İçinde OZANLAR geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ozanlar" olan, toplam 1 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ozanlar bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ozanlar ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ozanlar olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

OZANLAR

Ağrı şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Düzce kenti, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Şanlıurfa şehrinde, Yardımcı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

  -   -   -  

Anlamında OZANLAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OZANLAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KALENDERİ

Bir halk şiiri türü. Bu şiirin, halk şairleri tarafından yapılmış bestesi. (Halk edebiyatı terimi) Saz şairleri mef'ûlü mefâilü mefâilü feûlün tartısında düzdükleri gazellere bu adı verirler. Tekke ozanlarının, düşüncelerini, dünya görüşlerini, tarikat yollarını dile getirmek amacıyla, hece ya da aruzla söyledikleri, biçimce değişik olabilen koşuklar. Saz ozanlarının "mef-ûlü mefâilü mefâilü feûlün" ölçüsünü kullanarak gazel, murabba, muhammes, müseddes biçimlerinde yazdıkları, kendine özgü bir ezgi ile okunan koşuklara halk yazınında verile ad.

DERMECE

Ozanlardan, yazarlardan seçilerek derlenmiş koşuklar, düzyazılar betiği.

EBCED

Arap elifba (abece) sının özel bir düzeni. Şöyle okunurdu: Ebced, hevvez, hutti, kelemen, sa'fes, karaşet, sahaz, dazıglen... Her harfine sırasıyla birer sayı değeri verilmişti. Bu değerler, Osmanlıca okunuşu ile şöyle idi: (...). Bundan yararlanarak divan ozanları tarih düşürürlerdi; yani savaş, doğum, ölüm., gibi önemli olayların tarihlerini sözcüklerle, dizelerle belirtirlerdi, bk. tarih düşürme.

TAPŞIRMA

Tapşırmak işi. Saz ozanlarının ya da öykücülerin takma ad, mahlas yerine kullandıkları bir terim.

AYITMAK

Ayıklamak, seçmek, temizlemek. Söylemek, anlatmak, nakletmek, konuşmak. Türkü söylemek, teganni etmek. Beyazlatmak, parlatmak. Eyitmek, söylemek, demek. Saz ozanlarının adları yanında; "....aydur", "..eydür" gibi çekimli olarak kullanılır. Şiir eyitmek: şiir söylemek. Söylemek, demek, anlatmak.

KOPUZ

Ozanların çaldığı telli Türk sazı.

ALEKSANDIRCILIK

İskender çağında yaşamış eski Yunan ozanlarının (özellikle M.Ö. 323-120) koşuklarındaki çok süslü anlatım.

TRUVER

Ortaçağ'da Fransız etkisi altında öykü anlatanlara verilen ad. Yedi sekiz yüzyıl önce deyişlerini Fransa'nın kuzeyinde konuşulan diyelekle söyliyen ozan. XII. ve XIII. yüzyıllarda Fransa'nın kuzeyinde halk ozanlarına verilen ad.

DÖNDERME

İnce söğüt dalından örülen, kulpsuz, ağzı geniş, yemeklerin üstüne örtülen bir çeşit sepet. Mayasız hamurdan yapılan ve yağda kızartılan pide. Kuru yufkadan yapılmış börek. Birinin gönderdiğine ısmarladığına karşılık gönderme: Bu ne kahvesi ? Siz ona kahve ısmarladınızsa o da dönderme yaptı. Bar denilen halay oyununda oyunculardan ilk üç kişinin söylediği türküyü biraz sonra başka üç kişinin tekrarlaması. Doğu Anadolu saz ozanları arasında kullanılan dörtlük sonlarındaki kavuştak.

TRUBADUR

XII. ve XIII. yüzyıllarda Güney Fransa'da halk ozanlarına verilen ad.

REBİYYE

Kış sonlarında yapılan ekim. Eskiden ozanların bahara girerken büyüklere sundukları kaside. Baharla ilgili.

MAYSTERZİNGER

Şövalyelik devrinde belli başlı ailelerden yetişen ve şatolarda vakit geçiren lirik şairlere Almancada verilen ad. Şövalyelik çağında belli başlı ailelerden yetişen ve şatoda vakit geçiren içsel ozanlara Almanya'da verilen ad.

ODİTORYUM

Etkinlik merkezi. Antik Roma'da halkın ozanları dinlemek üzere toplandığı yer.

TURUBADUR

Yedi sekiz yüzyıl önce deyişlerini Fransa'nın güneyinde konuşulan diyelekle söyliyen ozanlara verilen ad.

PİR

Yaşlı, koca, ihtiyar kimse. Bir tarikat veya sanatın kurucusu. Adamakıllı, iyice. Herhangi bir konuda, bir meslekte deneyim kazanmış, eskimiş kimse, guru. Cevizin yeşil kabuğu. Sebze yaprağı. Havuç yaprağı. Asma yaprağı. Zeytin yaprağı. Çam yaprağı. Soğanın tohumlu sapı. Dokuma tezgâhlarındaki tarağın sık olanı. Çanı, ardıç ve benzerleri ağaçların yeşil yaprakları, sürgünleri. Filiz. En iyi, en iyisi. Erkek savaş tutsaklarından, pencik yasasına göre ayrılan kocamışlara verilen ad. 2-Tarikat kurucusu. 3-Lonca ve fütüvvet kuruluşlarının başında bulunan yönetici. Herhangi bir zanaatın, tarikatın kurucusu, ulusu. (Saz ozanları kendilerini yetiştirenlere ya da ozanlıkta ünlü kişilere de böyle derler. Yunus Emre, Âşık Ömer bunlardandır.).

GARİPÇİLER

1941'de yayımlanan "Garip" adlı betikte, koşukları toplanan Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat üçlüsüne verilen ad. Bu ozanlar, sanatta sürüp gelen biçimciliğe, aşırı duygusallığa karşı çıkarak söyleyiş güzelliğini sanatta temel saymışlardır, bk. Cumhuriyet dönemi yazını.

DEYİŞME

Konuşma. Ağız kavgası, tartışma. Tabaklıkta üçüncü harç işlemi. Saz ozanlarının, yarışma niteliği taşımayan karşılıklı deyiş söylemeleri. Divan yazınının "müşaare" karşılığıdır.

AŞIK

Aşık kemiği. Aşırma. Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse. Sevişen bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad. Halk ozanı. Dalgın, kalender kimse. "Ahbap, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Yağ çıkarmak için kullanılan ağaç. Kadınların bir süs eşyası. Allah adamı, safderun, bön. Çingene. Âşık. Alıcı ile göstericilerde filmin aralı devinimini sağlayan tırnaklara gerekli devinim biçimini veren, çapraşık bir devinimi sağlayabilecek biçimde yapılmış, özeğinden geçmeyen bir eksene bağlı madenden parça. Saz çalarak şiir okuyan halk ozanı tipi. Çatıyı oluşturan ağaçlardan her biri. (Afşar Gelendost Isparta). Akıntı, cereyan. Türk gölge oyununda ciddi tiplerden biri; saz çalarak şiir okur. Halk ozanlarının ezgicilerine ve öykücülerine verilen ad. (Halk edebiyatı terimi) Saz şâiri. Tutkun, vurgun, sevdalı.

KORODİDASKALOS

Antik Yunan tiyatrosunda koro eğitmeni. Bu aynı zamanda o dönemin tiyatrosunda ozanlara verilen sandı. Ozanlar kendi şiirlerini güzel söylemesi için koroyu çalıştırırlardı.