Kelimeler arşivinde; içinde "optik" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde optik bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu optik ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında optik olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
OPTİKÇİLİK
KORYOPTİK, PSOROPTİK, SARKOPTİK
OPTİKÇİ, OPTİKUS
OPTİK
OPTİK
Görme ile ilgili olan. Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu. Gözlükçü.
OPTİKÇİLİK
Optikçinin yaptığı iş.
OPTİKÇİ
Gözlükçü.
KORYOPTİK
Chorioptes cinsinin neden olduğu, Chorioptes cinsine ait.
OPTİKUS
Gören, görme işine yarayan, görmeyle ilgili olan.
SARKOPTİK
Sarcoptes cinsi uyuz etkenlerinin neden olduğu.
PSOROPTİK
Psoroptes cinsine ait, Psoroptes cinsinin neden olduğu.
Bu bölümde tanımı içerisinde OPTİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GASTROSKOP
Yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağının gözle görülmesini sağlayan, hastaya ağız yolu ile uygulanan fiberoptik alet.
TELEKOMÜNİKASYON
Haber, yazı, resim, sembol veya her çeşit bilginin tel, radyo, optik vb. elektromanyetik sistemlerle iletilmesi, bunların yayımı veya alınması, uz iletişim.
ABSORBANS
Bir ışığın absorblayıcı ortamdan geçmeden önceki şiddetinin geçtikten sonraki şiddetine oranı. Geçirgenliğin negatif logaritması, optik dansite. Bir ışık demeti bir maddeden geçerken ışığın madde tarafından emilen kısmı, geçirgenliğin negatif logaritması, optik yoğunluk, soğurganlık, OD.
EFEKT
Radyo ve televizyon yayınlarında, tiyatro oyunlarında veya film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi.
TELESKOP
Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü, içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt, gözlemci, ırakgörür.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ZUM
Optik kaydırma.
DİYOPTRİ
Optik sistemlerin yakınsaklık birimi.
STEREOSKOP
Stereoskopik çiftlerin incelenmesinde kullanılan ve konuyu kabartma olarak gösteren optik alet.
HELYOGRAF
Güneş ışınlarından yararlanan optik telgraf aleti. Güneşten yayılan ısı miktarını ölçmeye yarayan alet. Güneşin ışıldadığı saatlerin süresini tespit etmeye yarayan alet.
MİKROMETRE
Büyük ölçüde büyütme gücü olan teleskop, mikroskop vb. optik aletlerle incelenen nesnelerin oylumlarını ölçmede kullanılan alet. Mikron. Çok küçük uzunlukları ölçmeye, incelemeye yarayan alet.
IŞIKLILIK
Bir optik cihazda, cisme çıplak gözle veya cihazla bakıldığında ağ tabakadaki birim yüzeyi etkileyen ışık miktarları arasındaki oran.
DÜRBÜN
Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet, bakaç. Gözetleme deliği.
APOLONYÜS
Apolonyüs (M.Ö. 262-190), eski Yunan matematikçisidir. İkinci basamaktan eğrilere ait çok önemli çalışmaları ile meşhurdur. Bu eğrilere ait kendi yöntemiyle 387 teorem ispatlamıştır. Onun "Konik Kesikler" adlı eseri astronominin, mekaniğin ve optik fiziğin gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Matematikte Apolonyüs adıyla ilgili olarak Apolonyüs problemi vardır.
YUVARÖLÇER
Özellikle optik camların küresel eğriliğini ölçmeye yarayan araç.
SAPINÇ
Özel bir görevin normal sonucuna ulaşmasına engel olan sapıklık, aberasyon. Bir mercek, ayna veya optik dizgenin odaklama özelliklerindeki yanlış, aberasyon. Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu arasındaki fark, aberasyon.
OKÜLER
Optik aletlerinde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi.
OBJEKTİF
Nesnel, subjektif karşıtı. Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik aletlerde cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine aktaran mercek veya mercek sistemi.
TEPEGÖZ
Derslerde, konferanslarda asetat üzerine yazılan yazıyı veya grafiği kuvvetli bir ışık kaynağı aracılığıyla perdeye yansıtan optik araç. Dikkatsizce, sağa sola çarparak yürüyen (kimse). Medine kurdunun ara konakçısı, tepegözlerin örnek türü olan küçük kabuklu (Cyclops strenuus). Dar alınlı, gözleri saçlarının bittiği yere çok yakın görünen (kimse).
DİYAFRAM
Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas. Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için kullanılan çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha.