesi olan asker, gedikli.
ÇATIŞMA
Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.
JANDARMA
Yurt içinde genel güvenliği ve kamu düzenini korumakla görevli, yasa ve nizamların koyduğu hükümlerin yürütülmesini ve bunlara dayanan hükûmet emirlerinin yerine getirilmesini sağlayan silahlı askerî kuvvet. Bu kuvvette görevli olan kimse. Açıkgöz.