Kelimeler arşivinde; içinde "pazarlı" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde pazarlı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu pazarlı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında pazarlı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PAZARLIKSIZ, PAZARLIOĞLU
PAZARLIKÇI, PAZARLIKLI
PAZARLIK
PAZARLI
PAZARLI
Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Kırklareli şehrinde, Vize belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
PAZARLIKLI
Pazarlığı olan.
PAZARLIK
Bir alışverişte tarafların kendileri için en elverişli fiyatı karşısındakine kabul ettirmek amacıyla yaptıkları görüşme. Bazı kolaylıklar elde etmek veya daha iyi bir çözüme varmak amacıyla yapılmış olan görüşme. Özellikle pazar günleri giyilen şık, gösterişli giysi.
PAZARLIKÇI
Pazarlık yapmayı seven kimse.
PAZARLIKSIZ
Pazarlık yapılmadan.
PAZARLIOĞLU
Zonguldak ili, Gökçebey belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde PAZARLI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
VURTUT
Silahla yaratılan kargaşalık. Uzun uzun çekişerek, sıkı pazarlık ederek.
KESİŞMEK
Birbirini kesmek. Erkek ve kadın, bakışlarla anlaşmak. Pazarlıkta, herhangi bir fiyatta anlaşmak. Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirine kavuşmak.
DARTINMAK
Kendini ağır satmak, büyüklenmek, böbürlenmek. Tartılmak. Kendini naza çekmek: Ahmet pazarlıkta çok dartındı. Yüzünü örtü ile kapatmak. Başını örtmek, sarmak. Örtünmek. Bir şeyi tutarak çekmek. Çekinmek, ihtiraz etmek, esirgemek.
HAYIRLAŞMAK
Pazarlıkta anlaştıktan sonra birbirlerine hayır dilemek.
ÇÖLEMEN
Taş parçası. Ocaklarda tencere ve saçın altına konulan taş veya kerpiç. Pazarlık.
FİNİYER
Çok bilmiş, içten pazarlıklı. Çürük, bozuk.
ÇEVKEL
Öğendirenin alt ucundaki demir sıyırgı. Çekişerek pazarlık eden kişi. Kolay ayıklanamayan ceviz: Geçen hafta aldığım ceviz çok çevkelmiş.
ÇENTİLEMEK
Pazarlık etmek.
PAZARLAŞMAK
Bir fiyat üzerinde anlaşmak, pazarlık etmek.
AKÇALAŞMAK
Pazarlık etmek.
KIRIŞMAK
Bir yüzeyin düzgünlüğü bozulmak, kırışık oluşmak. Karşılıklı kırmak. Bahse tutuşmak. Pazarlık etmek. Bir şeyi eşit olarak paylaşmak.
ÇENTELEMEK
Yontmak. Pazarlık etmek: Bu işi çok çenteledin ha. Daha ucuza veremem.
KESİM
Kesme işi. Pazarlık, anlaşma. Boy bos, endam. Bölüm, parça, kısım, sektör. Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa. Kesme zamanı. İşaretlenmiş belli yer. Bölge. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.
ÇENTELEŞMEK
Pazarlık etmek. Çekişmek, münakaşa etmek.
AĞACALIK
Bir iş yapana ücretinden başka verilen şey, para. Çobanların, hizmetkârların pazarlıklı hizmet sürelerini doldurduktan sonra, bedava olarak çalıştıkları birkaç haftalık zaman. Gelinin erkek kardeşine oğlan evi tarafından yapılan elbise.
BEYHAH
İçi dışı bir olmayan kimse, içten pazarlıklı.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
DURUKTURMAK
Karar vermek. Pazarlıkta anlaşamayan iki kişiyi uyuşturmak.
HINZIR
Domuz. Katı yürekli, kötü düşünen, gaddar. Kurnaz, içten pazarlıklı olan. Genellikle hoşa giden bir davranış veya durum için şaka yollu söylenen bir söz. Yaramaz, haylaz.
DÖĞNEŞMEK
Çekişmek, çekişerek pazarlık etmek.