İçinde KUDA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kuda" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kuda bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kuda ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kuda olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

KARMAKUDAL, KUDAYBERDİ, KUDALLAMAK

8 harfli kelimeler

KAKKUDAŞ, KORKUDAK, KUDALLIK, KUDARMAK, KUDAMACI

7 harfli kelimeler

KUDAYNA, KUDAYMA

6 harfli kelimeler

ZAKUDA, KUDAMA, ÇUKUDA

5 harfli kelimeler

KUDAY, KUDAL, KUDAS

4 harfli kelimeler

KUDA

Bazı kelimelerin anlamları

KUDA

Kız görmeye giden, görücü. Birbirinden kız alıp veren aileler, dünür. Kuyruksuz köpek.

KUDAY

Tanrı.

KUDARMAK

Kabadayılık etmek.

KUDAYMA

Leblebi.

KUDAL

Gerekmediği halde her işe karışan, gereksiz konuşan kişi. Yemek karıştırmaya yarayan tahta araç, büyük kepçe.

KORKUDAK

Bostan korkuluğu. Merdiven parmaklığı.

KUDAMA

Leblebi.

KUDALLAMAK

İnsan ya da hayvana değnek, odun fırlatmak.

KUDAYNA

Özürlü : Kel kudayna.

ZAKUDA

Salamura yapılmış yeşil zeytin.

KUDALLIK

Her şeye karışma, burun sokma.

KUDAMACI

Leblebici.

ÇUKUDA

Ladin ağacının dalı. Ladin ağacının kurumuş dalı.

KUDAYBERDİ

"Tanrı lutfetti, bağışladı" anlamında kullanılan mir ad.".

KARMAKUDAL

Karmakarışık.

KAKKUDAŞ

Beş taş oyunu.

  -   -   -  

Anlamında KUDA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KUDA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HOPLAMAK

Sevinçten, korkudan veya oyun için, bulunduğu yerde havaya doğru fırlamak.

SOYMUK

Damarlı bitkilerin kök, gövde ve yapraklarında, ongun besi suyunu ileten borularla, yakın hücrelerden ve bunların arasını dolduran özek dokudan oluşan tabaka. Çam ağacının çiğnenip emilen iç kabuğu ve bunu almak için ağacın gövdesine açılan yara, yalamuk.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

SİLKİ

Uykuda sıçrama.

MAHMURLUK

İçki içmiş bir kimsenin duyduğu baş ağrısı ve sersemlik, ayıltı. Uykudan sonra duyulan ağırlık ve sersemlik.

MAHMUR

Sarhoşluğun sebep olduğu sersemlik içinde olan. Süzgün, dalgın bakışlı (göz). Uykudan sonra üzerinde sersemlik, ağırlık bulunan.

AKROKORDON

Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom.

AHAYT

Üstünlük bildiren ünlem: Ahayt diye bir bağırdım hepsi korkudan dağılıverdi.

SAYIKLAMAK

Uykuda veya bir hastalığın verdiği dalgınlık sırasında anlamsız, tutarsız sözler söylemek. İstediği, özlediği bir şeyden sürekli söz etmek.

LİTURYA

Kudas.

YAPI

Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

SAKIRDAMAK

Korkudan veya soğuktan titremek.

DUYGULANIM

Etkilenme, duygulanma. İstenç ve anlıktan ayrı görülen, duygusal tepkiler gösterme durumu. Bir ruh durumunun dış sebeplerle değişmesi. Tutkudan daha düzenli ancak daha güçsüz olan seçkin bir eğilim. Duyarlığın harekete geçişi.

UYANIK

Uyumamış, bidar. Yapacağı işi bilen, dikkatli ve tetikte olan, müteyakkız. Açıkgöz, kurnaz, cingöz. Bilgisizlikten kurtulmuş, bilgili. Uykudan uyanmış.

ALASEME

Yarı uyur, yarı uyanık, uykudan gürültüyle uyanıp sersemleşme hali: Sesi duyunca alaseme kapıya koştum.

ÖZ

Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Dere, çay. Sulak, verimli yer. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kendi, zat.

DAMAR

Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal. Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi. İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru. Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı. Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ. Huy. Soy, yaradılış.

DALAK

Midenin arkasında, diyaframın altında, sol böbreğin üstünde, yassı, uzunca, akyuvar üreten ve yıpranmış alyuvarları toplayan, damarlı, gevşek bir dokudan oluşmuş organ. Omurgalı hayvanlarda lenf bezine benzeyen ve kan damarları çok olan bir organ. Tekerlek biçimindeki kaşar peyniri. Bal peteği.

KANSER

Bir organ veya dokudaki hücrelerin kontrolsüz olarak bölünüp çoğalmasına bağlı olarak yakın dokulara yayılmasıyla veya uzak dokulara sıçramasıyla beliren hastalık, amansız hastalık, incitmebeni, dokunmabana.

SAKIRTI

Korkudan veya soğuktan titreme.