İçinde KOYAR geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "koyar" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde koyar bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu koyar ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında koyar olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KOYAR

İki akarsuyun birleştiği yer.

KOYARLAMAK

Nallamak.

  -   -   -  

Anlamında KOYAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KOYAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAŞARIM

Elde edilen bir başarı. Herhangi bir olayı veya durumu başarma isteği ve gücü. Kişinin yapabileceği en iyi derece, performans. Herhangi bir eseri, oyunu, işi vb.ni ortaya koyarken gösterilen başarı, performans.

MURABAHA

Bir malı üzerine kâr koyarak satma. Tefecilik.

PAKETLEMEK

Bir veya birkaç şeyi kâğıda sararak, kutuya koyarak bağlamak. Birini baştan savmak, atlatmak. Yakalamak, ele geçirmek, derdest etmek.

BALLICA

Ekmek parçalarını pekmezli veya ballı suya koyarak yapılan ekmek tatlısı. Meşe ağacı. Bir çeşit armut. Ballıbaba. Bitlis kenti, Akşar bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Düzce kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Elâzığ ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Erzurum şehrinde, Oltu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Gümüşhane şehri, Kale nahiyesine bağlı bir bölge. İçel şehrinde, Tarsus ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. İstanbul şehri, Pendik belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Manisa şehrinde, Palamut nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Sivas ilinde, Ortakent bucağına bağlı bir yer. Şanlıurfa şehrinde, Çamlıdere bucağına bağlı bir yer. Şanlıurfa şehri, Demirci bucağına bağlı bir bölge. Tokat ili, Pazar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Trabzon kenti, Of ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Tunceli kenti, Dallıbahçe nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Zonguldak şehri, Ereğli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

GİRİŞİMCİ

Üretim için bir işe girişen, kalkışan kimse, müteşebbis. Ticaret, endüstri vb. alanlarda sermaye koyarak girişimde bulunan kimse, müteşebbis.

SIRALAMAK

Birbiri ardı sıra veya yan yana koyarak sıra durumuna getirmek. Küçük çocuk tutunarak yürümeye başlamak, tutunarak yürümek. Söylenecek, yazılacak, yapılacak şeylere zihinde gerekli düzeni vermek. Aynı davranışı birbiri ardınca birçok kez yapmak. Belirli bir düzene göre yerleştirmek veya düzenlemek, sıraya koymak. Aynı davranışı birçok şey üstünde tekrarlamak. Art arda söylemek, sayıp dökmek.

GÖMMEK

Yerin altına koyarak üstünü toprakla örtmek. Birinin cenaze törenine katılmak. Bir cenazeyi kaldırmak. Bir ölüyü toprağın içine yerleştirmek, defnetmek. Bir nesnenin içine yerleştirmek, batırmak. Birinden daha çok yaşamak.

CİMCİM

Çocukların ellerini üstüste koyarak oynadıkları bir çeşit oyun. Sarı renkte yabani arı. Cimri.

ÇILBUR

Yoğurtlu yumurta. Mısır ununun içine peynir koyarak yapılan katı bir yemek.

DÜRÜNMEK

Örtünmek. Yufka ekmeğinin içine katık koyarak durum yapmak.

ELPEZE

Deste, demet: Tütünleri elpeze yap da, denge koyarken bozulmasın. Küçük tütün destesi.

DENGİRE

Çoğunlukla okul çağına gelmemiş çocukların oynadığı bir oyundur. Bir sıraya dizilen çocuklar değneklerini yaylandırdıktan sonra birden fırlatırlar. Değneği en geride kalan çocuk ebe olur ve değneğini bir sıraya dizilmiş olan çocuklara paralel olarak yere koyar. Birer birer değneklerini fırlatan çocuklar ebenin değneğine vurarak uzaklaştırmaya çalışırlar. Hiç biri değneğe vuramazsa ebeyi şaşırtarak değneklerini almaya çalışırlar. Bu arada ebe onlardan birini yakalarsa ebe değişir, yakalayamazsa gene kendisi ebe olur ve oyun devam eder.

VERGİ

Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para. Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.

KUMAR

Ortaya para koyarak oynanan talih oyunu.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

ELBAŞ

Çocukların beş taşla oynadıkları bir oyun ki, taşın birini ellerine alıp, dördünü yere koyarak ellerindeki taşı havaya atıp yerdekilerini kaparlar. Çocuklar bu oyunu oynayacakları zaman "elbaşım, etek taşım, yüzük taşım, toptaşım" diye birbirlerini çağırıp oyuna başlarlar.

ÇANTI

Bağdadi. Köşe. Tavan. Ağaçtan yapılmış duvar. Saçak. Baca. Balkon. Leğen kemiği. Sırıklar birbirine vurularak oynanan oyun. Evlerin çatısında yağmur ve kar sularının akmasını sağlayan saçak. Duvar. Evlerin çatı kısmı. (Haymana Ankara). Ağaçları üst üste koyarak duvar örme. (Akbaş Güdül Ankara).

AVALİST

Ticari senetlerden doğan bir borca şerh ve imza koyarak kefil olan kişi. karşılığı kefil.

BELÇEK

Mintan, içlik, firenk gömleği. Cenazeyi mezara koyarken, tabutun altından geçirilip üstte birleştirilen, kuşak gibi kaput bezi parçası.

YAMAMAK

Yama koyarak onarmak, yamalamak. İstenmeyen kimseyi birine zorla vermek. İstenmeyen şeyi birine mal etmek.