İçinde PAZARLI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "pazarlı" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde pazarlı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu pazarlı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında pazarlı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

PAZARLIKSIZ, PAZARLIOĞLU

10 harfli kelimeler

PAZARLIKÇI, PAZARLIKLI

8 harfli kelimeler

PAZARLIK

7 harfli kelimeler

PAZARLI

Bazı kelimelerin anlamları

PAZARLI

Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Kırklareli şehrinde, Vize belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

PAZARLIKLI

Pazarlığı olan.

PAZARLIK

Bir alışverişte tarafların kendileri için en elverişli fiyatı karşısındakine kabul ettirmek amacıyla yaptıkları görüşme. Bazı kolaylıklar elde etmek veya daha iyi bir çözüme varmak amacıyla yapılmış olan görüşme. Özellikle pazar günleri giyilen şık, gösterişli giysi.

PAZARLIKÇI

Pazarlık yapmayı seven kimse.

PAZARLIKSIZ

Pazarlık yapılmadan.

PAZARLIOĞLU

Zonguldak ili, Gökçebey belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında PAZARLI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PAZARLI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

VURTUT

Silahla yaratılan kargaşalık. Uzun uzun çekişerek, sıkı pazarlık ederek.

KESİŞMEK

Birbirini kesmek. Erkek ve kadın, bakışlarla anlaşmak. Pazarlıkta, herhangi bir fiyatta anlaşmak. Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirine kavuşmak.

DARTINMAK

Kendini ağır satmak, büyüklenmek, böbürlenmek. Tartılmak. Kendini naza çekmek: Ahmet pazarlıkta çok dartındı. Yüzünü örtü ile kapatmak. Başını örtmek, sarmak. Örtünmek. Bir şeyi tutarak çekmek. Çekinmek, ihtiraz etmek, esirgemek.

HAYIRLAŞMAK

Pazarlıkta anlaştıktan sonra birbirlerine hayır dilemek.

ÇÖLEMEN

Taş parçası. Ocaklarda tencere ve saçın altına konulan taş veya kerpiç. Pazarlık.

FİNİYER

Çok bilmiş, içten pazarlıklı. Çürük, bozuk.

ÇEVKEL

Öğendirenin alt ucundaki demir sıyırgı. Çekişerek pazarlık eden kişi. Kolay ayıklanamayan ceviz: Geçen hafta aldığım ceviz çok çevkelmiş.

ÇENTİLEMEK

Pazarlık etmek.

PAZARLAŞMAK

Bir fiyat üzerinde anlaşmak, pazarlık etmek.

AKÇALAŞMAK

Pazarlık etmek.

KIRIŞMAK

Bir yüzeyin düzgünlüğü bozulmak, kırışık oluşmak. Karşılıklı kırmak. Bahse tutuşmak. Pazarlık etmek. Bir şeyi eşit olarak paylaşmak.

ÇENTELEMEK

Yontmak. Pazarlık etmek: Bu işi çok çenteledin ha. Daha ucuza veremem.

KESİM

Kesme işi. Pazarlık, anlaşma. Boy bos, endam. Bölüm, parça, kısım, sektör. Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa. Kesme zamanı. İşaretlenmiş belli yer. Bölge. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.

ÇENTELEŞMEK

Pazarlık etmek. Çekişmek, münakaşa etmek.

AĞACALIK

Bir iş yapana ücretinden başka verilen şey, para. Çobanların, hizmetkârların pazarlıklı hizmet sürelerini doldurduktan sonra, bedava olarak çalıştıkları birkaç haftalık zaman. Gelinin erkek kardeşine oğlan evi tarafından yapılan elbise.

BEYHAH

İçi dışı bir olmayan kimse, içten pazarlıklı.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

DURUKTURMAK

Karar vermek. Pazarlıkta anlaşamayan iki kişiyi uyuşturmak.

HINZIR

Domuz. Katı yürekli, kötü düşünen, gaddar. Kurnaz, içten pazarlıklı olan. Genellikle hoşa giden bir davranış veya durum için şaka yollu söylenen bir söz. Yaramaz, haylaz.

DÖĞNEŞMEK

Çekişmek, çekişerek pazarlık etmek.