Kelimeler arşivinde; içinde "lekle" olan, toplam 37 tane kelime bulunuyor. İçerisinde lekle bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu lekle ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında lekle olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BÜVELEKLENMEK, BÜNELEKLENMEK, BÖVELEKLENMEK, BÖĞELEKLENMEK
BELLEKLEMEK, GASLEKLEMEK, DÖLEKLEŞMEK, GÖLEKLENMEK, GÜZLEKLEMEK, HOLEKLENMEK, YELEKLENMEK, ŞELEKLENMEK, YİLEKLENMEK
EVLEKLEMEK, SELEKLEMEK, ŞELEKLEMEK, HELEKLEMEK, TELEKLEMEK, YÜLEKLEMEK, DÖLEKLEMEK, BÜVELEKLER, BELEKLEMEK, YELEKLENME, YELEKLEMEK
EVLEKLEME, DİLEKLEME, LEYLEKLER, İLEKLEMEK, LEKLEŞMEK, ELEKLEMEK, YELEKLEME
LEKLE
Yalan : Lekle söyledim.
GÖLEKLENMEK
Su set önünde birikmek, göllenmek.
ŞELEKLENMEK
1.Kendi sırtına yük vurmak. 2.Suçu üstlenmek.
BÜVELEKLENMEK
Sığır böğelek tarafından rahatsız edilmek, ısırılmak.
BÖĞELEKLENMEK
Sığır böğelek tarafından rahatsız edilmek, ısırılmak.
HOLEKLENMEK
Su göllenmek.
GÜZLEKLEMEK
Yaşlılıkta çocuk yapmak. Bitki, geç çiçek açmak ya da kuruyup yeniden yeşermek.
GASLEKLEMEK
Ağız aramak.
YİLEKLENMEK
İsteklenmek.
BÜNELEKLENMEK
Sığır böğelek tarafından rahatsız edilmek, ısırılmak. Telâşlanmak, heyecanlanlanmak.
YELEKLENMEK
Kanatlanmak, kanat açmak.
DÖLEKLEŞMEK
Uslanmak. Yerleşip rahata kavuşmak. Düzleşmek: Köprü yükselince yol dölekleşir.
EVLEKLEMEK
Sürülecek tarlayı eşit bölümlere ayırmak.
BELLEKLEMEK
Bellemek, öğrenmek.
SELEKLEMEK
Sendelemek, düşeyazmak.
BÖVELEKLENMEK
Sığırlar sinekten rahatsız olarak koşmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde LEKLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KANATÇIK
Küçük kanat. Kuşların başparmak ve birinci parmak kemiklerine bağlı teleklerinin bütünü. Baklagillerin çiçek tacında bulunan, yan iki taç yapraktan her biri.
BUKAĞILI
Ayağında bukağı bulunan. Bilekleri beyaz olan (hayvan).
BİSİKLET
Tekerlekleri pedal aracılığıyla ayakla döndürülen binek aracı, çiftteker, derrace, velespit. Bu araçla yapılmış olan bir spor türü.
DENGELEYİCİ
Denge sağlayan, dengeleme özelliği olan kimse veya şey. Otomobillerde eğikliği veya yaylanma genliğini azaltmak için şasi ve tekerleklere yerleştirilen düzen, stabilizatör. Bir evredeki işlemin daha dengeli bir duruma gelmesini sağlayan alet.
ÇEKİŞLİ
Çekme gücünü ön veya arka tekerleklerden alan (araç).
BEŞİK
Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola. Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma. Bir şeyin doğup geliştiği yer. Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
FORMA
Biçim, şekil. Tek kâğıt tabaka üzerine basılan on altı sayfalık kırılmış kitap parçası. Öğrencilerin, sporcuların, bazı mesleklerde çalışanların giydikleri, bağlı bulundukları okul, spor kulübü veya meslekleri belirten tek tip giysi.
KELEPÇE
Tutukluların kaçmasını önlemek için bileklerine takılan, bir zincirle tutturulmuş demir halka. Kablo, boru vb. şeyleri bir yere bağlı tutmak için kullanılan halka veya kelebek.
ÇAMURLUK
Çamuru çok olan yer. Paçaları çamurdan korumak için giyilen tozluk. Taşıtlarda tekerleklerin üst bölümünü örten parça. Ayakkabıların çamurunu kazımak için yapılarda giriş kapısının önünde, yere çimento veya betonla tutturulan, demirden yapılmış, türlü biçimlerdeki ayakkabı sileceği.
HALHAL
Kadınların ayak bileklerine taktıkları bilezik.
KAYKAY
Türlü maddelerden yapılmış, altında tekerlekler bulunan, üzerinde kayılan alet.
AMENTÜ
Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.
ESLEK
Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren, söz tutan, yumuşak başlı, itaatli, muti.
KAĞNI
İki veya dört tekerlekli, dingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabası.
KELEPÇELİ
Kelepçesi olan. Kelepçe takılı olarak. Bileklerine kelepçe takılmış olan.
GÖMLEKLİLER
Vücutları torba biçiminde ve yarı saydam, sert bir gömlekle örtülü, denizlerde yaşayan bir hayvan sınıfı.
DİNGİL
Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil, eksen, aks. Aptal, salak. Kaba saba.
EVLEKLEME
Evleklemek işi.
HAN
Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan unvan. Osmanlı padişahlarının adlarının sonuna getirilen unvan. Büyükşehirlerde serbest mesleklerde çalışanların oda veya daire tutup çalıştıkları birkaç katlı yapı. Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri. Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı.