Kelimeler arşivinde; içinde "lire" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde lire bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu lire ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında lire olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DELİREBİLMEK
DELİREBİLME
DİŞLİRENDE, ŞEKERLİREK
DELİREK, KLİRENS, MİLİREM
LİRET
LİRE
LİRE
Lira.
DELİREK
Sersem, salak, çılgın, delişmen.
LİRET
İtalya'nın para birimi.
DİŞLİRENDE
Marangozculukta kaplamalarda kullanılan ve bıçağı dişli olan rende. (Aksaray Niğde) (dişi) : (Mudurnu Bolu).
DELİREBİLMEK
Delirme olasılığı bulunmak.
MİLİREM
Rem'in 1/1000'i düzeyinde olan eski doz eşdeğeri birimi.
ŞEKERLİREK
Şekeri biraz çok.
KLİRENS
Temizleme, temizlenme. İlaçların karaciğer ve böbreklerden atılmalarının ne derece verimli olduğunu gösteren ve birim zamanda anılan organlarda ilaçlardan temizlenen plazma hacmini ifade eden kantitatif değer. Bir dakikada böbrekler tarafından herhangi bir maddeden temizlenen plazma miktarı veya kan plazmasında bulunan herhangi bir maddenin arınma değeri, arınma. Böbrekte glomeruler süzme hızı ve böbreğin iş görme kapasitesi için bir ölçüdür.
DELİREBİLME
Delirebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde LİRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
BAYGINLIK
Baygın olma durumu. Duyumların durması, kan dolaşımının ve solunum görevlerinin duraklaması, vücudun kımıldanamaması vb. fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu.
DEVİMSELCİLİK
Beliren ve gelişen şeylerin kendiliklerinden etkin olduklarını, gelişmelerini sağlayan gücün dışarıdan gelmeyip kendileriyle özdeş bulunduğunu ileri süren öğreti, gürecilik, dinamizm, mekanikçilik karşıtı.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
FECRİKAZİP
Tan yerinde gün doğmadan beliren, sonradan kaybolan geçici aydınlık, yalancı tan, geçici tan.
BOZGUN
Bir toplulukta karşılıklı güvenin bozulması ile beliren karışıklık. Yenilgi. Morali bozulmuş, çökmüş, yılgın. Bozulmuş, dağılmış.
DÖKÜNTÜLÜ
Döküntüsü olan. Deride döküntü ile görülen, döküntü ile beliren (hastalık).
DEMİRSİZLİK
Kanda beliren demir yetersizliği.
COŞKU
Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan. Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu.
GUATR
Boyundaki troit bezinin aşırı büyümesiyle beliren hastalık, guşa, cedre.
BELERMEK
Göz, akı iyice belirecek bir biçimde açılmak.
ATEŞ
Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.
DİZANTERİ
Ağrılı ve kanlı ishalle beliren, bağırsakta yaralara yol açan bulaşıcı, salgın hastalık, kanlı ishal.
BELERTMEK
Gözünü, akı iyice belirecek bir biçimde açmak.
GIDIKLAMAK
Vücudun bazı yerlerine dokunarak ürperme veya gülerek kaçınma ile beliren bir sinir tepkisi uyandırmak. Eğlendirici, hoşa giden sözler söylemek.
FİGÜR
Resim ve heykel sanatlarında varlıkların biçimi. Birbirini izleyerek melodik ve ritmik bakımdan bir bütün oluşturan notalar grubu. Bir dansı veya oyunu oluşturan ölçülü adımlarla beliren zincirleme hareketlerden her biri.
BEN
Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.
EVRE
Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, aşama, safha, merhale.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.