Kelimeler arşivinde; içinde "oksu" olan, toplam 22 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oksu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu oksu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oksu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YOKSULLAŞTIRMAK
YOKSULLAŞTIRMA
YOKSULLAŞMAK
YOKSUNDURMA, YOKSULLAŞMA, OKSUNDURMAK
BLOKSUZLUK, İZOKSUPRİN, AMFİYOKSUS
YOKSUNMAK, ÇOKSUNMAK, YOKSUZLUK, YOKSUNLUK, YOKSULLUK
YOKSUNLU
BLOKSUZ
YOKSUZ, ÇOKSUN, YOKSUN, YOKSUL
YOKSU
OKSU
OKSU
Ok gibi güçlü ve su gibi temiz olan.
YOKSUZLUK
Yoksulluk. Yoksuz olma durumu, bulunmama.
YOKSULLAŞTIRMAK
Yoksul duruma getirmek, fakirleştirmek.
YOKSUNMAK
Yoksulluktan dem vurmak.
YOKSUNDURMA
Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrencinin belli bir süre spor yarışmaları, okul gezileri gibi etkinliklere katılmaktan alıkonması.
YOKSULLAŞMAK
Yoksul duruma gelmek, fakirleşmek.
BLOKSUZLUK
Bloksuz davranma, bağlantısızlık.
YOKSULLAŞTIRMA
Yoksullaştırmak işi, fakirleştirme.
YOKSULLUK
Yoksul olma durumu, yoksuzluk, variyetsizlik, sefillik, sefalet, fakirlik. Verimsizlik, yetersizlik.
YOKSULLAŞMA
Yoksullaşmak işi.
OKSUNDURMAK
Bir şeyi istediğini dolaylı olarak belirtmek.
YOKSUNLU
Yokluk bildiren.
AMFİYOKSUS
Omurgalıların en basit biçimini oluşturan, kolumna vertebralisleri bulunmayan, kordata grubunda yer alan ve deniz sahillerinde kumların oluşturduğu oyuklarda yaşayan canlı hayvan.
YOKSUNLUK
Yoksun olma durumu, mahrumluk, mahrumiyet.
İZOKSUPRİN
Beyaz renkte, kokusuz ve yapısal olarak sempatik sistemini uyarıcı aminlere benzeyen, beta adrenerjik almaç agonisti olarak ve ayrıca, papaverin benzeri etkisi nedeniyle damarlarla döl yatağı düz kaslarının gevşemesine neden olan bir ilaç. Bu bileşik, daha çok erken doğum ve yavru atmaların önüne geçmek için ayrıca, navikular hastalığın tedavisinde kullanılır.
ÇOKSUNMAK
Çok görmek, kendisine çok gelmik.
Bu bölümde tanımı içerisinde OKSU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DUYUMSAMAZLIK
Duygusuzluk az ve yavaş tepki gösteren, bunun sonucu duygulandırıcı sebeplere karşı ilgisiz kalan insanın niteliği. Düzgülü olarak türlü durumların harekete getirdiği ilgi ve duygulardan yoksun olma durumu.
DÜŞKÜNLEREVİ
Çalışma gücünden yoksun, kazancı olmayan yoksul kimselerin barındırıldığı toplumsal bir yardım kuruluşu, bakım yurdu, darülaceze.
DERVİŞ
Bir tarikata girmiş, onun kurallarına ve törelerine bağlı kimse, alperen. Alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse. Kırlangıç balığının küçüğü. Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse.
BOŞLUK
Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş olma durumu. Boş olan yer. Eksiklik, yoksunluk duygusu. Kesinti, kopukluk. Boş geçen süre.
APTAL
Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık. Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü.
BAĞLANTISIZ
Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.
DONSUZ
Don giymemiş olan. Yoksul. Serseri.
FAKİR
Geçimini güçlükle sağlayan, yoksul, fukara, zengin karşıtı. Kişinin alçak gönüllülük göstermek için kendisine verdiği san. Olması gerekenden az. Zavallı, kimsesiz. Hindistan'da yokluğa, eziyete kendini alıştırmış derviş.
ÇIPLAK
Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak. İçinde gerekli eşya bulunmayan. Saçsız (baş). Yoksul (kimse). Yalın, süssüz. Üzerinde yaprak olmayan. Soyunmuş durumda olan vücudun resmi, nü.
DÜŞKÜN
Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Geçim sıkıntısına düşmüş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Değer ve onurunu yitirmiş.
FAKİRCE
Yoksul. (faki'rce) Fakire benzer bir biçimde.
EYLEMEK
Bir kişiden veya bir şeyden yoksun bırakmak. Etmek, yapmak.
CARİYE
Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın, halayık.
ALIKOYMAK
Bir süre için bir yerde tutmak. Ayırıp saklamak. Mâni olmak, engel olmak. Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak. Yoksun bırakmak.
AZIKLI
Azığı olan. Yoksulları doyuran.
BAĞLI
Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.
FAKİRLEŞME
Yoksullaşma.
AŞEVİ
Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.
CIBIL
Çıplak. Yoksul, parasız, geçim darlığı çeken.
ETMEK
Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.