Kelimeler arşivinde; içinde "oyut" olan, toplam 45 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oyut bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu oyut ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oyut olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BOYUTLANDIRILMAK
BOYUTLANDIRILMA, SOYUTLAYABİLMEK, BOYUTLANDIRILIŞ
BOYUTLANDIRMAK, SOYUTLAYABİLME, SOYUTLAŞTIRMAK
BOYUTLANDIRIŞ, BOYUTLANDIRMA, SOYUTLAŞTIRMA, TEKBOYUTLULUK
SOYUTLAŞMAK, SOYUTLANMAK, BOYUTLANMAK, BOYUTSUZLUK, SOYUTLAYICI
SOYUTLANMA, İKİBOYUTLU, BOYUTTUTAR, BOYUTLULUK, BOYUTLANIŞ, SOYUTLAŞMA, BOYUTLANMA, SOYUTLAMAK, BOYUTLAMAK, SOYUTÇULUK
ÜÇBOYUTLU, BOYUTLAMA, SOYUTLAMA
SOYUTLUK, GOYUTMAÇ, KOYUTMAÇ, KOYUTMAK, BOYUTSUZ
ÖNKOYUT, ÜÇBOYUT, BOYUTLU, SOYUTÇU, ÖZSOYUT, EŞBOYUT
SOYUT, KOYUT, GOYUT, BOYUT
OYUT
OYUT
Yalnızca sıfır öğesinden oluşmayan ve sıfırdan ayrımlı her öğesi çarpma işlemine göre tersinir olan değişmeli dolam. bk. katı oyut.
BOYUTLANDIRIŞ
Boyutlandırma işi.
BOYUTLANDIRILIŞ
Boyutlandırılma işi.
BOYUTLANMAK
Boyut kazanmak.
SOYUTLANMAK
Soyut duruma getirilmek.
BOYUTLANDIRMA
Boyutlandırmak işi.
BOYUTSUZLUK
Boyutsuz olma durumu.
SOYUTLAŞTIRMA
Soyutlaştırmak durumu.
SOYUTLAYABİLME
Soyutlayabilmek işi.
SOYUTLAYABİLMEK
Soyutlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
SOYUTLAŞTIRMAK
Soyut duruma getirmek.
SOYUTLAŞMAK
Soyut duruma gelmek.
BOYUTLANDIRILMAK
Boyut kazanması sağlanmak.
BOYUTLANDIRMAK
Boyut kazandırmak.
BOYUTLANDIRILMA
Boyutlandırılmak işi.
TEKBOYUTLULUK
Bir ölçeği oluşturan sınarların tek bir ölçüm konusuna ilişkin ya da türdeş olması özelliği.
Bu bölümde tanımı içerisinde OYUT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BÜYÜMEK
Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek. Genişlemek. Yaşı artmak, yaşlanmak. Yetişmek. Sayıca artmak. Önem ve değer kazanmak. Artmak, güçlenmek, şiddeti artmak.
BOL
İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki.
BOYUT
Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı. Durum, nitelik. Film ya da fotoğrafta boyut, format. Genişlik, kapsam. Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri, buut.
ABSTRE
Soyut.
BOYUTSUZ
Boyutu olamayan.
BOYUTLANMA
Boyutlanmak işi.
ABSTRAKSİYONİZM
Soyutçuluk.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ÇEKME
Çekmek işi. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. Çekmece. İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Düzgün biçimli. Parmak ya da mızrapla çalınan çalgı. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi. Çekilerek giyilen veya kullanılan.
BÜYÜK
Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.
DAİRE
Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat. Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm. Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü. Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı. Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri. Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası. Saz takımında usul vurmaya yarayan tef.
BELİRTKE
Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya, amblem. Gösterge. Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin tümü.
BOYUTLU
Boyutu olan.
DERİNLİK
Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı. Yanaşık ya da dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık. En duyarlı nokta. Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu. Bulunulan yere göre uzakta olan yer. Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi. Karanlık, bilinmeyen dönem. Bir konunun veya durumun özü.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
BUUT
Boyut. Uzunluk.
BÜYÜLTME
Büyültmek işi. Fotoğraf ve resimlere boyut kazandırma işlemi, agrandisman.
BARINMAK
Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.
ÇALIŞMA
Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.
ÇAP
Cisimlerin genişliği, kutur. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı bir biçimde. Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası. Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita. Büyüklük. Ölçü, ölçek. Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, kalibre. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı.