Kelimeler arşivinde; içinde "sanı" olan, toplam 46 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sanı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sanı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sanı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
İHSANIHÜMAYUN, LİSANIMÜNASİP
İNSANIMSILAR
DOKSANINCI, SANIVERMEK
YASANIMAH, SANIVERME, SANIRTMAK, SANIDAKÇI, BAKSANINA, ANIMSANIŞ, AKPUSANIK, USANILMAK, LİSANIHAL
SANILMAK, SAVSANIK, SANITMAK, SANITMAH, SANITKAN, SANIŞMAK, SANIKLIK, SANIRDAK, SANIRAMA, SANIRALI, SANILDAK, SANIKSIN, USANILMA, SANIÇMAK
SANILGI, VARSANI, PUSANIK, SANISIZ, SANIDAK, SANILMA, SANIMAK
SANIKA, SANIRA, ERSANI
SANIG, SANIŞ, SANIT, SANIÇ, SANIK, SANIZ, SANIR
SANI
SANI
Sanma durumu veya sonucu, zan, zehap.
USANILMAK
Usanma işi yapılmak.
LİSANIHAL
Hâl diliyle, davranışla düşünce ve istenileni anlatma.
BAKSANINA
Baksana.
DOKSANINCI
Doksanın sıra sıfatı, sırada seksen dokuzuncudan sonra gelen.
LİSANIMÜNASİP
Karşısındakinin kolayca anlayabileceği dil ve üslup.
SANIRTMAK
Şaşakalmak, şaşırmak. 1.Surat asmak, sessiz durmak. Somurtmak. Boşuna ayakta durmak, dikilmek.
YASANIMAH
Tasarlamak, akıldan geçirmek.
ANIMSANIŞ
Anımsanma işi, hatırlanış.
İHSANIHÜMAYUN
Padişah tarafından yeteneği veya başarısı dolayısıyla birine verilen görev, rütbe, ödül.
İNSANIMSILAR
İnsansılar.
SANIVERME
Sanıvermek işi.
SANILMAK
Düşünülmek, olabileceğine inanılmak, zannedilmek, zannolunmak.
AKPUSANIK
Bir çeşit beyaz buğday.
SANIDAKÇI
Toplulukta konuşmayan, çekingen kimse.
SANIVERMEK
Sanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde SANI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
ALBASTI
Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
ARAMA
Aramak işi, taharri. Sanığın yakalanması veya suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılmış olan araştırma işlemi.
AHLATIERBAA
İnsanın kişiliğini oluşturduğuna inanılan bedendeki balgam, kan, safra ve sevda ögeleri.
AKLANMAK
Ak olmak, temizlenmek. Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek. Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
ANONİM
Adı sanı bilinmeyen. Çok ortaklı. Yazanı, yapanı, söyleyeni bilinmeyen, laedri.
ANTROPOLOJİ
İnsanın kökenini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim, insan bilimi.
ALÇALMAK
Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek. İnsanın değeri azalmak.
AVUNTU
İnsanı avutan şey, oyalanacak şey, avunç, avunma. Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme, avunma, avunç. Teselli.
ANMA
Anmak işi, yâd. Ölmüş bir insanı hatırlamak için yapılmış olan tören, ihtifal.
AHLAKLILIK
Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü. Ahlak kuralları ile uyum içinde olma.
AHİRET
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
BABAKÖŞ
Ayaksız olduğu için yılan sanılan, solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis).
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
AYSAR
Ayın etkisiyle huyunun değiştiği sanılan (kimse). Değişken huylu, kararsız (kimse).
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ASONANS
Aynı aksanı veren ünlüyü ondan sonra veya önce gelen ünsüzü dikkate almadan her dizenin sonunda tekrarlama biçiminde yapılmış olan uyak.