Kelimeler arşivinde; içinde "parasız" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde parasız bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu parasız ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında parasız olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PARASIZ
Parası olmayan. Para verilmeksizin, bedavadan, bedava. Para verilmeden elde edilen, bedava. Yoksul.
PARASIZLIK
Parasız olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde PARASIZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KOKOZLUK
Parasız, züğürt olma durumu.
MÜZAYAKA
Sıkıntı, darlık, parasızlık.
TIRIL
Çıplak ve zayıf. Parasız, züğürt.
MECCANİ
Parasız, bedava.
HASTA
Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.
LOJMAN
Bir kuruluş veya iş yerindeki çalışanlara parasız veya az bir kira karşılığında verilen konut.
MÜLAZIM
Bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden. Teğmen.
BEDAVA
Karşılıksız, parasız. Herhangi bir bedel ödemeden. Çok ucuz. Bedavadan. Emeksiz, caba.
AŞEVİ
Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.
LÜPTEN
Açıktan, bedavadan, parasız olarak.
SIKINTI
İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Sorun, mesele, sendrom, problem.
MECCANEN
Parasız olarak, bedava.
PARALANMAK
Parasızken para elde etmek. Parça parça olmak. Bir işte çok çaba ve özen göstermek. Sıkıntı ve üzüntü içinde, olmayacak bir işle uğraşmak, didinmek.
CIBIL
Çıplak. Yoksul, parasız, geçim darlığı çeken.
BELEŞ
Karşılıksız, emeksiz, parasız elde edilen, müft.
EŞANTİYON
Bir malın niteliğini belirtmek, özelliklerini göstermek amacıyla parasız verilen veya gönderilen mal.
TIRILLAMAK
Çıplak veya parasız kalmak.
TINGIR
Metal bir nesne sert bir yüzeye düştüğü zaman çıkan ses. Para. Parasız, züğürt. Boş.
ÇULSUZ
Çulu olmayan. Varlıksız, parasız.
KOKOZLANMAK
Parasını tüketmek, parasız kalmak.