İçinde SERBES geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "serbes" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde serbes bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu serbes ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında serbes olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

SERBESTLEŞTİRMEK

15 harfli kelimeler

SERBESTLEŞTİRME

12 harfli kelimeler

SERBESTLEMEK

11 harfli kelimeler

SERBESTLEME

10 harfli kelimeler

SERBESTLİK, SERBESTLIG

9 harfli kelimeler

SERBESTÇE

8 harfli kelimeler

SERBESCE, SERBESTİ

7 harfli kelimeler

SERBEST

6 harfli kelimeler

SERBES

Bazı kelimelerin anlamları

SERBES

Serbest. Serbest, rahat.

SERBESTLIG

Hürriyet.

SERBESTLEŞTİRMEK

Serbestleşme işini yaptırmak.

SERBESTLEME

Serbestlemek durumu.

SERBESCE

Serbes olarak.

SERBESTLİK

Serbest olma durumu. İthalatı serbest bırakma, ithalata konulmuş miktar sınırlamalarını kaldırma, liberalizm, liberasyon.

SERBEST

Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, erkin. Hareketi herhangi bir biçimde engellenmeyen. Sıkılmadan, şaşırmadan konuşan ve davranan. Zamanını istediği gibi kullanabilen, yapacak bir işi olmayan. Tutuklu veya bağımlı olmayan, özgür, hür. Bazı kurallara bağlı olmayan. Rahat, özgür, bağımsız bir biçimde. Ağırbaşlı olmayan, hoppa (kadın).

SERBESTİ

özgürlük, akid -si: sözleşme özgürlüğü. Serbestlik.

SERBESTLEMEK

Sıkıcı bir durumdan veya kalabalıktan kurtulmak.

SERBESTLEŞTİRME

Serbestleştirmek işi. Dışalım, dışsatım ve sermaye hareketleri üzerindeki her türlü kısıtlamanın kaldırılması veya azaltılması. Ekonomide her türlü devlet müdahalesinin azaltılması veya tamamen kaldırılması ile serbest piyasa düzeneği işleyişinin sağlanması.

SERBESTÇE

Hareketlerine dikkat etmeyen. (serbes'tçe) Serbest bir biçimde.

  -   -   -  

Anlamında SERBES bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SERBES geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AZADELİK

Azade olma durumu, serbestlik.

BOYDAK

Yükü olmayan yaya. Bekâr, yalnız, serbest.

BAKIR

Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu). Bu elementten yapılmış.

EĞİLME

Eğilmek işi. Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasındaki açı. Bir doğrunun, bir başka doğruya veya düzleme göre eğik olması.

BARAJ

Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.

DÖKÜLMEK

Dökme işi yapılmak ya da dökme işine konu olmak. Düşmek. Salınmak, serbest bırakılmak. Çok yorgun, hasta olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek. Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek. Kumaş dökümlü olmak. Akarsular, göl veya denize akmak. Çıkmak, ortaya konulmak. Kaplamak, yayılmak.

BAROK

MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu. Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı.

ELEKTRONİK

Serbest elektronların etkisiyle oluşan olayları inceleyen bilim dalı. Elektron temeline dayanan, elektronla ilgili.

AMBARGO

Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.

DENİZANASI

Sölenterlerden, yassı bir diske benzeyen, saydam, serbestçe yüzebilen deniz hayvanı, medüz.

AZATLIK

Azat olma durumu, serbestlik. Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye, köle).

AZAT

Serbest bırakma. Serbest bırakılmış olan. Okullarda paydos.

AZADE

Başıboş, erkin, serbest. Başıboş, erkin, serbest olarak.

AZOTLAMA

Azotlamak işi. Azotlu besin almayan bitki veya hayvanların dokularındaki serbest azotu belirleme.

BAŞIBOŞ

Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan. (başı'boş) Kendi isteğine göre, hiçbir etki altında kalmadan. (başı'boş) Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde. Bağlanmamış, serbest bırakılmış.

ERKİN

Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, serbest.

DEGAJE

Serbest, geniş. Açık.

ATKUYRUĞU

Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense). Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi.

BALAT

Orta Çağ'da, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü. Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan veya şarkı olarak okunan eser. Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir şarkı türü.