Kelimeler arşivinde; içinde "kola" olan, toplam 102 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kola bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kola ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kola olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KOLANJİYOHÜCRESEL
KOLAYLAŞTIRILMAK
KOLAYLAŞTIRILMA
ÇİKOLATASIZLIK, KATEKOLAMİNLER, KOLANJİYOGRAFİ, KOLANJİYOLİTİS, KOLAYLAŞTIRICI, KOLAYLAŞTIRMAK, PERİKOLANJİTİS
ÇİKOLATACILIK, KOLAYLAŞTIRMA
FISIKOLAŞMAK
KOLAYLANMAK, KOLAYLAŞMAK, ANTİKOLAGOK, ÇİKOLATASIZ, KASKOLATMAK, KATEKOLAMİN, KOLAYSINMAK, PERKOLASYON
KOLANCILIK, KOLAYCACIK, KOLAYLIKLA, ÇİKOLATACI, ÇİKOLATALI, DİKKOLALAK, İKTİYOKOLA, KASKOLAMAK, KASKOLATMA, KOLAGİLLER, KOLALANMAK, KOLALATMAK, KOLANJİTİS, KOLASIZLIK, KOLAYCILIK, KOLAYLAMAK, KOLAYLANMA, KOLAYLAŞMA
KOLACILIK, KOLALAMAK, KOLALANMA, KOLALATMA, KOLALAYIŞ, KOLAYLAMA, SKOLASTİK, ARENİKOLA, ÇİNKOLAMA, HOŞKOKOLA, KARAKOLAN, KASKOLAMA, KOLALILIK, KOLANKAYA, KOLATERAL, ÖRNEKOLAY, TEPSİKOLA
ÇİKOLATA, KOLAĞASI, KOLALAMA, KOLAYLIK, GLİKOLAT, KOLAKMAK, KOLANİYA, KOLAPANA, KOLARGOL, KOLARMAK, KOLAYINA, KOLAYSIZ
EKOLALİ, KOLAÇAN, KOLANCI, KOLAYCA, KOLAYCI, KOLAYDA, KOLABAK, KOLAÇKA, KOLAGOG, KOLAJEN, KOLAKAS, KOLAKOZ, KOLALOH, KOLALTI, KOLANGA, KOLANKA, KOLANLI, KOLASIZ, KOLAVUÇ, KOLAYIN, KOLAYIR, KOLAYLI, KOLAYLU
KOLACI, KOLALI, ŞOKOLA, KOLANÇ
KOLAJ, KOLAN, KOLAY, KOLAÇ, KOLAK, KOLAT
KOLA
KOLA
Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolalama. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata).
KOLAYLAŞTIRICI
Görüşmelerin gidişini üyelerin özgürce seçmelerine ve kendiliğinden eğilimlerine bırakan küme çözümlemelerinde bir ayrıştırıcı ya da sorun çözümleyici konumunda olan gözlemci.
KATEKOLAMİNLER
Adrenerjik agonistler.
KOLANJİYOLİTİS
Karaciğer içindeki safra kanalları yangısı.
KOLAYLANMAK
Bir iş sonuna yaklaşmak, bitmek üzere olmak.
KOLAYLAŞTIRMAK
Kolay bir duruma getirmek, güçlükleri ortadan kaldırmak. Bir işi sonuna yaklaştırmak.
ÇİKOLATACILIK
Çikolatanın yaptığı iş.
PERİKOLANJİTİS
Safra kanalları çevresindeki yangı.
ÇİKOLATASIZLIK
Çikolatasız olma durumu.
FISIKOLAŞMAK
Sessiz sessiz konuşmak.
KOLAYLAŞTIRMA
Kolaylaştırmak işi. Üstün tutma, benimseyerek koruma, kişiye yapılacak işlemde kolaylık gösterme. Küme çözümleme yordamlarında gözlemcinin özgür tartışmalar, kendiliğindenli ilişkilerin örtük anlamlarını açığa çıkarma ve sorunları ya da ilişki düğümlenmelerini, çözümleme de üstlendiği yardım ve ayrıştırma işi.
KOLAYLAŞMAK
Kolay duruma gelmek. Engel ve güçlükler ortadan kalkmak.
KOLANJİYOGRAFİ
Kontrast maddenin vena içi verilmesinden sonra safra yollarının grafisinin alınması.
KOLAYLAŞTIRILMA
Kolaylaştırılmak işi.
KOLAYLAŞTIRILMAK
Kolaylaştırma işini yaptırılmak.
KOLANJİYOHÜCRESEL
Safra kanallarına ait, onlarla ilişkili veya ilişkin.
Bu bölümde tanımı içerisinde KOLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKIŞMA
Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.
ALTIN
Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış.
ALDANÇ
Çabuk ve kolay aldatılan (kimse).
AĞIZLAMAK
Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ANAHTARLIK
Anahtarların kaybolmasını önlemek ve kolayca kullanılmasını sağlamak için takıldığı maden, deri vb.nden yapılmış olan halka veya kılıf.
AVANAK
Kolaylıkla kandırılabilen veya aldatılabilen, aptal, bön.
ALIŞMAK
Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.
AMYANT
Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş bir ak asbest türü.
ASETON
Birçok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu, kolayca alev alır, eter kokusunda bir sıvı.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
ALPAKS
Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karışımı.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AÇIKLAMALI
Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.
AYDIN
Işık alan, ışıklı, aydınlık. Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel. Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı). Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AKICI
Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
ARSIZ
Utanması, sıkılması olmayan, yılışık, yüzsüz (kimse). Açgözlü davranan (kimse). Kolayca üreyebilen (bitki).
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
AYDINLIK
Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.