Kelimeler arşivinde; içinde "opla" olan, toplam 204 tane kelime bulunuyor. İçerisinde opla bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu opla ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında opla olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SİTOPLAZMOLİZİS, TOPLATILABİLMEK
ANTİNEOPLASTİK, DİSKONDROPLAZİ, ERGASİTOPLAZMA, FİTOPLANKTOFAJ, HİSTOPLAZMOZİS, İHTİYOPLANKTON, KİNETOPLASTİDA, LOTTİNOPLASTİK, PARANEOPLASTİK, POTAMOPLANKTON, TOKSOPLAZMOZİS, TOPLATILABİLME, UTEROPLASENTAL
BLEFAROPLASTİ, GALVANOPLASTİ, HELEOPLANKTON, HOPLATABİLMEK, KİNETOPLASTİD, KRİYOPLANKTON, LARENGOPLASTİ, LİMNOPLANKTON, MACROPLANKTON, MAKROPLANKTON, MİCROPLANKTON, MİKOPLAZMALAR, MİKOPLAZMOZİS, MİKROPLANKTON, MORFOPLANKTON, NANNOPLANKTON, NÜKLEOPLAZMİN, ÖZOFAGOPLASTİ, PİROPLASMOZİS, SERULOPLAZMİN, STAFİLOPLASTİ, TOPLAMAÇEKİCİ, TOPLANABİLMEK, TOPLANIVERMEK, TOPLATABİLMEK, TOPLAYABİLMEK, TOPLAYIVERMEK, TROMBOPLASTİN, VALVULOPLASTİ
MİKROPLANMAK, NEOPLATONİZM, AEROPLANKTON, AKONDROPLAZİ, ANJİYOPLASTİ, BLEFAROPLAST, EPİSYOPLASTİ, FİTOPLANKTON, HALOPLANKTON, HİYALOPLAZMA, HOLOPLANKTON, HOPLATABİLME, KRİOPLANKTON, MEROPLANKTON, MİKROPLAŞMAK, NANOPLANKTON, NÜKLEOPLAZMA, PALATOPLASTİ, PİLOROPLASTİ, PİROPLASMİDA, PİROTOPLAZMA, RHEOPLANKTON, SENTROPLAZMA, ŞELİYOPLASTİ, TERMOPLASTİK, TİKOPLANKTON, TOPLANABİLME, TOPLANIVERME, TOPLAŞTIRGAÇ, TOPLAŞTIRMAK, Devamını Oku »»
HOPLATILMAK, MİKROPLANMA, PROTOPLAZMA, TOPLANILMAK, TOPLARDAMAR, TOPLATILMAK, ZİRZOPLAŞMA, DERMOPLASTİ, DEZMOPLAKİN, ELEKTROPLAK, FRAGMOPLAST, KANTOPLASTİ, KARBOPLATİN, KARYOPLAZMA, KİNETOPLAST, KONDROPLAST, MİKROPLAŞMA, MONOPLASTİK, OSTEOPLASTİ, PİROPLASMİA, PİROPLASMİD, POLAROPLAST, SARKOPLAZMA, SESTOPLARCI, SİSTOPLASTİ, SİTOPLAZMON, SULKOPLASTİ, TOPLANIRLIK, TOPLAŞTIRMA, ZOOPLANKTON
AKIMTOPLAR, KLOROPLAST, KROMOPLAST, SİTOPLAZMA, TOPLANILMA, TOPLATILMA, AKSOPLAZMA, AMİLOPLAST, ANTİLOPLAR, APİKOPLAST, COPLANDERE, DERESOPLAN, DESMOPLAZİ, EKTOPLAZMA, ENDOPLAZMA, FİBROPLAZİ, HOMOPLASTİ, HOPLATILMA, MİKOPLAZMA, MYCOPLASMA, NEOPLASTİK, NÖROPLAZMA, OSTEOPLAST, PİROPLASMA, PROTOPLAST, SFEROPLAST, TERMOPLAST, TOPLAMALAR, VİROPLAZMA
COPLANMAK, COPLATMAK, HOPLATMAK, NEOPLAZMA, TOPLANMAK, TOPLAŞMAK, TOPLATMAK, AKSOPLAST, FİKOPLAST, HİPOPLAZİ, İZOTOPLAR, KOPLANMAK, LOPLATMAK, LÖKOPLAST, LÖKOPLAZİ, MAZOPLAZİ, NEOPLAZYA, OLEOPLAST, OTOPLASTİ, PİROPLAZM, SESTOPLAR, ŞEROPLAST, TONOPLAST, TOPLAŞMAH, TOPLAYICI
COPLAMAK, COPLANMA, COPLATMA, HOPLAMAK, HOPLATIŞ, HOPLATMA, HOPLAYIŞ, TOPLAMAK, TOPLANAN, TOPLANIK, TOPLANIŞ, TOPLANMA, TOPLANTI, TOPLAŞMA, TOPLATMA, TOPLAYIŞ, LOPLAŞMA, NEOPLAZİ, NEOPLAZM, OOPLAZMA, TOPLALAK, TOPLANIM, TOPLAŞIK, TOPLAŞIM
COPLAMA, HOPLAMA, TOPLAMA, TROPLAR, DOPLAMA, OOPLAZM
TOPLAÇ, TOPLAM, COPLAK, COPLAN, ÇOPLAK, ÇOPLAN, LOPLAK, POPLAR, TOPLAK
TOPLA
OPLA
OPLA
Oklava.
ERGASİTOPLAZMA
Bağımsız ribozomlar ve endoplazma retikulumlarından oluşan sitoplazmanın çalışan, sentez yapan yoğun kısımları.
POTAMOPLANKTON
Akarsu planktonu, rheoplankton. Akarsulardaki plankton florası.
PARANEOPLASTİK
Kanser olgularında kanserle birlikte ve ona bağlı olarak görülen.
SİTOPLAZMOLİZİS
Sitoplazma erimesi.
İHTİYOPLANKTON
Balık yumurta ve larvaları.
UTEROPLASENTAL
Döl yatağı ve plasentayı birlikte ilgilendiren.
LOTTİNOPLASTİK
(Heykel) Bir çeşit kalıp alma tekniği. Kabartma üzerine hafif yağ sürülür. Üstüne kolalanmış kâğıtlar yayılır. Bir elbise fırçası ile kolalı kağıt, alttaki kabartma girinti ve çıkıntılarına iyice girinceye kadar sürtülür. Kâğıt kuruduktan sonra kabartmadan çıkarılır. İçine alçı dökümü yapılarak özgünün kopyası elde edilir.
KİNETOPLASTİDA
Mastigophora alt şubesinde, Zoomastigophorea sınıfında bulunan, Bodonina ve Trypanosomatina alt takımlarını içeren, kimileri serbest yaşamlı, çoğu bitkilerde, omurgalı ve omurgasız canlılarda parazitlenen, kamçılı bazal cismin yanına yerleşmiş bariz bir kinetoplast, bir veya iki kamçıya sahip kamçılı protozoa takımı, Protomastigida, Protomonadina.
HİSTOPLAZMOZİS
Monosit-makrofaj sisteminin hücre içi bir paraziti olan Histoplasma capsulatum tarafından oluşturulan, retiküloendoteliyal sistemin yaygın tutulumuyla belirgin, mantar hastalığı.
ANTİNEOPLASTİK
Tümör hücrelerinin gelişimini önleyen.
FİTOPLANKTOFAJ
Fitoplankton üzerinden beslenen.
TOPLATILABİLMEK
Toplatılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TOPLATILABİLME
Toplatılabilmek işi.
DİSKONDROPLAZİ
Uzun kemiklerin uç kısımlarında kıkırdak dokuda gelişimin durması nedeniyle, baş ve gövdenin normal olmasına karşın, kol ve bacakların kısa kalmasıyla belirgin bir iskelet yapılış bozukluğu.
TOKSOPLAZMOZİS
Toxoplasma gondi tarafından oluşturulan, beyin zarları ve beynin irinsiz yangısı, damar yangısı, perivasküler ödem, hücre infiltrasyonu ve beyin nekrozuyla belirgin memeli hayvanlarda, insanlarda ve kuşlarda görülen protozoon hastalığı.
Bu bölümde tanımı içerisinde OPLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
AKÜMÜLATÖR
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AĞNAMCI
Sayım vergisi toplayan kimse.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ANTİKACI
Antika eşya, eser satan veya toplayan kimse.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
ANTEN
Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz. Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar. Duyarga.
ANSİKLOPEDİCİ
Değişik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getiren veya toplayan kimse, ansiklopedist.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
APİKO
Geminin, zinciri toplayıp demirini kaldırmaya hazır olması. Derli toplu, süslü, şık. Hazır, tetik.
AKAİT
Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü. Bu kuralları toplayan kitap.
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
ANTİLOP
Antiloplardan, sıcak ülkelerde yaşayan, çok hızlı koşan, boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). Bu hayvanın derisinden yapılmış.
AMFİZEM
Doku ve organlarda sıra dışı hava toplanması.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
ARAFAT
Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepe.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.