Kelimeler arşivinde; içinde "kısıt" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kısıt bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kısıt ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kısıt olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KISITLAYABİLMEK
KISITLAYABİLME
KISITLANMAK, KISITLAYICI, KISITSIZLIK
KISITLAMAK, KISITLILIK, KISITLANIŞ, KISITLANMA, KISITLAYIŞ
KISITLAMA
KISITLI
KISIT
KISIT
Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması. Bunama, mahkûm olma vb. nedenlerden dolayı kanunun, bir kimsenin malını, parasını istediği gibi kullanmasına ve harcamasına engel olması, kısıtlılık, kısıtlama, hacir.
KISITLANIŞ
Kısıtlanma işi.
KISITLAYABİLME
Kısıtlayabilmek işi.
KISITLAYIŞ
Kısıtlama işi.
KISITLAMA
Kısıtlamak işi. Kısıt.
KISITLAMAK
Önceden verilmiş olan hak ve hürriyetlerin sınırlarını daraltmak, tahdit etmek. Sınırlamak, daraltmak. Birini yasal yoldan mallarını kullanmaktan yoksun bırakmak, kısıt altına almak, hacir altına almak.
KISITLI
Kısıtlanmış, kısıt altına alınmış, mahcur. Sınırlı.
KISITLILIK
Kısıtlı olma durumu. Kısıt.
KISITLAYABİLMEK
Kısıtlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KISITLANMA
Kısıtlanmak işi.
KISITSIZLIK
Başkalarına, görüşlerini belirtme ve seçim yapmalarında olanak sağlayan tutum.
KISITLAYICI
Bir veri kümesinde dış koşullar nedeniyle konulan sınırlama, Eş anlamlısı: kısıt. Verilen bir sorunda aranan çözümün sağlaması gereken ek koşul.
KISITLANMAK
Kısıtlama işi yapılmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KISIT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASKICI
İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse. Kısıtlayan. Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse.
TAKYİT
Bağlı kılma, kısıtlama, kayıtlama.
BASKISIZ
Hak ve özgürlükleri kısıtlanmamış. Terbiyesiz, ahlaksız. Disiplinsiz.
EGEMEN
Yönetimini hiçbir kısıtlama veya denetime bağlı olmaksızın sürdüren, bağımlı olmayan, hükümran, hâkim. Sözünü geçiren, üstünlük kazanan.
DEFLASYON
Para kısıtlaması.
ÖZGÜR
Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta bağlı olmayan, serbest, hür. Başkasının kölesi olmayan, hür. Tutuklu olmayan, hür. Siyasi bir güç tarafından denetlenmeyen, engellenmeyen. Yönetim bakımından yabancı bir gücün etkisi altında bulunmayan, başka bir yönetime bağlı olmayan, bağımsız, hür (ulus, ülke). Kendi kendine hareket etme, davranma, karar verme gücü olan, muhtar.
OTOSANSÜR
Kişinin veya kurumların kendi kendilerini kısıtlaması.
ÖZGÜRLÜK
Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî. Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet.
LİMİTSİZ
Sınırsız, herhangi bir kısıtlama olmaksızın.
BİLAKAYDUŞART
Kayıtsız ve şartsız olarak, herhangi bir kısıtlama olmaksızın.
YAKALAMA
Yakalamak işi. Sanığın yargıç kararı olmaksızın hürriyetinin kısıtlanmasını doğuran koruma önlemi.
ÖZDENETİM
Bir dizgenin, içindeki tepkimeleri kendi kendine denetlemesi olayı (canlı gözesinde olduğu gibi). Daha önemli bir ereğe erişebilmek için kişinin tepisel davranışlarını ya da başka amaçlara yönelme eğilimini denetleyip kısıtlaması.
OBSKÜRANTİZM
Egemen güçlerin kendi hoş görmediği kavramlara, kişilere, topluluklara ilişkin toplumun bilgi erişimini sistematik olarak kısıtlama çabası.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
ULUSÖTESİ
Baskın ulusal kimliği olmayan, belirli devletlerin politikalarıyla kontrol edilemeyen, kurallarla kısıtlanamayan.
HACİR
Kısıt.
DEFLATÖR
Para kısıtlayıcı.
MAHCUR
Kısıtlı.
HACRETMEK
kısıtlamak.
TUTUKLAMAK
Kanun yoluyla hürriyeti kısıtlayarak bir yere kapatmak, tevkif etmek.