İçinde SAKINCA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sakınca" olan, toplam 4 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sakınca bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sakınca ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sakınca olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SAKINCA

Çekinilmesi, dikkatli olunması gereken, sakınmayı gerektiren durum, mahzur.

SAKINCALI

Sakınmayı, çekinmeyi gerektiren, mahzurlu.

SAKINCASIZ

Sakınmayı gerektirmeyen, mahzursuz.

SAKINCASIZLIK

Sakıncasız olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında SAKINCA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAKINCA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BELA

İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Hak edilen ceza. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse.

SETRİAVRET

İslam dinine göre görünmesi sakıncalı olan yerleri örtme.

MÜBAH

Dinî bakımdan yapılmasında sakınca olmayan, yapılması günah veya sevap olmayan. Yapılmasında sakınca görülmeyen.

DIŞRAK

Herkesin öğrenmesinde sakınca görülmeyen, gizli kapalı olmayan (her türlü bilgi, öğreti), içrek karşıtı.

NAMAHREM

Evlenmelerinde yasa bakımından sakınca olmayan (kadın ve erkek). Yabancı, el.

TEMİZLENMEK

Temiz duruma gelmek, arınmak, paklanmak. Kumarda öbür oyuncu veya oyuncularca bütün parası alınmak. Ortadan kaldırılmak, öldürülmek. Sakıncalı bir durum, iş düzelmek, bitmek. Kadınlarda aybaşı durumu sona ermek.

ÖRTÜNMEK

Kendi üzerine bir şey örtmek. Kadın, dinî açıdan görünmesi sakıncalı olan yerlerini örtmek.

İSTER

Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey, gerek, icap, lüzum. Cümledeki görevleri aynı olan kelimelerin ayrı ayrı her birinin başına getirilerek herhangi birinin onanmasında sakınca olmadığını anlatan bir söz.

CAİZ

Din, yasa, töre vb. bakımdan işlenmesinde, yapılmasında sakınca olmayan, yapılıp işlenmesine izin verilen. Uygun, yerinde sayılan, yakışık alan.

ENGELSİZ

Engeli olmayan, mâniasız. Engeli, sıkıntısız, sakıncası olmayan bir biçimde.

TEHLİKE

Büyük zarar veya yok olmaya yol açabilecek durum, muhatara. Gerçekleşme ihtimali bulunan fakat istenmeyen sakıncalı durum.

ÖRTMECE

Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması, edebikelam. Kandırma, gizleme.

İTİRAF

Başkaları tarafından bilinmesi sakıncalı görülen bir gerçeği saklamaktan vazgeçip açıklama, söyleme, bildirme.

TEMİZLEMEK

Arıtmak. Öldürmek, yok etmek. Bitirmek, tüketmek. Sakıncalı, pürüzlü bir işi olumlu sonuçlandırmak. Kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak. Bir yaranın, bir dokunun sağlam olmayan bölümlerini neşter veya bıçakla kesmek.

KAZALI

Kazaya yol açan, sakıncalı, tehlikeli. İlçesi olan. Kaza geçirmiş olan.

ÇÜRÜKLÜK

Çürük olma durumu. Sakıncalı, şüpheli, belirsiz durum. İşe yaramayan maddelerin bırakıldığı yer.

MAHZUR

Sakınca. Engel.

EMİN

Güvenli. Sakıncasız, emniyetli, tehlikesiz. Osmanlı Devleti'nde bazı devlet görevlerindeki sorumlu kişi. Şüphesi olmayan.

MAHZURLU

Sakıncalı.

MAŞALIK

Başkasının pek de hoş olmayan, sakıncalı isteklerine, amaçlarına alet olma durumu. Aşırı hırçınlık, yaramazlık yüzünden dayak yemeye aday (çocuk).