İçinde OYALANMAK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "oyalanmak" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oyalanmak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu oyalanmak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oyalanmak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

OYALANMAK

Oyalama işine konu olmak. Vakit geçirmek. Boşuna zaman harcamak. Beklemek.

BOYALANMAK

Boya sürülmek.

  -   -   -  

Anlamında OYALANMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OYALANMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DURMAK

Hareketsiz durumda olmak. Ara vermek. Varlığını sürdürmek. Birisinin malı olarak bulunmak ya da o malla ilişkisi olmak. İşlemez olmak, çalışmamak. Dinmek, kesilmek. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Beklemek, dikilmek. Bir yerde olmak veya bulunmak. Yaşamak. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Kalmak. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Var olmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi.

BÖCÜLENMEK

Oyalanmak.

OYALANMA

Oyalanmak işi.

OYALANTI

Oyalanmak için yapılmış olan şey.

AVUNMAK

Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, teselli bulmak, müteselli olmak. Oyalanmak. Hayvan gebe kalmak.

BOYALANMA

Boyalanmak durumu.

TESPİH

"Süphanallah" sözünü söyleme. Belirli dinî sözleri tekrarlamak veya elde oyalanmak için kullanılan, türlü maddelerden boncuk biçiminde yapılmış, genel olarak otuz üç veya doksan dokuz taneden oluşmuş dizi.

BÜCEKLENMEK

Oyalanmak, boş yere uğraşmak. Yemeğe çalışmak, isteksizce yemek.

KALMAK

Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek. Yapamamak. Eğleşmek. Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. Sınırlanmak. Oturmak, yaşamak. Olmak, herhangi bir durumda bulunmak. İşlemez, yürümez duruma gelmek. Sınıf geçmemek. Herhangi bir durumu sürdürmek. Oyalanmak, vakit geçirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Varlığını korumak, sürdürmek. Hayatını sürdürmek, yaşamak. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak. Yetinmek. Miras olarak geçmek. Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. İleriye atılmak, ertelenmek. Konaklamak, konmak.

SİFTİNMEK

Oyalanmak, vakit geçirmek. Bir yere sürtünerek kaşınmak.

SALLANMAK

Bağlı bulunduğu yerde gevşek duruma gelip yerinden oynamak, kımıldamak. Güçlü bir biçimde sarsılmak, titremek. Makamından veya bulunduğu durumdan uzaklaşmak, yerini bir başkasına bırakmak tehlikesiyle karşılaşmak. Bir şey belli noktasından bir yere bağlı kalmak şartıyla, o noktanın iki tarafına aynı doğrultuda ve sürekli olarak gidip gelmek. Vaktini boş ve yararsız işlerle uğraşarak geçirmek, oyalanmak, savsaklanmak. Salıncak, hamak vb.nde kendini sallamak.

AZENMEK

Oyalanmak.

EĞLENMEK

Neşeli, hoşça vakit geçirmek. Bir kimsenin herhangi bir kusuru veya zayıf noktası ile alay etmek. Bir yerde durmak, beklemek, tevakkuf etmek. Oyalanmak.

EĞLEŞMEK

Oyalanmak, eğlenmek, tevakkuf etmek. Bir yerde oturmak, ikamet etmek.

TAKILMAK

Takma işi yapılmak. Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak. Bir yerde bir süre kalmak, oyalanmak. Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek. Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak. Birinin sürekli peşinden gitmek. Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek. Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak. Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak.

BEKLEMEK

Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.

EĞLEŞME

Eğleşmek, oyalanmak işi, tevakkuf.

OYNAMAK

Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak. Tehlikeye düşürmek. Bir film, oyun vb.nde rol almak. Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek. Sarsılmak, yeri değişmek. Rastgele yön vermek, aldatmak. Sporla ilgili çalışmalara katılmak. Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak. Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak. Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak. Değişiklik göstermek. Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek. Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak. Kımıldamak, hareket etmek. Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak. Film gösterilmek. Tiyatro eseri sahneye konmak. Değiştirmek, bozmak, tahrif etmek.

ALDANMAK

Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.

BİCİLLENMEK

Oyalanmak.