İçinde OLAĞAN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "olağan" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde olağan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu olağan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında olağan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

OLAĞANLAŞTIRMAK

14 harfli kelimeler

OLAĞANLAŞTIRMA, OLAĞANBASIKLIK

13 harfli kelimeler

OLAĞANÜSTÜLÜK, OLAĞANDIŞILIK

12 harfli kelimeler

OLAĞANLAŞMAK

11 harfli kelimeler

OLAĞANLAŞMA

10 harfli kelimeler

OLAĞANÜSTÜ

9 harfli kelimeler

OLAĞANLIK

7 harfli kelimeler

POLAĞAN, SOLAĞAN

6 harfli kelimeler

OLAĞAN

Bazı kelimelerin anlamları

OLAĞAN

Sık sık olan, olagelen, doğal, tabii, olmadık karşıtı. Alışılmış olan, normal.

POLAĞAN

Lodos yeli.

SOLAĞAN

Çabuk yorulan, nefes aldığında karnı fazla şişip inen hasta beygir. Genellikle atlarda görülen solunum yolu hastalığı: At solağan oldu. Dalgaların geri çekilmesi. Nefes darlığı hastalığına yakalanmış (hayvan).

OLAĞANÜSTÜLÜK

Olağanüstü olma durumu, fevkaladelik, harikuladelik.

OLAĞANDIŞILIK

Olağan dağılımın herhangi bir özelliğinden sapma.

OLAĞANLAŞMA

Olağanlaşmak durumu.

OLAĞANLAŞTIRMAK

Olağan duruma getirmek.

OLAĞANÜSTÜ

Alışılmıştan, benzerlerinden farklı olan, fevkalade. Harikulade. Beklenmedik bir zamanda yapılan, önceden tasarlanmamış olan, fevkalade.

OLAĞANLIK

Olağan olma durumu.

OLAĞANLAŞTIRMA

Olağanlaştırmak işi.

OLAĞANBASIKLIK

beklem oranının, olağan dağılım için elde edilen değere eşit olduğu durum. Beklem oranı bu değerden küçük ise, dağılımın çokbasıklığından, büyük ise azbasıklığından söz edilir.

OLAĞANLAŞMAK

Olağan duruma gelmek.

  -   -   -  

Anlamında OLAĞAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OLAĞAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FENOMENAL

Şaşılacak, olağanüstü. Olguya ilişkin.

DOĞAL

Doğada olan, doğada bulunan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Katıksız, saf. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

BOL

İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki.

ERMİŞ

Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi, eren, evliya, veli.

DEV

Korkunç, çok iri ve olağanüstü güçlü masal yaratığı. Çok büyük, çok önemli. Olağanüstü irilikte olan.

ANTİKA

Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.

ACAYİP

Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.

FEVKALADELİK

Olağanüstülük.

AVARIZ

Kazalar, belalar. Engebe. Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi.

ALELADE

Her zaman görülen, olağan. Bayağı.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

DEHŞET

Bir tehlike veya korkunç bir şey karşısında duyulan ürküntü, yılgı. Olağanüstü. Olağanüstü şeyler karşısında şaşma anlatan bir söz.

DESTANLAŞMAK

Olağanüstü kahramanlık ve başarı göstermek.

DESTAN

Tarih öncesi tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiir, epope. Bir kahramanlık hikâyesini veya bir olayı anlatan, koşma biçiminde, ölçüsü on bir hece olan halk şiiri. Çağdaş Türk edebiyatında biçim ve içerik yönünden, geleneksel destanlardan ayrılık gösteren uzun kahramanlık şiiri.

FEVKALADE

Alışılmış olandan ayrı, olağanüstü, beklenmedik, görülmedik, işitilmedik. "Çok iyi, çok üstün, çok güzel" anlamlarında beğeni ifade eden bir söz. Aşırı bir biçimde. Aşırı, çok fazla.

ÇILGIN

Aşırı davranışlarda bulunan, deli, mecnun. Çok büyük, aşırı, olağanüstü.

EFSANE

Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen hayalî hikâye, söylence. Gerçeğe dayanmayan, asılsız söz, hikâye vb. Olağanüstü bir başarı elde etmiş kimse, kurum vb.

EREN

Ermiş. Olağanüstü sezgileriyle birtakım gerçekleri gördüğüne inanılan kimse.

BASİT

Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık olmayan, bayağı. Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz. Süssüz, gösterişsiz. Kolay. Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan.