İçinde SAKLAMA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "saklama" olan, toplam 18 tane kelime bulunuyor. İçerisinde saklama bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu saklama ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında saklama olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

SARIMSAKLAMAK

12 harfli kelimeler

SARIMSAKLAMA

11 harfli kelimeler

TOSSAKLAMAK, SAVSAKLAMAK, SUMSAKLAMAK, SOMSAKLAMAK, SARSAKLAMAK, BASSAKLAMAK, KAVSAKLAMAK

10 harfli kelimeler

TUSAKLAMAK, TASAKLAMAK, MASAKLAMAK, BASAKLAMAK, YASAKLAMAK, SAVSAKLAMA

9 harfli kelimeler

YASAKLAMA

8 harfli kelimeler

SAKLAMAK

7 harfli kelimeler

SAKLAMA

Bazı kelimelerin anlamları

SAKLAMA

Saklamak işi.

TOSSAKLAMAK

Soymak : Mehmet Ağa duydun mu, Osman'ı tossaklamışlar.

SARIMSAKLAMA

Sarımsaklamak işi.

MASAKLAMAK

İki bıçağı birbirine sürterek keskinleştirmek.

TUSAKLAMAK

İşinden alıkoymak.

SARIMSAKLAMAK

İçine sarımsak katmak.

SUMSAKLAMAK

Yumruklamak.

BASAKLAMAK

Baskın yaparak yakalamak, üstüne çökmek: Ahmet eşkiyayı basakladı. Kadına, tecavüz etmek.

SAVSAKLAMA

Savsaklamak işi, ihmal.

TASAKLAMAK

Kesmek.

BASSAKLAMAK

Dövmek, hırpalamak.

SARSAKLAMAK

Gereksiz durmak, eğlenmek. Ahmaklaşmak.

SAVSAKLAMAK

Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi isteyerek geri bırakmak, geciktirmek, umursamamak, ertelemek, sallamak, ihmal etmek.

KAVSAKLAMAK

Bir işi baştan savma yapmak. Anlamak, farkına varmak.

YASAKLAMAK

Bir şeyin yapılmamasını buyurmak veya istemek.

SOMSAKLAMAK

Yumruklamak, yumrukla vurmak.

  -   -   -  

Anlamında SAKLAMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAKLAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARŞİVLEMEK

Arşive kaldırmak, arşivde saklamak.

HIFZETMEK

Saklamak. Aklında tutmak, bellemek, ezberlemek.

DEPOLAMAK

Saklamak veya korumak amacıyla ambara koymak, depo etmek, biriktirmek, ambarlamak. Bir bellek cihazına veriyi yerleştirmek veya saklamak.

DOK

Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz. Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılmış olan büyük depo.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

ALIKOYMAK

Bir süre için bir yerde tutmak. Ayırıp saklamak. Mâni olmak, engel olmak. Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak. Yoksun bırakmak.

GÖMÜLEMEK

Para veya değerli şeyleri toprak altına gömerek saklamak.

İHRAM

Hacıların örtündükleri dikişsiz bürgü. Yün yaygı. Yunanların, Romalıların, günümüzde de Berberilerin büründükleri geniş, beyaz, yünlü çarşaftan giysi. Hacca veya umreye giden Müslüman'ın dinî olarak yapılması yasak olmayan bazı şeyleri kendisine yasaklaması.

İKRAR

Saklamayıp doğruca söyleme, açıkça söyleme. Bildirme. Benimseme, onama, kabul, tasdik.

GİZLEMEK

Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak. Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir şeyi bulunduğu çevreye uydurmak, alalamak, peçelemek, kamufle etmek. Bilerek ve isteyerek bir olguyu haber vermemek.

İHMAL

Gereken ilgiyi göstermeme, boşlama, savsaklama, savsama, önem vermeme.

ATLATMAK

Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.

BELLEK

Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin. Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm.

GEVEZE

Çok konuşan, çenesi düşük, gevşek ağızlı, lafçı, lafazan, zevzek, lakırtı ebesi, ağız kavafı, lakırtı kavafı, çene kavafı, cır cır, çaçaron. Sır saklamayan, boşboğaz, ayran ağızlı.

ALBÜM

Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü. Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap. Uzunçalar.

HIFIZ

Saklama. Ezberleme, akılda tutma.

BUZDOLABI

Yiyecek, içecek vb.ni soğuk olarak saklamaya yarayan, motorla çalışan dolap, soğutucu, frijider.

AMBARGO

Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.

AYIRMAK

Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.

BUZLUK

Yiyecek ve içecekleri soğutarak saklamak için kullanılan, buzla soğutulan kap veya dolap. Buzdolabının içinde buz yapan bölme.