Kelimeler arşivinde; içinde "lese" olan, toplam 39 tane kelime bulunuyor. İçerisinde lese bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu lese ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında lese olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TELESEKRETER, PELESENTİLİK
LESEPSİYEN, AKAULESENT
PELESELİK, PELESEMEK, TELESEMEK, ELESEFİYE, SELESEPİR
LESEPASE, HULESEYİ, GÖTLESEN, KÜTLESEL, PELESENK, MAALESEF
SELESEN, SELESER, YELESEN, PELESEK, YELESER, GÜLESEN, ÇALESER, ELESERİ, FELESEK, KELESEN, GÜLESER, KELESEK
PELESE, HELESE, ÖLESEK, GILESE, OYLESE, EYLESE, YELESE, DELESE
LESE
Sepet. Boy. Çalı çırpı, çit.
PELESELİK
Sık ormanlık, çalılık, fundalık.
LESEPASE
Bir sınırdan geçebilmek için verilen yazılı izin. Bu izni gösteren belge.
MAALESEF
Üzülerek söylüyorum ki, ne yazık ki, maatteessüf.
KÜTLESEL
Kütle ile ilgili olan.
LESEPSİYEN
Süveyş Kanalı vasıtasıyla Kızıl Deniz'den Akdeniz'e geçen organizmalar için kullanılan bir terim.
AKAULESENT
Çiçek saplarının toprak seviyesinden çıktığı, gövdesi olmayan bitkiler için kullanılan bir terim.
ELESEFİYE
Gelişi güzel, körü körüne, düşünmeden.
HULESEYİ
Netice.
TELESEMEK
1.Hızlı hızlı solumak. 2.Kaygıyla ivmek. Yorgunluktan ya da sıcaktan bayılacak gibi olmak.
PELESENTİLİK
Sık ormanlık, çalılık, fundalık.
PELESENK
Türlü bitkilerden çıkarılan kokulu bir reçine. Konuşurken gereksiz tekrarlanan söz, persenk. Pelesenk ağacından elde edilen değerli kereste.
PELESEMEK
Güçten düşmek, yorulmak.
GÖTLESEN
İşsiz, kararsız ve şaşkınca dolaşan kişi.
SELESEPİR
Dağılmış, yıkılmış, kötü durumda.
TELESEKRETER
Telefon cihazının içinde yer alan, arayanların mesajlarını kaydeden araç.
Bu bölümde tanımı içerisinde LESE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
PERSENK
Pelesenk.
MAATTEESSÜF
Maalesef.
PELESE
Taze soğan, soğan fidesi. Pis, pislik. Yağmur sularının sürükleyip biriktirdiği çerçöp. Ağaç dalları üstündeki kar parçaları: Peleseler beni ıslattı. Parça, bir parça, azıcık. Düzey : Döşeme tahtaları kapı eşiği pelesesinde olmalı. Düzey. Durum, yaşayış, düzen.
HELESE
Çok kaynayarak bulamaç haline gelen yemek: Pişmiş helese olmuş. Şaka.
ATASOY
İlkel toplumlarda, boyları oluşturan bireylerin kendisinden türediklerine inandıkları insan, hayvan, bitki, nesne ya da doğa olayı kimliğinde olan ortak ata. (Kimi ilkellerde, boylarda saptanan bu tür atanın dışında kişisel, ailesel, cinsel ya da yerel ata akrabalar da görülmüştür.) bk. atasoyculuk. karşılığı tapıncak, büyü, cancılık. Ataları gibi soylu olan kimse.