Kelimeler arşivinde; içinde "oyuncu" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oyuncu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu oyuncu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oyuncu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YUMRUKOYUNCUSU
KILIÇOYUNCUSU
BAŞOYUNCULUK
KOYUNCULUK, KOYUNCULAR, OYUNCUBAŞI, OYUNCUKTAN
BAŞOYUNCU, OYUNCULUK, KOYUNCULU
BOYUNCUK
KOYUNCU, SOYUNCU
OYUNCU
OYUNCU
Herhangi bir oyunda oynayan kimse. Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı, aktör, aktris. Çok oyun yapan, oyundan oyuna geçen (kimse). Düzenci, hileci. Oyunu seven.
KOYUNCU
Koyun besleyen veya alıp satan kimse.
OYUNCUBAŞI
Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen adlardan biri. Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen ad.
BAŞOYUNCU
Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran erkek oyuncu, başaktör. Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran kadın oyuncu, başaktris, primadonna.
KOYUNCULUK
Koyuncunun yaptığı iş.
BOYUNCUK
Artvin ili, Ortacalar bucağına bağlı bir yer. Muş ili, Mercimekkale bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Şırnak ilinde, Fındık bucağına bağlı bir yer.
SOYUNCU
Soyguncu.
YUMRUKOYUNCUSU
Yumruklaşma sporunu yapan kişi.
KOYUNCULU
Yozgat şehri, Çekerek belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Yozgat şehrinde, Osmanpaşa bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
OYUNCUKTAN
Oyun benzeri olsun diye.
BAŞOYUNCULUK
Başoyuncu olma durumu, başaktörlük, başaktrislik. Başoyuncunun yaptığı iş, başaktörlük, başaktrislik.
KOYUNCULAR
Artvin şehrinde, Hopa ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Aydın ilinde, Bozdoğan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Trabzon şehri, Sürmene belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KILIÇOYUNCUSU
Kılıçoyunu savutlarıyle çalışan ve yarışan sporcu.
OYUNCULUK
Oyun oynama işi. Sahne sanatçılığı. Düzencilik, hilecilik.
Bu bölümde tanımı içerisinde OYUNCU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BARAJ
Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
ATEŞBAZ
Ateşle hüner gösteren oyuncu. Osmanlılarda şenlikler için donanma fişeklerini hazırlayan kimse.
AKTRİS
Kadın oyuncu.
BACAKLIK
Özellikle hokey oyuncularının dizlerine taktıkları deriden yapılmış koruyucu.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AKTÖR
Erkek oyuncu. Herhangi bir olayda etkisi veya katkısı olan kimse.
BİRDİRBİR
Oyuncuların birbirinin üstünden atlayarak oynadıkları bir oyun.
BAŞAKTRİSLİK
Başoyunculuk.
BENZER
Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.
BAŞAKTÖRLÜK
Başoyunculuk.
BAŞAKTÖR
Başoyuncu (erkek).
BASKETBOLCU
Basketbol oyuncusu, basketçi.
AKINCI
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
BEK
Sert, katı. Savunma oyuncusu. Sağlam. Hava gazı lambasının ucu.
ARA
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.
AVLAMA
Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.
BAŞAKTRİS
Başoyuncu (kadın).