İçinde OKSU geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "oksu" olan, toplam 22 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oksu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu oksu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oksu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

YOKSULLAŞTIRMAK

14 harfli kelimeler

YOKSULLAŞTIRMA

12 harfli kelimeler

YOKSULLAŞMAK

11 harfli kelimeler

YOKSUNDURMA, YOKSULLAŞMA, OKSUNDURMAK

10 harfli kelimeler

BLOKSUZLUK, İZOKSUPRİN, AMFİYOKSUS

9 harfli kelimeler

YOKSUNMAK, ÇOKSUNMAK, YOKSUZLUK, YOKSUNLUK, YOKSULLUK

8 harfli kelimeler

YOKSUNLU

7 harfli kelimeler

BLOKSUZ

6 harfli kelimeler

YOKSUZ, ÇOKSUN, YOKSUN, YOKSUL

5 harfli kelimeler

YOKSU

4 harfli kelimeler

OKSU

Bazı kelimelerin anlamları

OKSU

Ok gibi güçlü ve su gibi temiz olan.

YOKSUZLUK

Yoksulluk. Yoksuz olma durumu, bulunmama.

YOKSULLAŞTIRMAK

Yoksul duruma getirmek, fakirleştirmek.

YOKSUNMAK

Yoksulluktan dem vurmak.

YOKSUNDURMA

Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrencinin belli bir süre spor yarışmaları, okul gezileri gibi etkinliklere katılmaktan alıkonması.

YOKSULLAŞMAK

Yoksul duruma gelmek, fakirleşmek.

BLOKSUZLUK

Bloksuz davranma, bağlantısızlık.

YOKSULLAŞTIRMA

Yoksullaştırmak işi, fakirleştirme.

YOKSULLUK

Yoksul olma durumu, yoksuzluk, variyetsizlik, sefillik, sefalet, fakirlik. Verimsizlik, yetersizlik.

YOKSULLAŞMA

Yoksullaşmak işi.

OKSUNDURMAK

Bir şeyi istediğini dolaylı olarak belirtmek.

YOKSUNLU

Yokluk bildiren.

AMFİYOKSUS

Omurgalıların en basit biçimini oluşturan, kolumna vertebralisleri bulunmayan, kordata grubunda yer alan ve deniz sahillerinde kumların oluşturduğu oyuklarda yaşayan canlı hayvan.

YOKSUNLUK

Yoksun olma durumu, mahrumluk, mahrumiyet.

İZOKSUPRİN

Beyaz renkte, kokusuz ve yapısal olarak sempatik sistemini uyarıcı aminlere benzeyen, beta adrenerjik almaç agonisti olarak ve ayrıca, papaverin benzeri etkisi nedeniyle damarlarla döl yatağı düz kaslarının gevşemesine neden olan bir ilaç. Bu bileşik, daha çok erken doğum ve yavru atmaların önüne geçmek için ayrıca, navikular hastalığın tedavisinde kullanılır.

ÇOKSUNMAK

Çok görmek, kendisine çok gelmik.

  -   -   -  

Anlamında OKSU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OKSU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DUYUMSAMAZLIK

Duygusuzluk az ve yavaş tepki gösteren, bunun sonucu duygulandırıcı sebeplere karşı ilgisiz kalan insanın niteliği. Düzgülü olarak türlü durumların harekete getirdiği ilgi ve duygulardan yoksun olma durumu.

DÜŞKÜNLEREVİ

Çalışma gücünden yoksun, kazancı olmayan yoksul kimselerin barındırıldığı toplumsal bir yardım kuruluşu, bakım yurdu, darülaceze.

DERVİŞ

Bir tarikata girmiş, onun kurallarına ve törelerine bağlı kimse, alperen. Alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse. Kırlangıç balığının küçüğü. Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse.

BOŞLUK

Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş olma durumu. Boş olan yer. Eksiklik, yoksunluk duygusu. Kesinti, kopukluk. Boş geçen süre.

APTAL

Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık. Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü.

BAĞLANTISIZ

Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.

DONSUZ

Don giymemiş olan. Yoksul. Serseri.

FAKİR

Geçimini güçlükle sağlayan, yoksul, fukara, zengin karşıtı. Kişinin alçak gönüllülük göstermek için kendisine verdiği san. Olması gerekenden az. Zavallı, kimsesiz. Hindistan'da yokluğa, eziyete kendini alıştırmış derviş.

ÇIPLAK

Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak. İçinde gerekli eşya bulunmayan. Saçsız (baş). Yoksul (kimse). Yalın, süssüz. Üzerinde yaprak olmayan. Soyunmuş durumda olan vücudun resmi, nü.

DÜŞKÜN

Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Geçim sıkıntısına düşmüş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Değer ve onurunu yitirmiş.

FAKİRCE

Yoksul. (faki'rce) Fakire benzer bir biçimde.

EYLEMEK

Bir kişiden veya bir şeyden yoksun bırakmak. Etmek, yapmak.

CARİYE

Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın, halayık.

ALIKOYMAK

Bir süre için bir yerde tutmak. Ayırıp saklamak. Mâni olmak, engel olmak. Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak. Yoksun bırakmak.

AZIKLI

Azığı olan. Yoksulları doyuran.

BAĞLI

Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

FAKİRLEŞME

Yoksullaşma.

AŞEVİ

Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.

CIBIL

Çıplak. Yoksul, parasız, geçim darlığı çeken.

ETMEK

Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.