Kelimeler arşivinde; içinde "parke" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde parke bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu parke ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında parke olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PARKELETMEK
PARKECİLİK, PARKELEMEK, PARKELETME, PARKERLEME
PARKELEME
PARKECİ
PARKE
PARKE
Konut, iş yeri vb. yerlerin tabanını döşemek için çeşitli boyutlarda, ince, uzunca tahta parçalarının veya yapay malzemenin belirli bir düzene göre yerleştirilmesiyle yapılmış olan döşeme. Parke taşı. Bu döşemede kullanılan, aynı boydaki küçük tahta parçası.
PARKELETMEK
Parke ile döşetmek.
PARKELETME
Parkeletmek işi.
PARKECİ
Parke yapan, satan veya döşeyen kimse.
PARKELEMEK
Parke ile döşemek.
PARKERLEME
Asit mangan ya da çinko fosfat çözeltici içinde ısıtarak, çelik yüzeyleri, bir fosfat örtüyle örtmeğe dayanan özel bir süreç.
PARKELEME
Parkelemek işi.
PARKECİLİK
Parkeci olma durumu. Parkecinin işi veya mesleği.
Bu bölümde tanımı içerisinde PARKE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BENZETMELİK
(Söz sanatı terimi) Benzetme yaparken ele alınan niteliğin en kuvvetli bulunduğu şey ki öbürü ona benzetilir.
ÇEKME
Çekmek işi. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. Çekmece. İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Düzgün biçimli. Parmak ya da mızrapla çalınan çalgı. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi. Çekilerek giyilen veya kullanılan.
BASIRMAK
Kapıyı sürgülemek, desteklemek, mandallamak. Kapamak, örtmek, bastırmak. Dikiş dikerken, yama yaparken kumaşın kenarlarını kıvırarak dikmek, bastırmak. Ekmek pişerken tandırın iyi, sürekli ve düzenli yanmasını sağlamak. Gömmek, defnetmek. Gömmek. Bastırmak, kapatmak, saklamak.
BARTLAK
Çocuğun önünü kirletmemesi için takılan önlük. Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak. Kadınların iş yaparken kullandıkları önlük. Genç kız ve kadınların kullandığı göğüslük, sutyen. İlkbaharda tarlalarda kendiliğinden yetişen ve sarı çiçek açan yabani bir ot. Bir yaşında manda. Suda yaşayan bir cins kuş. Dağ ve tarlalarda yaşayan bir av kuşu.
HAVAALANI
İçerisindeki bina, tesis ve donatımlar dâhil uçakların iniş, kalkış ve yer hareketlerini yaparken kullanabilmeleri amacıyla belirlenmiş, ülke içindeki uçuşların yapıldığı saha.
KARAR
Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı. Değişmez olma. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm. Bu yargıyı bildiren belge. Tam ölçüsünde, ne az ne çok.
KEPAZE
Niteliksiz, değersiz. Talim yaparken kullanılan gevşek ok yayı. Utanmaz, rezil. Gülünç.
ÇOĞA
Bebek, çocuk. Kadınların iş yaparken giydikleri daha çok siyah renkli giysi. Belli bir ülke, alan ya da yerleşme biriminde yaşayan insanların sayısal toplamı. Çok, çok a, çok bulunur, çok vardır. Çocuk. Yavru.
ŞANGIRDAMAK
Tabak, bardak vb. bir yere veya birbirine çarparken, kırılırken gürültülü ve çınlayıcı ses çıkarmak.
İŞLEV
Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş, iş görme yetisi, görev, fonksiyon. Bir yapının gerçekleştirilebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme imkânı veren eylem türü, fonksiyon. Bir deneyi yaparken izlenen yol, izlev.
KOLLUK
Gömlek kollarının ucundaki iliklenen bölüm, manşet. Güvenliği sağlamakla görevli polis veya jandarma. İş yaparken giysiyi korumak için bilekten dirseğe kadar kola geçirilen, genellikle koyu renkli kumaştan dikilmiş parça. Kollara takılan ve dikkati çekmesi istenen görevlilerin kimliklerini gösteren şerit.
ŞANGIRTI
Tabak, bardak, şişe vb.nin bir yere veya birbirine çarparken, kırılırken çıkardığı sesin adı.
ÖZENMEK
Beğendiği şeye benzemeye çalışmak, yapmaya kalkışmak. Bir şeyi yaparken elden geldiğince iyi yapmaya çabalamak, bir şeye büyük dikkat ve ilgi göstermek, itina etmek. Birini veya bir şeyi taklit etmeye çalışmak.
AĞIÇALIK
Köy kadınlarının iş yaparken giydikleri, uçkurlu, geniş ağlı ve uzun paçalı don, şalvar. Kadınların iş yaparken giydikleri geniş ağlı, uzun paçalı don.
BOYABIÇAĞI
(Resim) Resim yaparken boya karmağa ve sürmeğe yarayan araç.
PEŞTAMAL
Hamamda örtünmek için kullanılan ince dokuma. İş yaparken bele bağlanan uzun, geniş dokuma. Başa ve omuzlara örtülen dokuma.
KOLAYCI
Bir işi yaparken kolay ve kestirme yolu seçen (kimse).
ÇİT
Bağ, bahçe, bostan ve benzerleri yerlerin çevresine çalı, kamış, ağaç dalı gibi şeylerden çekilen duvar türü, çeper, barı. Pamuktan dokunmuş basma. Baş örtüsü, yazma, yemeni. Başörtüsü, yemeni. Basma (kumaş hakkında). Sebze bahçesi. Çocukların uçurtma yaparken kullandıkları ince, uzun çıta parçaları. Kaburga kemiği. Küçük anahtar. Keçiyi kovalama ünlemi. Çift, iki tane. Göl kenarında, sazlardan kurulan, kamıştan örülmüş bir çeşit ağ. Dallardan silindir şeklinde örülmüş mısır ambarı. İpek böceğini yetiştirmek için kullanılan çubuk örmesi. Saç üstünde pişirilen yufka, bazlama gibi şeylerin soğuması için üzerine konulan hasırdan örülmüş tabla. Çuval. Çorap şişi. Küçük sepet, küfe. Pazen. Çit, baş örtüsü, yazma. Tülbent. Desenli baş örtüsü. Basma, pazen. Çift, ikiz, karşılığı çif. Meyve çekirdeği. Ağaç dallarından örülen, içine mısır ve benzerleri koyulan küçük yapı, çevrilmiş bahçe. Başörtüsü. Çift, bk. çüt. Çift. Fes üzerine bağlanan işlemeli tülbent. Birbirinden ayırmak için, komşu iki tarla, bahçe, bağ arasına ya da yol kıyılarına yerleştirilen bitkisel bölme. Tülbent başörtüsü. (Küllük Iğdır Kars). Basma, patiska ve ketenin ortak adı. (Küllük Iğdır Kars). Çiçekli basma. (Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta). Yüksek kenarlı saman arabası. (Esnemez, Çukurhisar, inönü Eskişehir). Ağaç örgülü saman taşıma kabı. (Boyalı Güdül Ankara). Yetişkin kuzuların konulduğu ağıl. (Beyağıl Ulukışla Niğde). Evlerin önüne konan kamıştan örülme siperlik. (Senirkent Isparta). Mısır ambarı. (Beyceli Fatsa Ordu).
AĞAÇALIK
Köy kadınlarının iş yaparken giydikleri, uçkurlu, geniş ağlı ve uzun paçalı don, şalvar.
TERLEMEK
Ter çıkarmak, ter dökmek. İçindeki suyu ter biçiminde sızdırmak. Bir şeyin üzerinde buhar olarak yoğunlaşmak. Bir iş yaparken yorulmak veya o işi çok emek harcayarak güçlükle başarmak.