İçinde NERE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "nere" olan, toplam 31 tane kelime bulunuyor. İçerisinde nere bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu nere ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında nere olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

DEJENERELEŞMEK

13 harfli kelimeler

DEJENERELEŞME

12 harfli kelimeler

KESTANERENGİ

11 harfli kelimeler

DEJENERELİK, ÖNEREBİLMEK

10 harfli kelimeler

ÖNEREBİLME, EKSKRENERE

9 harfli kelimeler

NEREDEYSE, BEZENEREK

8 harfli kelimeler

VENEREAL, DEJENERE, SİNEREUS

7 harfli kelimeler

SONEREK, GÜNEREK, GÜNEREN, NEREDEN, NEREYİS, NERELIG

6 harfli kelimeler

GANERE, NEREDE, NERELİ, NERESİ, NEREYİ, NEREYE, NERENE, NEREKE, KÜNERE, KANERE, ENEREN

Bazı kelimelerin anlamları

NERE

Hangi yer?. Hangi organ?. Hangi taraf?.

ÖNEREBİLMEK

Önerme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GÜNEREN

Güneş gibi aydınlık ve ışık saçan yiğit. Şanlıurfa ili, Akçakale ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

ÖNEREBİLME

Önerebilmek işi.

BEZENEREK

Özenerek, itina ile.

DEJENERELEŞME

Dejenereleşmek işi.

EKSKRENERE

Salgılama.

DEJENERELİK

Soysuzluk. Yozluk.

NEREDEYSE

Hemen hemen. Kısa bir süre içinde.

GÜNEREK

Uzayda güneş dizgesinin, yıldızlara göre yaptığı devinmenin ereği.

VENEREAL

Cinsel temasa ait olan. Cinsel temastan meydana gelen, zührevi.

SONEREK

Sonra.

DEJENERELEŞMEK

Soysuzlaşmak. Yozlaşmak.

KESTANERENGİ

(Resim) Kestanenin dış kabuklarının rengi; bu renkteki boya.

DEJENERE

Soysuz. Bozulmuş. Yoz. Bozunmuş.

SİNEREUS

Kül rengi, kül gibi, gri.

  -   -   -  

Anlamında NERE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde NERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARİSTOTELESÇİLİK

Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.

BAŞPEHLİVAN

Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan.

BULUNTU

Kazı veya araştırmalarla ortaya çıkarılmış olan, bazen de rast gelinerek bulunan eski çağlardan kalma eşya. Sokakta bulunup alınan çocuk. Herhangi bir yerde bulunup gerçekten veya hükmen sahibi bulunmayan mal.

BAHANE

Bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep.

BAKTERİ

Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı.

BÖBÜRLENMEK

Övünerek kabarmak, üstünlük taslamak, kurulmak.

CİNAS

Çok anlamlı bir kelimeye, her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma. Çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek kötüsünü öne çıkarma.

BİLGİCİLİK

Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı, sofizm. Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılmış olan uslamlama ve çıkarsama, safsatacılık.

ARTEZYEN

Burgu ile delinerek açılan ve suyu yükseğe fışkırtan kuyu.

AMORTİ

Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.

AMİP

Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı (Amoeba).

BİLFİİL

İş olarak, iş edinerek, gerçekten, eylemli olarak.

BİLİNEMEZCİLİK

Bilginin bağıntılı olduğuna ve bundan dolayı salt olmadığına inanan öğreti. Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti, laedriye, agnostisizm.

BALIKÇIL

Uzun bacaklılardan, boynu ve gagası uzun, su kıyılarında yaşayan, balık yiyerek beslenen büyük bir kuş (Ardea cinerea). Balıkla beslenen, balık yiyen.

BİLİNEMEZCİ

Bilginin bağıntılı olduğuna inanan (kimse). Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen (kimse), laedri, agnostik.

ALINDILI

Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.), taahhütlü.

BANGIRDAMAK

Öfkelenerek yüksek sesle bağırıp çağırmak, bangır bangır bağırmak.

AŞINMAK

Birbirine sürtünerek incelmek. Çıkıntıları silinmek, düzleşmek. Eskimek, yıpranmak.

BURUK

Burulmuş olan. Alınarak küskünlük gösteren, gücenmiş (kimse). Uygun olmayan şartlar sonucu dönerek büyüyen ağacın kerestesi. Tadı kekre olan (meyve).

CEZERYE

Ezilmiş havuç içine fındık veya ceviz parçaları eklenerek yapılmış olan bir tatlı türü.