Kelimeler arşivinde; içinde "seyyar" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde seyyar bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu seyyar ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında seyyar olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SEYYAR
Belli bir yeri olmayan, gezici, gezgin. Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen, portatif.
SEYYARE
Gezegen.
Bu bölümde tanımı içerisinde SEYYAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASDA
Seyyar satıcıların sattıkları ufak tefek eşya.
BASTACİ
İşportacı, seyyar tuhafiyeci.
GIRGIR
Mekanik olarak çalışan süpürge. Açık denizlerde balık avlamakta kullanılan büyük ağ. Testi. Bir çeşit hamsi ağı, seyyar dalyan. Balıkçı sandalı: Gırgırlar tam-yol gidiyor. Makas.
İNECİK
Seyyar merdiven. Balık yavrusu. İzmir şehrinde, Mordoğan bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Tekirdağ şehri, İnecik bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
İNECEK
Merdiven. Seyyar merdiven. Mağaralardaki basamak. Taş merdiven. (Başkışla Karaman Konya).
AYAKCIL
Küçük el merdiveni, seyyar merdiven. Dokuma tezgâhı pedalı.
GEZDİRİCİ
Gezdiren kimse. Seyyar satıcı.
AYAKCIK
Küçük el merdiveni, seyyar merdiven.
YOLÇULUH
Yolculuk; seyyar satıcılık.
DİBLİ
Seyyar tandır.
GEZEGEN
Güneş çevresinde dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı, seyyare, planet.
AYAKÇIK
Çocukların ve cambazların boylarını yükseltmek için ayaklarına takıp gezdikleri sırık. Seyyar merdiven.
GEZGİNCİ
Gezerek iş gören, gezici, seyyar.
GEÇGİNCİ
Seyyar satıcı.
GEZEKÇİ
Sığır çobanı. Seyyar satıcı.
PORTATİF
Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen, seyyar. Sökülüp başka yerde kurulma imkânı bulunan.
BASTACI
İşportacı, seyyar tuhafiyeci. Sebzeci, manav, sebze satan sergici. Duvar harçcısı.
BASTA
Dur anlamında kullanılan buyruk sözü. Pilav, ince öğütülmüş bulgurdan yapılan yemek. Duvar örülürken konulan harç. Elbiseye yapılan pens: Bele iki basta yaparsan entarin iyi olur. Elbisedeki kırma, pile. Dükkân tezgâhı, seyyar tezgâh, tabla, işporta, içinde ufak tefek eşyanın satıldığı seyyar küçük vitrin, pazar yerlerinde meyve, eşya satılan sergi, muvakkat satış yeri. Yünün keçe yapılmak üzere dövülüp sıkıştırılmış hali.