İçinde ODUN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "odun" olan, toplam 23 tane kelime bulunuyor. İçerisinde odun bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu odun ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında odun olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ODUNNAMADAN

10 harfli kelimeler

ODUNLAŞMAK, ODUNBOĞAZI, ODUNPAZARI

9 harfli kelimeler

ODUNCULUK, ODUNLAŞMA, ODUNÇİLIH, ODUNCULAR

8 harfli kelimeler

ODUNKORU, ODUNHORU, ODUNEŞŞE, ODUNUMSU

7 harfli kelimeler

İSODUNİ, OHODUNİ, ODUNLUK, ODUNCUL

6 harfli kelimeler

ÖZODUN, ODUNCU, HODUNŞ, ODUNSU

5 harfli kelimeler

GODUN, TODUN

4 harfli kelimeler

ODUN

Bazı kelimelerin anlamları

ODUN

Yakılmak için kesilmiş, parçalanmış ağaç. Anlayışsız ve kaba (kimse).

ODUNUMSU

Odunsu.

ODUNHORU

Dizilmiş odun yığını.

ODUNCULAR

Bitlis ilinde, Güroymak belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

İSODUNİ

Kırmızı biber.

ODUNNAMADAN

Kırıcı ve kaba konuşma.

ODUNKORU

Büyük odunluk. Dizilmiş odun yığını. Ormanlık.

OHODUNİ

Çatının tam ortasından geçen uzun direk.

ODUNLUK

Odun konulan yer. Kabalık, anlayışsızlık. Odun durumuna getirilip yakılmaya elverişli (ağaç).

ODUNÇİLIH

Odunculuk.

ODUNCULUK

Odun kesme ve satma işi.

ODUNBOĞAZI

Ankara kenti, Şereflikoçhisar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

ODUNLAŞMAK

Bitkiler odun durumuna gelmek. Kabalaşmak.

ODUNLAŞMA

Bazı bitki hücrelerinde odun özü denilen bir kimyasal madde alarak odunsu bir duruma girmeleri olayı. Kabalaşma.

ODUNEŞŞE

Üzerine odun konulan büyük, demir sacayak.

ODUNPAZARI

Eskişehir şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

  -   -   -  

Anlamında ODUN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ODUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İYODÜR

İyodun bir element veya bir birleşikle verdiği birleşim.

AĞAÇ

Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

BALTACI

Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.

BAKAM

Baklagillerden, odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç (Haematoxylon campechianum).

ALIÇ

Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.

BALTALIK

Sık sık kesimi yapılmış olan orman. Bir köyün odun gereksinimini sağlamasına izin verilen koruluk veya orman bölgesi.

CEHRİ

Kök boyasıgillerden, meyve, kabuk veya odunundan güzel kırmızı renk elde edilen bir kök (Rhamnus infectorius).

AKSEDİR

Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).

KAMBİYUM

Çift çenekli bitkilerin gövde ve kökünde yer alan, yeni odun ve soymuk tabakaları oluşturarak bitkinin kalınlaşmasını sağlayan ve meristem hücrelerinden meydana gelen tabaka.

BREZİL

Baklagillerden, bazı ağaçların kırmızı boya çıkarılan odunu.

ÇITAK

Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan. Kaba, huysuz, kavgacı.

KAUÇUK

Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi, lastik ağacı, kauçuk (Ficus elastica). Bu maddeden yapılmış. Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından veya bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek madde. Doğal kauçuktan hazırlanan dolgu gereci. Oturma ve yatma mobilyalarında esneklik sağlar.

FIRIN

İçinde genellikle odun yanan, her yanda aynı derecede ısı oluşturarak ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde, önünde tek açıklık bulunan ocak. Elektrik, tüp gaz ve doğal gazla çalışan, yiyecekleri pişirmeye veya ısıtmaya yarayan alet. Bu ocakta pişirilmiş. Ekmek, pasta vb.nin pişirildiği ve satıldığı dükkân. Bir maddenin fiziksel veya kimyasal değişime uğratılması amacıyla içinde ısıtıldığı araç.

BİTKİ

Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

DAMAR

Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal. Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi. İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru. Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı. Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ. Huy. Soy, yaradılış.

BÖLME

Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.

EŞEK

Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus). Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa.

ÇATMAK

Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.

ÇEKİ

Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.

EĞSİ

Ucu yanmış odun, köseği.