Kelimeler arşivinde; içinde "org" olan, toplam 128 tane kelime bulunuyor. İçerisinde org bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu org ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında org olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SORGULANABİLMEK, SORGULATABİLMEK, SORGULAYABİLMEK, SORGUNCUKAHİLER
MİKROORGANİZMA, REORGANİZASYON, SORGULANABİLME, SORGULATABİLME, SORGULAYABİLME, YORGANKALDIRAN, YUKARIYORGANLI
KORGENERALLİK, ORGANOTROPİZM, SORGUÇKAVAKLI, SORGUNTATLISI
ORGANİZASYON, ORGANOLEPTİK, ORGENERALLİK, SORGUÇLANMAK
ORGANİZATÖR, ORGANLAŞMAK, SORGULANMAK, YORGANCILIK, CORTİORGANI, NORGESTOMET, ORGANOGENEZ, ORGANOTİPİK, SORGUÇLANMA, SORGULATMAK, YORGALATMAK, YORGANÇAYIR, YORGANLAMAK, YORGUNSÖĞÜT
KORGENERAL, ORGANLAŞMA, SİBORGİYUM, SORGULAMAK, SORGULANIŞ, SORGULANMA, YORGALAMAK, DOKTORGÖZÜ, MORGANELLA, ORGANOLOJİ, SORGULATMA, TOSTORGURU
ANORGANİK, İNORGANİK, ORGANİKÇİ, ORGANİZMA, ORGENERAL, SORGUÇSUZ, SORGULAMA, YORGALAMA, YORGUNLUK, DORGANMAK, DORGITMAK, DORGUÇASI, GORGANMAK, ORGANOYİT, ŞORGÖZLÜK, YORGUNLIG, YORGUNLUG
ORGANİZE, ORGANLIK, ORGANTİN, ORGCULUK, SORGUÇLU, SORGUSUZ, YORGANCI, AKSORGUÇ, DORGAMAK, DORGILIH, GEORGİZM, MORGELEN, ORGOTEİN, ORGUNALP, ORGUNTAY, ORGÜNALP, YORGALIK
ORGANİK, ORGANZE, ZORGULU, DORGAMA, KORGALA, ORGANEL, PORGANK, SORGUCU, YORGACA, YORGALI, YORGİNE
KORGAN, KORGUN, ORGAZM, SORGUÇ, SORGUN, YORGAN, YORGUN, GORGOR, GORGUT, KORGÜN, MORGÜL, ORGANA, SORGAÇ, SORGAN, SORGUM, ŞORGÖZ, TORGAY, YORGIN
ORGAN, ORGCU, SORGU, YORGA, ZORGU, CORGA, DORGI, DORGU, KORGE, KORGİ, ORGEN, ORGUN, ORGÜL, ORGÜN, TORGA, YORGU
MORG, CORG, ORGİ
ORG
ORG
Klavyeli büyük ve küçük borulardan yapılmış, körüklerden elde edilen havanın bu borulardan geçmesiyle değişik ses tonları verebilen, genellikle kilise çalgısı, erganun.
YUKARIYORGANLI
Van ilinde, Dorutay bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YORGANKALDIRAN
Yere yapışık olarak, yıldız biçiminde biten bir bitki.
SORGULATABİLMEK
Sorgulatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SORGULAYABİLME
Sorgulayabilmek işi.
SORGULATABİLME
Sorgulatabilmek işi.
MİKROORGANİZMA
Mikroskopla görülebilen organizma.
REORGANİZASYON
Yeniden düzenlenme.
SORGUÇKAVAKLI
Kars şehrinde, Digor ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
SORGULAYABİLMEK
Sorgulama imkânı veya olasılığı bulunmak. Sorgulamaya yetkili olmak.
ORGANOTROPİZM
Parazitlerin çeşitli gelişim everelerini geçirmek için uygun olan belirli organları tercih etmesi. Parazitlerin çeşitli gelişim evrelerinin ileri gelişimleri için uygun olan belirli organları tercih etmesi.
KORGENERALLİK
Korgeneral olma durumu. Korgeneralin görevi. Korgeneralin rütbesi.
SORGULANABİLMEK
Sorgulanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SORGUNCUKAHİLER
Bilecik şehrinde, Yenipazar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
SORGUNTATLISI
Yozgat şehri, Sorgun belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
SORGULANABİLME
Sorgulanabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ORG geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMFİZEM
Doku ve organlarda sıra dışı hava toplanması.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
AKORTÇU
Piyano, org vb. müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse.
ANATOMİ
İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih. Beden yapısı, gövde yapısı. Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı.
APIŞIK
Yorgun, güçsüz. Şaşkın. Kuyruğunu apış arasına alarak yılgın yılgın giden (hayvan).
ALKALOİT
Özellikleri ile alkalileri andıran organik madde.
ANORGANİK
İnorganik.
AM
Dişilik organı. Amerikyum elementinin simgesi.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
AMPÜTASYON
Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.
ALGILAMAK
Bir olayı veya bir nesnenin varlığını duyu organlarıyla kavramak, idrak etmek.
ALİFATİK
Açık zincirli olan (organik madde).
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ANTİOKSİDAN
Genellikle yağların, yağlı besinlerin uzun süre saklanabilmesi, beyaz renkli sebze ve meyvelerin kararmasının önlenmesi için kullanılan madde. Canlı organizmalardaki toksinleri atmaya yarayan madde.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.
ANTİSEPSİ
El, yüz veya vücuttaki hastalık yapan mikroorganizmaları kimyasal maddelerle etkisiz hâle getirme veya yok etme işlemi.
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.