Kelimeler arşivinde; içinde "safir" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde safir bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu safir ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında safir olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MİSAFİRPERVERLİK
MİSAFİRPERVER
MİSAFİRHANE
BAŞMİSAFİR, MİSAFİRLİK
MİSAFİRLİ
MİSAFİR, MISAFİR, MUSAFİR, MÜSAFİR
SAFİRE
SAFİR
SAFİR
Mavi renkli, değerli bir korindon türü, gök yakut.
MİSAFİRHANE
Konukevi. Yolcuların konakladıkları han, kervansaray vb.
MİSAFİR
Konuk. Gözün saydam tabakasında herhangi bir sebeple oluşan beyaz leke.
MUSAFİR
Misafir (Domur köyü). Misafir// musafir etmek: misafir olarak kabul etmek. Misafir.
SAFİRE
İnce, güzel ses. Islık.
MİSAFİRLİ
Konya şehri, Ilgın ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
BAŞMİSAFİR
En değerli konuk.
MISAFİR
Misafir, konuk.
MÜSAFİR
Misafir, konuk.
MİSAFİRPERVER
Konuksever.
MİSAFİRPERVERLİK
Konukseverlik.
MİSAFİRLİK
Konukluk. Konuk için, konuğa özgü.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAFİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KONUK
Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse, misafir, mihman. Konakçının üzerindeki asalak.
DÖKKÜ
Köylerde ocakların arkasına dökülerek kurutulan hayvan gübresi. Yakmak için ocağa dökülen hayvan gübresi ile karışık saman. Hayvanların altına serilen ot, ağaç dalı. Hayvanlara yedirilmek için toplanan ağaç yaprağı. Misafire yapılan ikram. Rüşvet.
KONUKEVİ
Resmî veya özel kuruluşların kendi görevlilerinin yararlanması için yaptırdığı konut, misafirhane.
DÜĞÜRÇÜ
Misafirleri düğüne davet eden kişi. Düğün alayı. Kız görmeye giden kimse, görücü. Kız istemeye giden kimse, elçi. Dünür, kız istemeye giden grup.
ATANAK
Çocukların kuş vurdukları sapan. Köy odalarında misafirlerin elbise ve paltolarını asmaları için iki direk arasına yatay uzatılmış ağaç. Ağaç ve ot kökü.
ALKAP
Yakalama, yaka paça etme. Dalavereci, dönek. Misafiri iyi karşılama.
KONUKLUK
Konuk olma durumu, misafirlik.
DÜYEP
Görgü: Senin hiç düyepin yok mu? Misafir karşısında böyle yapma.
BURÇUKLAMAK
Misafiri ağırlamak için zahmete katlanmak, ikram etmek.
EĞREK
Dinlenme yeri. Hayvanların toplandığı yer. Hayvanların toplu olarak durdukları su başı. Küçük baş hayvanların gece yattıkları yer, ağıl. Köyün ya da mahallenin meydanlığı. Eğlence yeri. Misafir odası. Akar suların yataklarını meydana getiren girintili çıkıntılı topraklar. Hayvanların yazın öğle sıcağında toplanıp dinlendikleri yer. Sıcak havada hayvanların otlakta serinledikleri, dinlendikleri yer. Otlak, gezinti alanı. Su toplanan yer. Avlağı, sürü hayvanlarının istirahat ettiği yer. Dede Korkut'ta Serek'in kardeşi. Aydın ilinde, İncirliova ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KONUKSEVER
Konuklarına iyi davranan, onları iyi ağırlayan ve kendisine konuk gelmesinden hoşlanan, misafirperver.
CİNLİK
Eski odalarda misafirlerin heybelerini koymak için yapılan dolap.
BAKOZ
Ağaç temellerin küçük parçaları: Misafir odasının bakozları hafif kaldı.
EKMEKLEMEK
Ev halkını, misafirleri doyurmak, onlara yemek çıkarmak.
ÇEŞNEVİR
Misafirlere sunulan kuru yemiş.
AŞ
Yemek. Bulgur pilâvı. Pirinç pilâvı. Bulgurdan yapılan sulu pilâv. Çorba. Nişasta, şeker ve su ile yapılan bir çeşit tatlı. Tarhana. Buğday unundan yapılan erişte: Bugün bizde misafir vardı ona aş kestim. Fırınlanmış mısır kırıklarından yapılan bir çeşit yemek. Zeytin tanesinin mengenede sıkıldıktan sonra kalan posası. Aşı: Dün okullarda aş yapmışlar. Çift sürerken öküzlere sesleniş şekli. Aç: Garnın aş mı ôlum?. Aş, yemek. Eski türkçe aş: Yemek. "Tarhana aşi. Ağaç (bk. âç). Ağaç. Aşı. Aç, tok değil. Yemek, çorba, yiyecek şey.
BURÇULMAK
Misafiri ağırlamak için zahmete katlanmak, ikram etmek.
KONUKSEVERLİK
Konuksever olma durumu, misafirperverlik.
BAŞAM
Ağabey. Bu akşam: Başam misafirimiz gelecek.
AĞILLAMAK
Koyun, keçi gibi hayvanları sağmak üzere ağıla koymak. İkram etmek, ağırlamak: Misafiri ağılladık. Ağırlamak, misafir kabul etmek.