Kelimeler arşivinde; içinde "kılav" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kılav bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kılav ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kılav olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KARACAKILAVUZ
KILAVUZLAMAK, ERKEKKILAVUZ
KILAVUZLAMA, KILAVUZTEPE, KILAVUZÖMER, KILAVULAMAK, KILAVLANMAK
KILAVLAMAK, KILAVUZLAR, KILAVUZLUK
KILAVUZLU
KILAVAT, KILAVLI, KILAVAN, KILAVUZ
KILAV
KILAV
Keskinlik (Bıçak, makas ve benzerleri şeyler için). Yerli yerinde, düzenli. Düzeltme, çeki düzen verme işi, cila. Korku. Öfke. 3.Dikkat. Bağırıp çağırma, uyarma. Dinçlik, beden sağlığı, neşe. Yarış. Keçe. Süs, boya, cila. Keskin.
KILAVLAMAK
Keskinletmek, bilemek. At yarışı yapmak. Bilemek, keskinleştirmek.
KILAVULAMAK
Keskinletmek, bilemek.
KILAVUZTEPE
Diyarbakır kenti, Tepe nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KILAVLANMAK
Süslenmek, boyanmak. Göz koymak (kadın ve erkek arkadaşlık etmek için).
KILAVUZLUK
Kılavuz olma durumu veya kılavuzun işi, rehberlik. Bir gemiyi limana sokma veya limandan çıkarma işi. Bireyleri ilgi, anıklık ve yeteneklerine en uygun etkinliklere yöneltmek amacıyla uzmanlarca yapılan düzenli ve sürekli yardım. Öğrencilerin bağımsız birer kişilik kazanmalarını amaç edinen düzenli ve sürekli yol gösterme etkinliği. Kişiye, özellikle okul çalışmalarında ya da işinde kendisine en çok yarar, olanak sağlayabilecek etkinlikleri seçmesinde yardımcı olup yol gösterme.
KILAVUZLAR
Aydın kenti, Atça bucağına bağlı bir bölge. Aydın şehri, Bozdoğan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Bolu şehrinde, Göynük ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Burdur şehrinde, Karamanlı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Bursa şehrinde, Harmancık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Manisa şehri, Demirci belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KILAVAT
Yüz. Yaradılış, huy.
KILAVUZLAMAK
Kılavuzluk etmek.
KARACAKILAVUZ
Tekirdağ şehri, Banarlı nahiyesine bağlı bir bölge.
KILAVUZÖMER
Ordu şehrinde, Bolaman bucağına bağlı bir bölge.
KILAVUZLU
Kahramanmaraş şehri, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Samsun şehri, Asarcık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Tekirdağ kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KILAVAN
Düğün halkı. Gömütlerin başına dikilen söğüt dalı.
KILAVUZLAMA
Kılavuzlamak işi.
ERKEKKILAVUZ
Somunlara diş açmakta kullanılan pürtüklü çelik araç. (Aksaray Niğde).
KILAVLI
Keskin. Yaşı büyük olup da genç görünen. İştahlı, istekli, sağlıklı.
Bu bölümde tanımı içerisinde KILAV geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KRUVAZÖR
Deniz yollarını gözetmek, deniz ve hava filolarına kılavuzluk etmek amacıyla topla silahlandırılmış hızlı savaş gemisi.
ÜLKÜ
Amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey, ideal. İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke, mefkûre, ideal, vizyon. Gerçekte olmayıp yalnız düşüncede tasarım biçiminde var olan, yalnızca düşünce ile kavranabilen şey, ideal.
REFAKATÇİ
Hastanelerde hastanın yanında kalan, hastaya yardımcı olan kimse. Kılavuz, yol gösterici kimse.
FİŞ
Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç. Alışverişlerde ödenen paranın miktarını, vergilerini, alışverişin yapıldığı tarihi gösteren belge. Bir eserin hazırlanmasında kolaylık sağlamak veya bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri. Kumarda, bazı alışveriş işlerinde para yerine kullanılan pul vb. şey. Okuma yazma öğretiminde kullanılan, üzerine hece, kelime, cümle yazılı karton parçası. Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri, makbuz.
DELİL
İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare. Kanıt. (deli:li) Kılavuz, rehber.
KONUKÇU
Yabancı konukların yanına verilen, onları gezdiren, onlarla ilgilenen kılavuz veya arkadaş, mihmandar.
ÖĞRETİM
Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim. Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi.
SAĞDIÇ
Düğünde gelin veya damada kılavuzluk eden kimse.
KÖSEMENLİK
Yol gösterme, kılavuzluk.
ÖNCÜL
Önde giden, önde olan, artçıl karşıtı. Bir bilimsel çalışmada işe koyulurken, araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme. Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri, mukaddem. Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri, mukaddem. Kılavuz, öncü.
HOSTES
Taşıtlarda, özellikle uçaklarda yolcu ağırlayan bayan. Bir topluluk, kongre vb. yerlerde katılanları ağırlayan, onlara kılavuzluk eden bayan. Yarışma programlarında sunucuya yardımcı olan bayan.
KILAVUZ
Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber. Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne. Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb. Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç. Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse. Kılavuz kaptan. Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası. Kılavuz gemisi. Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse.
MÜRŞİT
Doğru yolu gösteren kimse, kılavuz. Müritlerine tasavvufu öğreten, sırları ve gerçekleri gösteren tarikat şeyhi.
KÖSEMEN
Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç ya da teke. Yol gösteren kılavuz. Dövüşken iri koç veya teke. Borsada öncülük yapan hisse.
DELALET
Kılavuzluk. İz, işaret.
ÖNCÜ
Önden gelen, önde olan, artçı karşıtı. Önde gidip haber ulaştıran kimse. Önder, kılavuz. Yürüyüşte kolun ilerisinden giden kıta, pişdar, artçı karşıtı. Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser, müjdeci, avangart.
YENGE
Bir kimsenin kardeşinin, dayısının veya amcasının karısı. Düğünde geline kılavuzluk eden kadın. Bir erkeğin kendi karısından söz ederken kullandığı ad. Kadınlar için söylenen bir seslenme sözü.
REHBER
Kılavuz. Birinin doğruyu bulmasına yardımcı olan, yol gösteren kimse veya şey, delil.
REHBERLİK
Kılavuzluk. Öğrencilerinin sorunlarını öğrenerek onlara yardımda bulunma.
YORDAM
Yatkınlık, alışkanlık, yeti, meleke. Çeviklik, çabukluk. Yöntem. Kılavuz, yardımcı. Çalım.