İçinde ORGUN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "orgun" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde orgun bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu orgun ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında orgun olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

SORGUNCUKAHİLER

13 harfli kelimeler

SORGUNTATLISI

11 harfli kelimeler

YORGUNSÖĞÜT

9 harfli kelimeler

YORGUNLUK, YORGUNLIG, YORGUNLUG

8 harfli kelimeler

ORGUNALP, ORGUNTAY

6 harfli kelimeler

KORGUN, SORGUN, YORGUN

5 harfli kelimeler

ORGUN

Bazı kelimelerin anlamları

ORGUN

Gizli, saklı. Gizli. Uğrun; gizli.

KORGUN

Çankırı iline bağlı ilçelerden biri.

YORGUNLUK

Çalışma vb. sebeplerle bireyin ruh ve beden etkinlikleri açısından verimlilik düzeyinin azalması, bitaplık.

YORGUNSÖĞÜT

Ağrı kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

YORGUN

Çalışma vb. sebeplerle beden veya zihin etkinliği yavaşlayan, yorulmuş olan, bitap.

SORGUN

Sepetçi söğüdü. Yozgat iline bağlı ilçelerden biri.

SORGUNCUKAHİLER

Bilecik şehrinde, Yenipazar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

ORGUNALP

Gizlenmiş, saklanmış yiğit.

ORGUNTAY

Gizlenmiş, saklanmış kimse.

YORGUNLIG

Yorgunluk.

YORGUNLUG

Yorgunluk.

SORGUNTATLISI

Yozgat şehri, Sorgun belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

  -   -   -  

Anlamında ORGUN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ORGUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DİNGİN

Sakin, durgun. Gücü tükenmiş, yorgun, mecalsiz. Hareket etmeyen, kımıldamayan.

BAYILMAK

Baygın duruma girmek, uyur gibi olmak, kendinden geçmek, kendini kaybetmek. Vermek, ödemek. Sıcak, açlık, susuzluk, yorgunluk vb. etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. Çok hoşlanmak, çok sevmek.

HARAP

Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak duruma gelmiş, yıkkın, viran. Çok sarhoş. Bitkin, yorgun, perişan.

BIKMAK

Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek, usanmak. Dayanamaz duruma gelmek.

IHLAMAK

Hastalıktan veya yorgunluktan inler gibi "ıh" sesi çıkarmak.

KIRGINLIK

Kırgın olma durumu. Vücutta duyulan ağrı, yorgunluk, rahatsızlık, kırıklık.

ÇATLAMAK

Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak. Ses pürüzlü, bozuk çıkmak. Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek. Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak.

HALKA

Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember. Değerli metallerden yapılmış olan çember biçimindeki süs eşyası. Çember biçiminde olan. Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı. Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 santimetre çapında, 28 milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma araçlarından her biri. Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit. Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim. Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü vb. sebeplerle göz altında beliren koyuluk. Çember biçiminde dizilmiş topluluk.

GECECİ

Çalışma sırası geceye rastlayan görevli. Gündüz erken saatlerde kendini yorgun, çalışmaktan bitkin hisseden kimse.

ESNEMEK

Uykulu, sıkıntılı veya yorgunluk duyulan bir anda ağzı genişçe açarak soluk alıp vermek. Bir cisim bir etki ile biçim değiştirmek. Bollaşıp genişlemek.

KESİKLİK

Kesik olma durumu. Ansızın duyulan hâlsizlik, kırıklık, yorgunluk.

BİTAP

Yorgun.

APIŞMAK

Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.

APIŞIK

Yorgun, güçsüz. Şaşkın. Kuyruğunu apış arasına alarak yılgın yılgın giden (hayvan).

BİTİK

Yorgunluk veya hastalıktan gücü kalmamış. Kötü, fena. Yapışık, dolaşık, ekli.

DÖKÜLMEK

Dökme işi yapılmak ya da dökme işine konu olmak. Düşmek. Salınmak, serbest bırakılmak. Çok yorgun, hasta olmak. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak. Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek. Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek. Kumaş dökümlü olmak. Akarsular, göl veya denize akmak. Çıkmak, ortaya konulmak. Kaplamak, yayılmak.

BİTKİN

Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.

BEZGİNLİK

Bezgin olma durumu, usanç, yorgunluk.

DİNLENMEK

Güç kazanmak için çalışmaya ara vermek, yorgunluğunu gidermek, soluklanmak, istirahat etmek. Dinleme işine konu olmak. Bazı yiyecek ve içecekleri, tadını arttırma, kolay pişmesini sağlama vb. sebeplerle bir süre bekletmek. Önemsenmek, öğüdü yerine getirilmek.

GRİP

Yorgunluk, kırıklık, kas ağrıları, ateş vb. belirtileri olan, bulaşıcı, salgın hastalık, paçavra hastalığı, enflüanza.