İçinde OLDURMAK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "oldurmak" olan, toplam 4 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oldurmak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu oldurmak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oldurmak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

DOLDURMAK, SOLDURMAK, YOLDURMAK

8 harfli kelimeler

OLDURMAK

Bazı kelimelerin anlamları

OLDURMAK

Olmasını sağlamak. Olgunlaştırmak.

DOLDURMAK

Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek. Ses, koku yayılıp kaplamak. Belirli bir süreyi kaplamak, almak. Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek. Yaşını, yılını bitirmek. Ateşli silahların içine mermi sürmek. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek. Canlılık kazandırmak.

SOLDURMAK

Solmasına sebep olmak.

YOLDURMAK

Yolma işini yaptırmak.

  -   -   -  

Anlamında OLDURMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OLDURMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

YILLANMAK

Üzerinden bir veya daha çok yıl geçmek. Bir yılını doldurmak.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

OLDURMA

Oldurmak işi veya durumu.

ÇUVALLAMAK

Çuvala doldurmak. Başaramamak.

TENEKELEMEK

Teneke kutuya doldurmak.

TÜTSÜLEMEK

Türlü amaçlarla bir yeri tütsü dumanıyla doldurmak, tütsü yapmak. Et, balık vb. yiyecekleri odun veya saman dumanına tutmak.

DORUKLAMAK

Bir kabı tepeleme doldurmak.

KAPLAMAK

Her yanını örtmek, istila etmek. Doldurmak. Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek. Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanmış yüzeylere yapıştırmak. Doldurmak. Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak. Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak. Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak. Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek. Çepeçevre sarmak, kuşatmak.

TIKIŞTIRMAK

Boş yer kalmayacak biçimde doldurmak, gelişigüzel koymak, tıka basa sokmak. Acele ile birine bir şeyi yedirmeye çalışmak. İyice çiğnemeden yutarak yemek.

KIRKLAMAK

Lohusa veya yeni doğmuş bebek için kırk günü doldurmak. Bir şeyi kırk defa yapmak ve özellikle birçok defa sudan geçirmek, çok yıkamak. Doğumdan kırk gün sonra bebeği törenle yıkamak.

DOLDURMA

Doldurmak işi. Yükleme. Gereksiz söz ve benzetmelerle dolu anlatım.

ŞİŞELEMEK

Şişeye doldurmak.

HALVETHANE

Saraylarda girilmesi yasak olan oda. Tekkelerde dervişlerin yalnızca ibadet etmek ve çile doldurmak için kapandıkları oda.

BURÇ

Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı. Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad. Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik vb.nden yapılmış olan bir motor parçası. Ökse otu.

BALIKLANDIRMAK

Balık ile doldurmak, süslemek.

KAPAMAK

Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. Tıkamak, içini doldurmak. Ortalıktan alıp saklamak. Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek. Su, elektrik gelişini kesmek. Karşılamak, denk gelmek. Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. Geçişi engellemek. Bir şeyin görünmesine engel olmak. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek.

KITIK

Minder, yastık vb.ni doldurmak için kullanılan ve bazen de sıvanın içine katılan keten ve kendir lifleri.

TÜPLEMEK

Tüpe doldurmak.

BESLEMEK

Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.

SOLDURMA

Soldurmak işi.