Kelimeler arşivinde; içinde "nöbet" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde nöbet bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu nöbet ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında nöbet olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
NÖBETLEŞMEK
NÖBETÇİLİK, NÖBETLEŞME
NÖBETLEŞE
NÖBETÇİ, NÖBETCİ
NÖBET
NÖBET
Sıra, keşik. Vakit vakit ortaya çıkan aynı türden fizyolojik bozuklukların bütünü. Sıra ile belirli süre bir yeri bekleme işi. Hastalık sebebiyle titreme, yüksek ateş. Kez, defa. Sıra ile yapılmış olan görev, iş. Resmî yerlerde veya önemli kimselerin kapısında belli vakitlerde çalınan mızıka.
NÖBETLEŞME
Nöbetleşmek işi.
NÖBETLEŞMEK
Sıra ile nöbet tutmak.
NÖBETÇİLİK
Nöbetçi olma durumu.
NÖBETÇİ
Nöbet bekleyen, nöbet sırası kendisinde olan kimse.
NÖBETLEŞE
Sırayla, dönüşümlü olarak, dönenceli, münavebeli.
NÖBETCİ
Nöbetçi.
Bu bölümde tanımı içerisinde NÖBET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOĞMACA
Genellikle çocuklarda öksürük nöbetleriyle kendisini gösteren bulaşıcı bir hastalık.
VARDİYA
Posta. Gemide nöbet yeri. Gemilerde beklenen nöbet.
DÖNENCELİ
Nöbetleşe.
İCAPÇI
Nöbeti hastane yerine evde tutan ve her an hastaneden çağrılmayı bekleyen doktor.
SITMA
Anofel türü sivrisineğin sokmasıyla insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren bir hastalık, ısıtma, malarya.
ATAK
Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, ofans. Çevik, hareketli. Atılım. Geveze. Aniden başlayan hastalık nöbeti.
HAVALE
Bir işi bir başkasının sorumluluğuna bırakma, ısmarlama, devretme. Genellikle çocuklarda görülen, ateşli veya ateşsiz olan çırpınma nöbetleri. Bir arsayı çevirmek, kapamak için çekilen perde veya duvar. Banka, postane vb. aracılığıyla gönderilen para. Postane, banka vb. aracılığıyla para gönderildiğinde gönderenle alacak olanın adları ve para miktarı yazılı kâğıt, havale kâğıdı, havalename. Yüksek ve büyük bir görünüşü olma.
MÜNAVEBELİ
Nöbetleşe.
SABAHÇI
Nöbeti sabaha doğru olan veya sabaha rastlayan kimse. İkili öğretim yapan okullarda öğleden önce ders gören öğrenci, öğlenci karşıtı. Uyumadan sabahı bulan kimse.
HUMMA
Ateşli hastalık. Sıtma nöbeti.
NOKTA
Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Orta nokta. Sınır, derece, radde. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Yer. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Hiçbir boyutu olmayan işaret. Nöbetçi bulunan yer.
VİGLA
Savaş ve ticaret gemilerinin direklerine ve dalyanlarda dikine gömülmüş gönderler üzerine gözcülerin nöbet tutmaları için yapılmış yer, çanaklık.
MÜNAVEBE
Nöbetleşme, keşikleme.
BABALI
Babası olan. Zaman zaman sinir nöbeti geçiren.
AKSE
Hastalık nöbeti, kriz.
DİDEBAN
Gümrük kolcusu. Gözcü, bekçi, nöbetçi.
POSTA
Bir yere gelen veya bir yerden gönderilen mektup ve emanetlerin tümü. Bu emanetleri toplayan ve dağıtan kuruluş ve bu kuruluşun bulunduğu yer. Genellikle bu emanetleri götüren taşıt. Takım, kol. Bir sanayi veya ticaret işletmesinde aynı süre içinde çalışanların tümü. Hizmet nöbetinde bulunan er. Kez, defa, sefer. Vapur, tren, uçak vb. taşıtlarla yapılmış olan yolculuk. Yirmi dört saatlik çalışma gününün, çalışma bölümlerinden her biri, vardiya.
SANCI
İç organlarda batar veya saplanır gibi duyulan, nöbetlerle azalıp çoğalan ağrı. Sıkıntı.
GEHGEH
"Nöbetli bir hastalığa yakalanmak" anlamında kullanılan gehgeh tutmak deyiminde geçen bir söz.
SIRA
Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi. Nöbet. Bu biçimdeki topluluğun durumu. Ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kuran ve "ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde" anlamlarında kullanılan bir söz. Düzen. Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman. Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya. Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu. Tahtadan oturak.