Kelimeler arşivinde; içinde "kötülemek" olan, toplam 1 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kötülemek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kötülemek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kötülemek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KÖTÜLEMEK
KÖTÜLEMEK
Biri veya bir şey için olumsuz, aşağılayıcı, hoş olmayan sözler söylemek. Nesnelerin niteliği bozulmak, kalitesi bozulmak. İnsanın sağlığı bozulmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÖTÜLEMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ZEMMETMEK
Yermek, kınamak, kötülemek, çekiştirmek.
KÖTÜLEME
Kötülemek işi.
AYDIŞMAK
Tartışmada aksi cevap vermek, inatlaşmak. Kötülemek, uğraşmak. İtişmek, didişmek. Tartışma yapmak, dil kavgası etmek.
DİLLEMEG
Aleyhte bulunmak, kötülemek.
AYDEŞMEK
Tartışmada aksi cevap vermek, inatlaşmak. Kötülemek, uğraşmak. İtişmek, didişmek.
GARIMAK
Bir kimseyi ya da malı başkasına kötülemek: Hasan, Ahmet'i garıdı. Oyun bozmak: Ayşe'yi oyuna almıyalım. O çok garıyor. İşe yaramaz olmak, eskimek: Hayvanın nalı garıdı, yeniletiver. İşler üst üste yığılmak: İşler garıdı, altından nasıl çıkacağız bakalım. Tarlada ürünler fazlaca olgunlaşıp, kendiliğinden dökülmek, boşa gitmek. Usanmak, bıkmak. Karın. İşkembe. Suya batmak, suya boğmak. Yaşlanmak: Gurumuş, garıhmış kimi yeri çürümüş.
BATIRMAK
Bir şeyin sıvı veya yumuşak bir maddenin içine gömülmesine yol açmak, batmasını sağlamak. Kirletmek. Yitirmek. Mahvetmek. Bir kimseyi çekiştirip iyice kötülemek. Bir işte kazanç sağlayamaz duruma gelmek.
KESMEK
Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.
KESİTMEK
Birisini yermek, kötülemek.
HURAMAK
Kötülemek, yermek.
DEBİZİLEMEK
Devamlı olarak dövmek, itmek, kötülemek, hırpalamak: Ahmet Ağagil gelinlerini debizileyivermişler.
DİLLEMEK
Kilitlemek. Aleyhte bulunmak, kötülemek. Bir şeyi diline dolayıp yaymak. Bir kimsenin zenginliği, malı ve kendisi hakkında hasetle konuşmak: Görmemiş insanların yanında malımız dillendiğinden her şeyimizi kaybettik. Azarlamak, darılmak. Bir şeyi çok istemek: Kız için dilledi dilledi elinde ne varsa hepsini yedi. Bir kimse hakkında dedikodu yapmak, bir kimseyi çekiştirmek, zemmetmek.
KARANMAK
Birisinin arkasından kötü konuşmak, kötülemek. Sitem etmek. Küfretmek, kötü söylemek, lânet etmek.
KARAMAK
Hor görmek. Karalamak, kara çalmak, lekelemek. Kötülemek, yermek.
KİŞİFLEMEK
Sezdirmeden birinin davranışlarını izlemek, gözetlemek. Birini kötülemek, suçlamak, çekiştirmek. Bulmak. İnsan ya da hayvanı kavgaya kışkırtmak. Sezdirmeden birini izlemek, gözetlemek. Arapça kökenli keşif: Gizliden gözetlemek, sezdirmeden izlemek.
DEBİZLEMEK
Karanlıkta körler gibi şaşkın hareketler yaparak, sendeleyerek yürümek. Devamlı olarak dövmek, itmek, kötülemek, hırpalamak. Kötülemek, aşağı görmek.
GARAMAK
Bir kimseyi ya da malı başkasına kötülemek.
GINAMAK
Ayıplamak. Birini başkasına yermek, kötülemek. Eski türkçe kınamak: kınamak; ayıplamak. Kınamak.
ÇAMURLAMAK
Çamur sürmek, çamurla sıvamak. Kötülemek.
KORLAMAK
Korumak, saklamak. Kapıyı arkasından kilitlemek. Tuttuğu işi gelişigüzel yapmak. Bir şeyin üstünü örterek saklamak. Kötülemek; kapatmak; söküğü dikip kapatmak; kapı, pencere ve benzerleri hiç açılmıyacakmış gibi kapatmak.