Kelimeler arşivinde; içinde "motor" olan, toplam 24 tane kelime bulunuyor. İçerisinde motor bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu motor ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında motor olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SEROPNÖMOTORAKS, PNÖMOHEMOTORAKS, PİYOPNÖMOTORAKS, HEMOPNÖMOTORAKS
PİYOHEMOTORAKS
TIRASFORMOTOR, OKULOMOTORYUS
MOTORARTÇISI, ELEKTROMOTOR, MOTORLUGEZER
PNÖMOTORAKS
MOTORCULUK, HEMOTORAKS
ÇİFİMOTOR, VAZOMOTOR
MOTORİUS, PROMOTOR, MOTORİZE, MOTORBOT
MOTOROK, MOTORLU, MOTORİN, MOTORCU
MOTOR
MOTOR
Herhangi bir enerjiyi mekanik enerjiye dönüştüren düzenek. Akaryakıtla işleyen deniz aracı. Motosiklet.
MOTORCULUK
Deniz motoru işletmeciliği.
TIRASFORMOTOR
Fransızca kökenli transformateur: transformatör; trafo.
HEMOPNÖMOTORAKS
Göğüs boşluğunda kan ve hava toplanması.
OKULOMOTORYUS
Gözü oynatıcı.
ELEKTROMOTOR
Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren cihaz. Mekanik veya kimyasal bir etki altında elektrik üreten araç.
PİYOPNÖMOTORAKS
Göğüs zarı boşluğunda irin ve gaz toplanması.
VAZOMOTOR
Kan damarlarının duvarlarındaki kaslara gelen, damarların genişleyip daralmasını sağlayan sinirler. Kan damarlarının duvarlarındaki kaslara gelen sinirler olup damarların genişleyip daralmasını sağlarlar.
PİYOHEMOTORAKS
Göğüs zarı boşluğunda irin ve kan toplanması.
HEMOTORAKS
Çoğunlukla kan damarlarının travmatik nedenlerle yırtılması nedeniyle, göğüs boşluğunda kan toplanması, hemoplöra. Solunum güçlüğü, akciğer kollapsı ve mukozalarda solgunluğa sebep olur.
ÇİFİMOTOR
Traktör.
MOTORLUGEZER
Tek yuvgulu küçük motordan oluşan, enüst hızı genellikle 100 km/saat'in altında, iki tekerlekli, üstü açık, küçük yolcu taşıtı.
SEROPNÖMOTORAKS
Göğüs zarı boşluğunda hava ve serum toplanması.
PNÖMOTORAKS
Göğüs boşluğunun gaz veya havayla dolması. Boşlukta bulunan hava, akciğerler üzerine basınç yaparak akciğerin sönmesine neden olur.
PNÖMOHEMOTORAKS
Göğüs zarı boşluğunda hava ve kan bulunması.
MOTORARTÇISI
Yarışa katılan çiftekercilerin, her birinin ayrı bir motor arkasında koşmaları ve motosikletçi ile işbirliği yaparak hızlarını ayarlamalarıyla yapılan ve "yarı dayanç" diye adlandırılan koşularda, arkadaki çiftekeri yürüten ve yöneten yarışçı.
Bu bölümde tanımı içerisinde MOTOR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BALATA
Soğuk ve sıcakta büyük bir sürtünme katsayısına sahip olan, suya ve yağa dayanıklı, yavaş aşınan madde. Motorlu araçlarda fren yapmayı sağlayan, tekerlek mili üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki alet.
BİLEZİK
Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılmış olan ve bileğe süs için takılan halka. Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç. İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça. Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka. Kelepçe.
ÇEKTİRME
Çektirmek işi. Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç. Yaklaşık 30-50 grostonluk yelkenli veya yük taşıyan motorlu büyük kayık. Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet. Çektiri. Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası.
ÇEKİŞ
Çekme işi. Bir motorun çekme gücü. Ağız kavgası.
DAĞITICI
Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse, müvezzi. Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt, distribütör. Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş.
DİZEL
Sıkıştırılmış hava içine püskürtülen yakıtla çalışan motor.
CİP
Her türlü arazide kullanılabilen motorlu taşıt.
ARABA
Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı. Bu taşıtın aldığı miktarda olan.
ALIŞTIRMA
Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.
BUZDOLABI
Yiyecek, içecek vb.ni soğuk olarak saklamaya yarayan, motorla çalışan dolap, soğutucu, frijider.
DEĞNEKÇİ
Motorlu taşıtların çalıştığı yerlerde yolcuların binişi ve taşıtların sıra düzenini sağlayan kimse, kâhya. Şehir düzeni ile ilgili görevli. Parklarda düzeni sağlamaya çalışan kimse.
BURÇ
Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı. Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad. Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik vb.nden yapılmış olan bir motor parçası. Ökse otu.
BUJİ
Patlamalı motorlarda yakıtı tutuşturmaya yarayan araç.
BİLYE
Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam vb.nden yapılmış küçük yuvarlak nesne, misket, cıncık, zıpzıp. Motorlu taşıtlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak, aşınmayı ve enerji yitimini önlemek için göbeklerdeki yataklara yerleştirilen, çoğunlukla çelikten, küçük yuvarlak.
BAKIMEVİ
Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş. Belirli noktalarda özellikle kar mücadelesinde kullanılan araç ve gereçlerin barındırıldığı bina. Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim. Kademe.
BENZİNLİ
Benzinle çalışan (motor, makine vb.).
AMORTİSÖR
Motorlu araçlarda sarsıntı, sallantı vb. hareketleri en aza indiren, yayların gereksiz hareketlerini gidermeye yarayan düzen. Bu düzeni kuran öge, yumuşatmalık.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
BIÇKI
Tahta veya ağaç biçmekte kullanılan, karşılıklı iki sapı olan ve iki kişi tarafından kullanılan büyük testere. Saraç bıçağı. Motorla çalışan bir tür güçlü testere. Bağ budamaya yarayan dişli bıçak.