Kelimeler arşivinde; içinde "ramak" olan, toplam 163 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ramak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ramak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ramak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SUPRAMAKSİLAR
CİLTIRARAMAK, KURUMSURAMAK
SAMBARRAMAK
YILDIRAMAK, BUNSURAMAK, CAKKIRAMAK, CILDIRAMAK, ÇAKKIRAMAK, ÇILDIRAMAK, DANGIRAMAK, DIĞIRRAMAK, FALDIRAMAK, FILDIRAMAK, GAKKIRAMAK, GILDIRAMAK, GULDURAMAK, HOPÇURAMAK, KILDIRAMAK, KOÇSIRAMAK, KONGURAMAK, MANGIRAMAK, OTURAMAKLI, OYŞARRAMAK, PALDIRAMAK, PIRPIRAMAK, SANDIRAMAK, SIÇÇIRAMAK, SINÇIRAMAK, TINGIRAMAK, TOZARRAMAK, YALBIRAMAK, YALDIRAMAK, ZINGIRAMAK
AYARRAMAK, BICIRAMAK, BIDIRAMAK, BUTURAMAK, CILTRAMAK, DAZIRAMAK, DOMURAMAK, DUDURAMAK, FIKIRAMAK, FIŞIRAMAK, FOSURAMAK, GAGIRAMAK, HAKIRAMAK, HASIRAMAK, ILDIRAMAK, İLDIRAMAK, İLDİRAMAK, KARERAMAK, KICIRAMAK, KIFIRAMAK, MICIRAMAK, MIZIRAMAK, MODURAMAK, OĞURRAMAK, OYSURAMAK, PATIRAMAK, PATİRAMAK, POTURAMAK, SAKIRAMAK, SAMIRAMAK, Devamını Oku »»
DOĞRAMAK, FIKRAMAK, KAVRAMAK, KIPRAMAK, KIVRAMAK, SIÇRAMAK, ŞAKRAMAK, YIPRAMAK, BADRAMAK, BAVRAMAK, BAYRAMAK, BIDRAMAK, CIVRAMAK, ÇIMRAMAK, ÇOKRAMAK, DAYRAMAK, DIĞRAMAK, DINRAMAK, FEKRAMAK, FIHRAMAK, GAVRAMAK, GIMRAMAK, GIPRAMAK, GIVRAMAK, GUMRAMAK, HAKRAMAK, HAPRAMAK, HARAMAKİ, HOKRAMAK, HOPRAMAK, Devamını Oku »»
ABRAMAK, KARAMAK, OKRAMAK, TARAMAK, UĞRAMAK, YARAMAK, ANRAMAK, APRAMAK, AVRAMAK, BIRAMAK, CORAMAK, DORAMAK, GARAMAK, GURAMAK, HURAMAK, IĞRAMAK, İĞRAMAK, KORAMAK, KURAMAK, MARAMAK, OĞRAMAK, SORAMAK, ŞARAMAK, TORAMAK, TÖRAMAK, TURAMAK, UGRAMAK, YIRAMAK
ARAMAK, IRAMAK, İRAMAK, ORAMAK, URAMAK
RAMAK
RAMAK
"Bir şeyin olmasına çok az kalmak" anlamına gelen ramak kalmak deyiminde geçer.
KURUMSURAMAK
Bulduğuyla yetinmeyip daha çoğunu istemek.
ÇILDIRAMAK
Hafif rüzgâr esmesiyle ağaçlar ve çalılar hışırdamak, ses çıkarmak. Su şırıldayarak akmak. Deve ve koyun gibi hayvanlara takılan top çanlar ses çıkarmak. Bir şeye çıldır çıldır ses çıkarmak.
CİLTIRARAMAK
Parlamak.
YILDIRAMAK
Parıldamak.
DIĞIRRAMAK
Yuvarlamak.
GAKKIRAMAK
Tavuk ses çıkarmak.
FILDIRAMAK
Gözleri parıl parıl yuvalarında oynamak, parlamak.
DANGIRAMAK
Bağıra bağıra, yüksek sesle konuşmak.
CAKKIRAMAK
İstekle içten gülmek.
CILDIRAMAK
Karanlıkta göz parlamak. Göz kaymak: Gözleri cıldırayıp durur.
FALDIRAMAK
Soğuktan titremek, çeneleri birbirine vurmak. Korku, kızgınlık ve heyecandan titremek. Yaşlılıktan dolayı ses titremek.
ÇAKKIRAMAK
Kahkaha atmak.
SUPRAMAKSİLAR
Üst çene.
BUNSURAMAK
Beğenmemek, azımsamak, küçümsemek.
SAMBARRAMAK
Bir nesne yaylanmak, sallanmak : Ağaç sambariyer olmuya gırılacah.
Bu bölümde tanımı içerisinde RAMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARAMA
Aramak işi, taharri. Sanığın yakalanması veya suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılmış olan araştırma işlemi.
BATMAK
Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek. Yıkılmak, egemenliği sona ermek. Saplanmak. Çökmek. Yok olmak. Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek. Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek. Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak. Kirlenmek. İflas etmek. Daha kötü bir duruma uğramak. Dokunmak, incitmek.
BEKLEMEK
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.
ÇARPMAK
Hızla değmek, vurmak. El çabukluğu ile çalmak, dolandırarak elde etmek. Etkisiyle birdenbire hasta etmek. Kalp, hızlı hızlı vurmak. Varlığına inanılan bir gücün öfkesine uğramak. Kurnazlıkla ele geçirmek. Biri çarpılan, öbürü çarpan denilen iki sayı verildiğinde çarpanı çarpılandaki birim kadar çoğaltarak çarpım adı verilen bir üçüncü sayıyı elde etmek, darp etmek. Çekiciliğiyle etkilemek, şaşırtmak.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ABRAMA
Abramak işi.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
ÇAMURLANMAK
Üzerine çamur sıçramak, bulaşmak. Kötülenmek, sataşılmak.
AVUÇLAMAK
Avuçla kavramak, avuçla almak, apazlamak, hapazlamak.
AJİTE
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.
ARDAKLANMAK
Ağaçlarda mantarların sebep olduğu çürümeye uğramak.
ALGILAMAK
Bir olayı veya bir nesnenin varlığını duyu organlarıyla kavramak, idrak etmek.
ÇENTİKLEMEK
Bir şeyde çentik açmak. Bir şeyi ince doğramak.
ALKARNA
İstiridye, midye, tarak vb. kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden bir ağ.
BOZULMAK
Bozma işine konu olmak. Dağılmak, bozguna uğramak. İyi ve değerli niteliğini yitirmek. Bir şeye kızmak, içerlemek. Taşıt arızalanmak. Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek. Sağlığını yitirip zayıflamak.
BULMAK
Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Bir şeyi elde etmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Sağlamak, temin etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
ARANMAK
Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.
ANLAMAK
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.
BAĞIŞLANMAK
Bağışlama işine konu olmak, affa uğramak, affedilmek, affolunmak.