Kelimeler arşivinde; içinde "okmak" olan, toplam 24 tane kelime bulunuyor. İçerisinde okmak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu okmak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında okmak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TOKMAKBÖCEKLERİ
TOKMAKLICIĞCIK
TOKMAKLANMAK, TOKMAKTEPESİ, TOKMAKLIDERE
TOKMAKLAMAK, DİKİLTOKMAK, TAHTATOKMAK, TEKERTOKMAK
TOKMAKÜZÜM, TOKMAKLAMA
TOKMAKLAR, TOKMAKBAŞ, TOKMAKÇIK
TOKMAKLI, TOKMAKAN, TOKMAKÇI
KOKMAK, ZOKMAK, GOKMAK, ÇOKMAK, TOKMAK, SOKMAK
OKMAK
OKMAK
Kurtulmak. Kumarda ortaya para koymak.
TOKMAKLAMA
Tokmaklamak işi.
TAHTATOKMAK
Bakır kaplardaki büküntüleri düzeltmek için kullanılan ağaç tokmak. (Güdül Ankara).
TOKMAKLANMAK
Hayvan çok ot yemekten ölmek.
TOKMAKÜZÜM
Kara, sert, iri, eylülde yetişen bir çeşit üzüm.
TOKMAKBÖCEKLERİ
Kimi türleri, sokması ve ağılı salgısı dolayısıyla oldukça ağır deri yangıları doğurabilen, kınkanatları çok kısa böcekler familyası; aylakböcekler.
TEKERTOKMAK
Gürültüyle yuvarlanarak düşme için.
TOKMAKTEPESİ
Tokmak süpürgesinin elle tutulan kısmı. (Gücünkaya Aksaray Niğde).
TOKMAKÇIK
Böceklerin iki kanatlılar (Diptera) takımında art kanatların değişmesiyle meydana gelmiş olan saplı tokmak biçimindeki çıkıntılar. Halter.
TOKMAKLICIĞCIK
Bir çeşit kilim.
TOKMAKLAMAK
Tokmakla vurmak.
TOKMAKBAŞ
Kaya balığı.
TOKMAKLAR
Bolu şehri, Mengen ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Bolu şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
TOKMAKLI
Manisa şehri, Borlu nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
TOKMAKLIDERE
Sakarya şehri, Söğütlü ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
DİKİLTOKMAK
Tepe taklak: Dikiltokmak düştü.
Bu bölümde tanımı içerisinde OKMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEĞİRMİLEMEK
Yuvarlak biçime sokmak.
HAVANELİ
Havanda bir şeyi dövmeye yarayan tokmak.
GONK
Keçe veya bez kaplı bir tokmakla vurularak uzun süreli ses veren, tepsi biçiminde, madenî bir çalgı. Boksta her raundun başlangıç ve bitimini bildiren ses verici araç. Bazı saatlerde belirli zamanları bildiren zil düzeneği.
DİŞİLLEŞTİRMEK
Bazı dillerde bir kelimeyi dişil duruma sokmak.
EZMEK
Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek. Üzmek, sıkıntıya sokmak. Harcamak. Ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek, çiğnemek. Yenmek, sindirmek. Sıvı içinde bastırıp karıştırarak eritmek. Dayanıklılığını aşacak derecede çalıştırarak yormak.
GERİNMEK
Kolları açarak gövdeyi gergin bir duruma sokmak.
BOZULMAK
Bozma işine konu olmak. Dağılmak, bozguna uğramak. İyi ve değerli niteliğini yitirmek. Bir şeye kızmak, içerlemek. Taşıt arızalanmak. Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek. Sağlığını yitirip zayıflamak.
HALLAÇ
Yünü, pamuğu yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma, ditme işini yapan kimse, atımcı.
ÇEVİRGİ
Anahtar, tokmak vb. çevrilebilen araç.
FİLARİZ
Keten dövmeye yarayan tokmak.
ÇEKTİRMEK
Çekme işini yaptırmak. Birini sıkıntılı duruma sokmak, içinden çıkılamaz duruma düşürmek.
DAHLETMEK
Sataşmak. Karışmak, burnunu sokmak.
DİDİKLEMEK
Çekiştirerek ya da ısırarak parçalamak, gagalamak. Huzursuzluk vermek, sıkıntıya sokmak. Bir konuyu bütün ayrıntılarıyla gözden geçirmek, iyice araştırmak. Bir yerin veya bir şeyin içindeki eşyayı karıştırarak aramak, araştırmak.
DÜZMEK
Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek. Şiir, destan, şarkı vb. yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek. Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek. Erkek, cinsel ilişkide bulunmak. Uydurmak.
FISTIKLAMAK
Kışkırtmak amacıyla araya nifak sokmak.
BAĞIMLAMAK
Bir şeyi bağım altına sokmak, etkisi altında tutmak.
DAVUL
Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı. Bateri.
AFALLAŞTIRMAK
Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
DEĞİŞTİRMEK
Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak. Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek. Bir şey verip yerine başka bir şey almak. Anlatıma yeni bir içerik vermek. Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek. Birini bırakıp başkasını kullanmak.