Kelimeler arşivinde; içinde "lipit" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde lipit bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu lipit ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında lipit olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GALAKTOLİPİT
SFİNGOLİPİT
FOSFOLİPİT, GLİKOLİPİT, GLUKOLİPİT
LİPİTLER, LİPİTÜRİ
ÇİLİPİT
LİPİT
LİPİT
Hayvan ve bitki dokularının eter, benzen, kloroform vb. yağ çözücülerinde eriyen bölümü.
LİPİTÜRİ
İdrarda yağ damlacıklarının bulunması, lipüri.
LİPİTLER
Hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan, suda çözünmeyen ya da çok az çözünen, organik çözücülerde çözünen, yağ asitlerinin alkollerle teşkil ettikleri esterler.
ÇİLİPİT
Ses: Ortalıkta çilipit yok.
FOSFOLİPİT
Gliserin ya da sfingozine bağlı olarak aynı ya da farklı tip yağ asidi yan zincirleri, fosforik asit ve buna bağlı kolin, serin, inozitol, etânolamin ya da gliserin taşıyan ve zarlarda bol bulunan herhangi bir amfipatik lipit gurubu. Gliserol, sfingozin veya ilgili maddelerin omurgasını oluşturan fosfor içeren herhangi bir lipit. Gliserin veya sfingozine bağlı yağ asidi, yan zincirlerinde fosforik asit ve buna bağlı kolin, serin, inozitol, etanolamin veya gliserin taşıyan ve hücre zarlarında bol bulunan herhangi bir amfipatik lipit grubu.
GLUKOLİPİT
Glikolipit.
GLİKOLİPİT
Genellikle hücre zarlarında bulunan, lipitlerin şekerlerle kovalent bağlarla birleşmesi ile oluşan bileşik lipit. Glukolipit. Genellikle hücre zarlarında bulunan, lipitlerin şeker moleküllerine kovalent bağlarla bağlanmasıyla meydana gelen bileşik lipit, glukolipit. Lipitlerin karbonhidratlarla kovalent bağlarla birleşmesiyle oluşan bileşik lipit. Genellikle hücre zarlarında bulunur.
SFİNGOLİPİT
Özellikle beyin ve sinir dokusunda bol bulunan, alkolü sfingozin olan bir fosfolipit. Seramide bağlı bir fosfokolin, fosfoetanolamin veya mono/oligosakkarit ünitesi içeren lipit sınıfı. Sfingomiyelin, serebrozit, gangliyositleri içerir ve hücre zarlarının ana yapısal elamanıdır.
GALAKTOLİPİT
Kloroplastların tilakoit zarlarındaki lipidin % 70 kadarını oluşturan diaçilgliserolün üçüncü karbonuna bağlı galaktoz taşıyan yüksüz bir lipit. Kloroplâstların tilâkoit zarlarındaki lipidin %70 kadarını oluşturan, diasilgliserolün üçüncü karbonuna bağlı galâktoz taşıyan yüksüz bir lipit.
Bu bölümde tanımı içerisinde LİPİT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HİPERLİPİDEMİ
Hiperlipemi. Atlar ve köpeklerde kalıtsal, hipotiroidizm, şeker ve cushing hastalığı gibi kimi iç salgı bozukluklarında ortaya çıkan, serum kolesterol ve trigliserit seviyesinin artışıyla belirgin olan bir hastalık. Kanda lipit düzeyinin anormal derecede artışı, lipemi, lipidemi, hiperlipemi.
FOSFATİT
Fosfatidik asit içeren herhangi bir lipit.
GALAKTOZ
Altı karbonlu bir tür şeker. Altı karbonlu aldoz yapısındaki monosakkaritlerden biri. Bir disakkarit olan laktozda, glikozla beraber bitki hücre duvarındaki pektinde, glikolipitlerde ve glikoproteinlerde bulunan bir monosakkarit, beyin şekeri. Altı karbonlu aldoz şekeri. Bir disakkarit olan laktozda glikozla beraber, bitki hücre duvarındaki pektinde, glikolipitlerde ve glikoproteinlerde bulunan bir monosakkarit.
ETANOLAMİN
Serin aminoasidinin dekarboksilasyonuyla oluşan ve fosfolipit üretiminde kullanılan biyolojik amin, 2-aminoetanol, monoetanolamin. Hücre zarlarındaki fosfatidil etanolaminin yapısında bulunan küçük hidrofil bir molekül.
GANGLİYOSİDOZİS
Enzim bozukluğuna ilgili olarak gangliyositlerin dokularda birikmesi, gelişme geriliği, baş ve bacak titremeleri, körlük, felç, gliozis, miyelin ve nöron kayıplarıyla belirgin bir grup kalıtsal lipit depo hastalığı. GM1 ve GM2 olmak üzere iki farklı formda görülür.
FOSFATİDİLSERİN
Hücre zarlarında bulunan ve ek grup olarak serin amino asidini taşıyan bir fosfolipit. Hücre zarlarında bulunan ve fosfatidik aside bağlı ek grup olarak serin aminoasidini taşıyan bir fosfolipit.
KARDİYOLİPİN
Esas itibarıyla yürek dokusundaki zarlarda, mitokondri iç zarlarında bulunan, yapısında dört yağ asidi zinciri, iki fosfatidik asit, iki gliserol olan difosfatidil gliserol. İki molekül fosfatidik asidin bir gliserol aracılığıyla birbirine bağlanmasından oluşan difosfatidil gliserol olup iç mitokondri zarının ve bakteri zarının önemli bir bileşeni ve antijenik özelliğe sahip tek lipit.
KİLOMİKRONLAR
Plâzmada ve diğer vücut sıvılarında bulunan ve bağırsaktan yağ dokusuna kolesterol, triasil gliseritler ve diğer lipitlerin taşınmasını sağlayan küçük lipoprotein parçacıktarı. Besin kaynaklı trigliseritleri taşıyan, büyük moleküllü lipoproteinler.
GLUKAGON
Pankreasın Langerhans adacığındaki alfa hücrelerinden salgılanan, yağ dokusunda lipit hidrolizi, karaciğer hücrelerinde glikojen parçalanmasını ve glikoz sentezini uyararak kandaki şeker miktarının düşmesini engelleyen 29 amino asitlik bir hormon. Karaciğerde, glikojen yıkımını ve karbonhidrat olmayan maddelerden glikoz oluşumunu uyararak kan şeker düzeyini yükselten, yağ dokuda yağların yıkılması ve anti-insülin etkinliği olan, pankreasın Langerhans adacıklarının alfa hücreleri tarafından salgılanan, hipoglisemi ve büyüme hormonu tarafından salınımı artan ve 29 amino asit içeren bir polipeptit hormon, hiperglisemik hormon.
GLİSEROL
Lipitlerin yapısında bulunan üç karbonlu bir alkol. Gliserin. Gliserin.
GALAKTOZAMİN
Glikolipitlerde ve kondroitin sülfatta bulunan galaktoz şekerinin bir amino türevi. Glikolipitlerde ve kondroitin sülfatta bulunan galâktoz şekerinin bir amino türevi.
ATEROM
Atardamar intimasında dejenerasyonu takiben yağ veya lipitten oluşan kalınlaşma, aterozis, ateromatöz dejenerasyon.
HİSTİYOSİTOZİS
Kanda anormal görünümlü veya biçimli histiyosit bulunuşuyla belirgin hastalık tablosu. Deri histiyositozisi. Lipit histiyositozisi, sfingomiyelinozis. Sistemik histiyositozis. Kötücül histiyositosis.
GANGLİYOSİTLER
Beynin boz maddesi ve timüs bezinde bol bulunan, zar lipitlerinin %6 kadarını oluşturan, çok büyük polar başlı, terminal şeker birimleri siyalik asit (N-asetil nöraminik asit) olan kompleks sfingolipitler.
FOSFOGLİSERİT
Gliserofosfolipit.
FOSFATİDİLKOLİN
Hücre zarlarında bol bulunan ve ek grup olarak kolin taşıyan bir fosfolipit Lesitin. Fosfatidik aside bağlı ek grup olarak kolin taşıyan, hücre zarlarında en çok bulunan, kolinin vücut deposu olan ayrıca yağ oranı yüksek gıdalarda emülgatör olarak kullanılan bir fosfolipit, lesitin.
İNTRİNZİK
İçerde. Bir organ ya da bir kısmının iç kasları. Hücre zarının lipit tabakasının içine az girmiş ya da bir tarafından diğer tarafına geçmiş proteinler. İntegral proteinler.
GLUKOKORTİKOİTLER
Böbrek üstü bezinin korteks bölgesinden salgılanan, karbohidrat, lipit ve protein metabolizmasında faaliyet gösteren 21 karbonlu steroit hormonlar. Kimyasal olarak androstan ve pregnan türevi olarak bilinen, böbrek üstü bezinin zona fasikülata ve retikülaris bölgelerinde üretilen, önceden doğal yollarla üretilirken günümüzde tamamen sentetik yolla elde edilen, steroit yapıda, şeker, yağ, protein metabolizması üzerine etkili olan ve ayrıca, yangı oluşumunu da önemli oranda engelleyen, kortizol, kortizon ve kortikosteron hormonlarına, kan glikoz düzeyini artırmasından dolayı verilen genel ad. Glikokortikoidler klinikte; ketozis, yangıyla karakterize eklem, tendo, bursa, deri, göz ve kulak hastalıkları, dolaşım şoku gibi hastalıkların tedavisiyle, doğumu teşvik etmek için kullanılırlar.
AMFİPATİK
Bir molekülün yapısında hem hidrofobik hem de hidrofilik grubun bulunması. Protein ve lipitler de amfipatik özellik gösterebilir. Bir molekülün yapısında suyu seven ve sevmeyen grupların bir arada bulunması.
BAŞ
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.