Kelimeler arşivinde; içinde "konuş" olan, toplam 34 tane kelime bulunuyor. İçerisinde konuş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu konuş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında konuş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KARINDANKONUŞAN, KONUŞTURABİLMEK
KONUŞLANDIRMAK, KONUŞTURABİLME
KONUŞLANDIRMA
KONUŞUVERMEK, KONUŞABİLMEK, KONUŞTURTMAK, KONUŞMACILIK
KONUŞTURMAK, KONUŞTURTMA, KONUŞUVERME, KONUŞABİLME, KONUŞLANMAK, KONUŞKANLIK
KONUŞUKLUK, KONUŞTURMA, KONUŞUMLUK, KONUŞULMAK, KONUŞLANMA, KONUŞMALIK
ORTAKONUŞ, KONUŞMALI, KONUŞAKLI, KONUŞULMA, KONUŞMACI
KONUŞUCU, KONUŞMAK, KONUŞKAN
KONUŞ
Konma işi. Konum. Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.
KONUŞTURABİLMEK
Konuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KONUŞABİLME
Konuşabilmek işi.
KONUŞTURABİLME
Konuşturabilmek işi.
KONUŞUVERMEK
Ansızın konuşmak.
KONUŞABİLMEK
Konuşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KARINDANKONUŞAN
Sesi diyaframa iterek karnından konuşma becerisi gösteren kişi.
KONUŞUVERME
Konuşuvermek işi.
KONUŞLANDIRMAK
Savaş araç ve gereçlerini stratejik bir bölgede yerleştirmek.
KONUŞLANMAK
Belli bir yere veya bölgeye mevzilenmek.
KONUŞMACILIK
Konuşmacı olma durumu, hatiplik, konferansçılık.
KONUŞTURTMA
Konuşturtmak işi.
KONUŞTURMAK
Konuşmasını sağlamak, konuşmasına yol açmak. Bir müzik aracını çok güzel çalmak.
KONUŞKANLIK
Konuşkan olma durumu.
KONUŞLANDIRMA
Konuşlandırmak işi veya durumu.
KONUŞTURTMAK
Konuşturma işini yaptırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KONUŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
BELAGAT
İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.
BERİ
Konuşanın önündeki iki uzaklıktan kendisine daha yakın olanı. Bu uzaklıkta bulunan. -den bu yana.
BAŞLATMAK
Başlamasına yol açmak. Birinin kötü konuşmasına yol açmak.
ARGOSUZ
İçinde argo söz bulunmayan. Argo kullanmayarak (konuşmak).
ARGOLAŞMAK
Karşılıklı argo konuşmak. Söz argo durumuna gelmek.
ALO
Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.
ATLATMAK
Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
BAHSETMEK
Bir konu üzerinde söz söylemek, konuşmak.
ARKAİK
Güzel sanatlarda klasik çağ öncesinden kalan. Konuşulan ve yazılan dilde, kullanımdan düşmüş olan (eski söz veya deyim).
ARGOLU
İçinde argo söz bulunan. Argo kullanarak (konuşmak).
BEDAHET
Besbelli, apaçık olma durumu. Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
AYRIMLAMA
Senaryonun hazırlanmasında geliştirim ile çevrim senaryosu arasında yer alan, senaryonun sahne ve ayrımlarının belirlendiği, başlıca karakterlerin ayrıntılarıyla çizildiği, konuşmaların son biçimini aldığı aşama.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
BAHİS
Üzerinde konuşulan şey, konu. Bir kitabın bölümlerinden her biri. Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma.