Kelimeler arşivinde; içinde "kınlık" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kınlık bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kınlık ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kınlık olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇATIŞKINLIK
ALIŞKINLIK
TAŞKINLIK, YAYKINLIK, KIRKINLIK, KAÇKINLIK, YIKKINLIK, YATKINLIK, ŞAŞKINLIK, SIKKINLIK, SAPKINLIK, ÇATKINLIK, ÇAPKINLIK, BIKKINLIK, BIÇKINLIK, BATKINLIK
YAKINLIK, ILKINLIK
KINLIK
KINLIK
Kama, bıçak ve benzerleri gereçlere kın yapmak için hazırlanan ağaç, meşin.
ÇATKINLIK
Çatkın olma durumu.
BIKKINLIK
Çok bıkmış olma durumu.
ALIŞKINLIK
Alışkanlık.
KAÇKINLIK
Bir cismin görünür konumunun gözlem yerine göre değişmesi.
BIÇKINLIK
Bıçkın olma durumu.
YATKINLIK
Yatkın olma durumu. Alışkanlıktan doğan yeti, meleke, mümarese.
YIKKINLIK
Haraplık.
KIRKINLIK
Çok can kaybına mal olan.
TAŞKINLIK
Taşkın olma durumu. Taşkınca davranış.
ÇATIŞKINLIK
Bireylerin tutum ve davranışları arasında bağdaşmaz görüş ve çıkarlardan kaynaklanan uzlaşmaz karşıtlık.
SIKKINLIK
Sıkkın olma durumu.
ŞAŞKINLIK
Şaşkın olma durumu. Şaşkınca davranış.
SAPKINLIK
Sapkın olma durumu.
YAYKINLIK
Giresun ilinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
ÇAPKINLIK
Çapkın olma durumu. Çapkınca davranış.
Bu bölümde tanımı içerisinde KINLIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BRE
"Ey, hey" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Tekrarlanan iki emir kipi arasına getirilerek işin sürekliliğini anlatan bir söz. Şaşkınlık, coşku anlatan bir seslenme sözü. "Vay" anlamında şaşma bildiren bir seslenme sözü. "Be" yerine kullanılan bir seslenme sözü.
ALAKALANMAK
İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.
AZMAK
Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.
BAŞSAĞLIĞI
Ölen bir kimsenin yakınlarına ilgi ve yakınlık gösterme.
AFALLAŞMAK
Şaşkınlık içinde kalmak, şaşırıp bir şey yapamaz olmak.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
BEZDİRMEK
Bıktırmak, usandırmak, bıkkınlık vermek.
BABACANLIK
Babacan olma durumu, cana yakınlık.
BIKTIRMAK
Bıkmasına yol açmak, bıkkınlık vermek, usandırmak.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
BAĞLILIK
Bağlı olma durumu, merbutiyet. Bağlılaşım. Birine karşı, sevgi, saygı ile yakınlık duyma ve gösterme, sadakat.
BAŞATLIK
Baskınlık.
DALALET
Sapınç, sapkınlık, doğru yoldan ayrılma.
AFALLAMAK
Şaşkınlıktan sersemleşmek.
DÜNÜRLÜK
Dünür olma durumu. Evlenme sonucu oluşan yakınlık, hısımlık, sıhriyet.
BÜZÜLMEK
Büzme işi yapılmak. Korku, şaşkınlık, soğuk vb. etkenlerle bir kenara sinmek, bir kenara çekilmek.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
AFALLAŞTIRMAK
Şaşkınlık içinde bırakmak, birini şaşırıp bir şey yapamaz duruma sokmak.
BECERİ
Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.
ANALIK
Anne olma durumu. Üvey ana. Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın. Anaca davranış. Anne olma duygusu.