İçinde NECE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "nece" olan, toplam 30 tane kelime bulunuyor. İçerisinde nece bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu nece ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında nece olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

BEĞENECEKLEYİN

12 harfli kelimeler

GÜNECELENMEK

10 harfli kelimeler

SİNECENLİK

9 harfli kelimeler

BÜRÜNECEK, ÇİNGENECE, GEÇİNECEK, SİLİNECEK, ÖĞLENECEK, BÖLENECEK

8 harfli kelimeler

NECEFALİ

7 harfli kelimeler

NECEBET, SİNECEN, SİNECEK, ÖLENECE, NECESET, BİNECEK, DÖNECEK

6 harfli kelimeler

İYNECE, İNECEK, GÜNECE, GUNECE, ÖNECEK, GÖNECE, SİNECE, ENECEK

5 harfli kelimeler

İNECE, NECEK, NECEN, NECEP

Bazı kelimelerin anlamları

NECE

Hangi dilde, hangi dilden?.

SİNECENLİK

Sinsilik : İşi gücü sinecenlik.

SİNECEK

Çarşaf.

SİLİNECEK

Hamam havlusu.

ÖĞLENECEK

Öğlene kadar.

NECEBET

Arapça kökenli necâbet: necabet.

GÜNECELENMEK

Güneşlenmek.

BEĞENECEKLEYİN

Beyenilecek gibi, beyenmiye değer.

BÖLENECEK

Bölünceye kadar.

BÜRÜNECEK

Çarşaf, çar.

GEÇİNECEK

Geçim.

NECEFALİ

Iğdır ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

SİNECEN

1.Hileci, düzenci. 2.Sinsi. 3.Çekingen, ürkek insan. 4.Uslu durur ken birden saldıran köpek. Sinsi.

ÖLENECE

Ölünceye değin.

ÇİNGENECE

Çingenelerin kullandığı dil.

NECESET

Arapça kökenli necâset: necaset; pislik.

  -   -   -  

Anlamında NECE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde NECE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FAÇUNA

Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılmış olan sargı.

AZALMAK

Az denecek bir miktara inmek. Etkisini yitirmek, hafiflemek. Eskisinden az bir duruma gelmek.

HALLETMEK

Güç görünen bir olay veya duruma çözüm yolu bulmak. Cinsel ilişki kurmak. Bir cismi bir sıvı içinde eritmek. Bir yemeği yenecek duruma getirmek. Çözmek. Yoluna koymak, olumlu sonuca bağlamak.

BASKICI

İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse. Kısıtlayan. Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse.

DEM

Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından istenilen durumu. Kan. Koku. Zaman, çağ. İçki. Pişirilen yemeklerin yenecek kıvamda olması. Soluk, nefes.

FORMÜL

Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı. Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım. Çıkar yol, tutulan yol, yöntem. Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım. Bir ilacın hazırlanmasında bir sonucun elde edilmesinde izlenecek işlemlerin çeşitli sayılar ve semboller kullanılarak ifade edildiği özgün kavram. Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı. Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek.

ETİKET

Bir malın tür, miktar, fiyat vb. nitelikleri veya kitap, defter vb. şeylerin kime ait olduğunu belirtmek için üzerlerine konulan küçük kâğıt. Kimlik. Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol.

DOLDURULMAK

Dolu bir duruma getirilmek. Biri, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirilmek.

DOLDURMAK

Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek. Ses, koku yayılıp kaplamak. Belirli bir süreyi kaplamak, almak. Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek. Yaşını, yılını bitirmek. Ateşli silahların içine mermi sürmek. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek. Canlılık kazandırmak.

DİŞİ

Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey). Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan. Yumuşak, kolay işlenen (maden). Kadın. Şuh, işveli, çekici. Verimli, doğurgan. Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki).

DÖNER

Dönmekte olan, dönen, dönecek biçimde düzenlenen. Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılmış olan kebap, döner kebap.

ÇİĞNEMLİK

Ağızda çiğnenecek miktarda olan, çiğnem.

HAM

Yenecek kadar olgun olmayan (meyve), olmamış. Gerçekleşme kolaylığı ya da imkânı olmayan. İşlenmemiş (madde). İdmansız. Kaba, toplum kurallarını bilmeyen, incelmemiş.

ESHAM

Paylar, hisseler. Borç alınan bir paranın belirli zamanda ödeneceğini gösteren senetler.

DİLENDİRMEK

Dilenecek duruma getirmek. Dilencilik yaptırmak.

ADAMSIZ

Adam olmadan. Güvenecek kimsesi olmayan, dayanağı bulunmayan, arkasız. Erkeksiz, kocasız.

AZALTMAK

Az denecek bir miktara indirmek. Eskisinden az bir duruma getirmek. Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek.

ETLİ

İçinde et bulunan. Dolgun, kalın. Eti çok olan. Yenecek kısmı çok olan (meyve).

ÇÖPÇATAN

Evlenmelerde aracılık eden kimse. Kimin kiminle evleneceğini önceden kararlaştırıp gerçekleştirdiğine inanılan manevi güç.

BONO

Belirli bir sürenin sonunda, belirli bir paranın, belirli bir kimseye ödeneceğini belirten senet, emre muharrer senet.