Kelimeler arşivinde; içinde "oğma" olan, toplam 24 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oğma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu oğma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oğma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BOĞMAKLAMAK
KOCAOĞMAĞI
BOĞMACALI, KOCOĞMAĞI, HIRBOĞMAK
BOĞMAKLI, BOĞMASAK
BOĞMACA, DOĞMACA, OĞMADIK
YOĞMAK, TOĞMAK, SOĞMAK, OĞMACA, KOĞMAK, GOĞMAK, ÇOĞMAK, COĞMAK, DOĞMAK, BOĞMAK
DOĞMA, OĞMAÇ, BOĞMA
OĞMA
OĞMA
Kuskus. Baharlı çörek.
OĞMADIK
Beceriksiz. Hesabını bilmeyen, ölçüsüz.
YOĞMAK
Yıkamak.
BOĞMACALI
Boğmacaya tutulmuş olan (kimse).
DOĞMACA
Doğaçlama.
BOĞMASAK
Fazla boğumlu.
BOĞMACA
Genellikle çocuklarda öksürük nöbetleriyle kendisini gösteren bulaşıcı bir hastalık.
OĞMACA
Ordu şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SOĞMAK
Yenmek, ütmek. Üzmek, baskı yapmak (yürek sözcüğüyle birlikte kullanılır).
KOĞMAK
Sürekli arkasına düşmek, izlemek. Kovmak. İz sürmek, izlemek.
HIRBOĞMAK
Lafa boğmak: Ağız birliği iderek hırboğdular beni, malımı o fiyete virir miydim hiç.
BOĞMAKLI
Boğmakları olan.
TOĞMAK
Doğmak. Ortaya çıkma, tulu.
KOCAOĞMAĞI
Yufka ekmek kırılıp içine peynir, maydanoz, soğan koyularak yapılan yemek.
KOCOĞMAĞI
Yufka ekmek kırılıp içine peynir, maydanoz, soğan koyularak yapılan yemek.
BOĞMAKLAMAK
Bir ağacın kuruması için toprağa yakın yerinden kabuğunu kesmek. Bir değneğin çabuk kırılması için değişik yerlerinden bıçakla iz açmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde OĞMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÖNSEZİ
Hiçbir belirti yokken bir şeyin olacağını sezme, içe doğma, hissikablelvuku, altıncı duyu, altıncı his. Temellendirilmeyen duygu, verilmemiş olanın, bilinmeyenin, özellikle gelecekle ilgili olanın önceden duyulması.
DOĞUŞ
Doğma işi.
BOĞMA
Boğmak işi.
ESİNLENMEK
Bir şeyden ilham almak, içine doğmak, mülhem olmak.
AZMAK
Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.
FECRİKAZİP
Tan yerinde gün doğmadan beliren, sonradan kaybolan geçici aydınlık, yalancı tan, geçici tan.
BAŞLAMAK
Görünmek. Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak. Çalışır, işler, yürür duruma girmek. Etkisini göstermek. Bir işe girişmek, harekete geçmek.
MATLA
Gök cisimlerinin doğması. Gök cisimlerinin doğduğu yer. Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti.
MEVLİT
Hz. Muhammed'in doğumunu, hayatını anlatan mesnevi. Doğum yeri, insanın doğduğu yer. Bu mesnevinin okunduğu dinî tören. Doğma, doğum.
GELMEK
Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.
ESİN
Etkilenme, çağrışım veya içe doğmayla akla gelen yaratıcı duygu, düşünce, ilham. Sabah yeli.
DOĞAÇLAMA
Doğaçlamak işi, emprovizasyon. Yazılı metni olmayan, kararlaştırılmış taslağı, yerine, zamanına göre oyuncular tarafından, sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun, tuluat. Birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi, doğaçtan, doğmaca, irticalen, emprovize.
AKŞAMLAMAK
Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek, akşamı bulmak. Ay dolunay durumundan sonra geç doğmak. Akşamı bir yerde geçirmek.
DOĞUM
Doğma işi, tevellüt, veladet. Bir kimsenin doğduğu yıl.
BOĞDURMAK
Boğma işini yaptırmak.
ÇAVMAK
Güneş doğmak. Dağılıp yayılmak, saçılmak. Cıvmak.
ÇIRILÇIPLAK
Tamamen çıplak, çırçıplak, anadan doğma, anadan üryan. Çok açık bir biçimde. Bitki örtüsü bulunmayan.
DÜŞMEK
Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.
MADERZAT
Anadan doğma.
BOĞULMAK
Boğma işine konu olmak. Bunalmak. Kumarda hileli oyun sonunda her şeyini yitirmek. Havasızlıktan ölmek.