İçinde OZUK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ozuk" olan, toplam 18 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ozuk bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ozuk ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ozuk olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

BAŞIBOZUKLUK, DELİBOZUKLUK

11 harfli kelimeler

YOZUKTURMAK

10 harfli kelimeler

TERSİBOZUK

9 harfli kelimeler

DELİBOZUK, SÜDÜBOZUK, BAŞIBOZUK

8 harfli kelimeler

BOZUKLUK, COZUKMAK, HOZUKMAK, YOZUKMAK

7 harfli kelimeler

BOZUKÇA

5 harfli kelimeler

BOZUK, KOZUK, MOZUK, POZUK, YOZUK

4 harfli kelimeler

OZUK

Bazı kelimelerin anlamları

OZUK

Taze cevizin üstündeki yeşil kabuk. Halk dilinde Koşu ve yarışlarda önde giden ve başka atları geçen at.

BOZUK

Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.

DELİBOZUKLUK

Delibozuk olma durumu.

YOZUKMAK

Bitki, hayvan, zamanla soysuzlaşmak, bozulmak, yabanıllaşmak. İsteğinden caymak, bir şeyden soğumak. Tavuk, kuluçkaya yatmaktan caymak, yumurtlamaz olmak. Ürkek, çekingen olmak. İşinden ayrılıp başıboş dolaşmak. Ayrılmak, ayrı düşmek.

YOZUKTURMAK

Ürkütüp caydırmak, ayırmak, soğutmak.

HOZUKMAK

Korkmak, çekinmek, ürkmek.

BOZUKÇA

Biraz bozuk, bozuk gibi.

COZUKMAK

Vazgeçmek, dönmek.

SÜDÜBOZUK

Soysuz.

MOZUK

Yaşlı adam. İkinci kez evlenen kadının ilk kocasından olan çocukları : Ahmet Mehmet'in mozigidir. Erkek buzağı. Dana. Bir, bir buçuk yaşında dana.

BAŞIBOZUKLUK

Düzensiz davranış, düzensizlik, disiplinsizlik.

TERSİBOZUK

Sürgün, ishal.

KOZUK

Ahırda yavruların konmasına yarayan bölme, yer. Cevizin yeşil kabuğu.

DELİBOZUK

Günü gününe, sözü sözüne uymayan, dengesiz kişi.

BOZUKLUK

Bozuk olma durumu. Bozuk para.

BAŞIBOZUK

Düzensiz topluluk. Karışık, içinden çıkılamayan. Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.

  -   -   -  

Anlamında OZUK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OZUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BULGU

Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen şey. Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç, netice. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan, hekimin saptadığı işaret.

AKORTSUZ

Akordu olmayan, akort edilmemiş, akordu bozuk. Birbirini tutmayan, uyumsuz.

BİÇİMSİZ

Kendine özgü bir biçimi olmayan, biçimi bozuk, şekilsiz. Kötü bir biçimde. Kötü, hoş olmayan, yakışıksız. Kendine özgü billurlaşmış bir biçimi olmayan (madde), amorf.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

CİBİLLİYETSİZ

Soysuz, sütü bozuk.

BUZUKİ

Bağlamaya benzer, bozuk düzen çalınan bir Yunan çalgısı.

BERDUŞ

Başıboş, serseri kimse. Pis, bozuk, bakımsız.

BELİRTİ

Bir olayın veya durumun anlaşılmasına yardım eden şey, alamet, nişan, nişane. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan işaret, araz, semptom.

BÜTÜNLEMEK

Eksiksiz duruma getirmek, tamamlamak. Ufak, bozuk paraları büyük para durumuna getirmek.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

BERBAT

Kötü. Darmadağın, bakımsız, perişan, viran. Çirkin, beğenilmeyen. Bozuk.

ARTERİT

Atardamar bozukluğu.

BAR

Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu. Halter sporunda ağırlığı oluşturan kiloları birbirine bağlayan metal çubuk. Danslı, içkili eğlence yeri. Ateşten, mide bozukluğundan, ağızda, dil ve dişlerde meydana gelen acılık, pas. Ayaküstü içki içilen eğlence yeri. Hava basıncı birimi. Amerikan bar.

BUNALIM

Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.

BURUNTU

Buru, sancı, bağırsak bozukluğu.

AYARSIZ

Ayarı yapılmamış, ayarı bozuk, düzensiz. Belli bir ayarda olmayan (altın veya gümüş). Davranışları ölçüsüz.

ANORMAL

Genel olana, alışılmışa ve kurala aykırı olan, normal olmayan, düzgüsüz. Dengesi yerinde olmayan, davranışı bozuk olan, deli, sapık.

BAZOFOBİ

Sinirsel veya ruhsal bozukluktan ileri gelen yürüyememe hastalığı. Yürürken düşme korkusu.

BÜTÜN

Eksiksiz, tam. Bozuk olmayan (para). Birlik, tamlık. Parçalanmamış. Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.