İçinde KİTLE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kitle" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kitle bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kitle ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kitle olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

KİTLEŞMEK

8 harfli kelimeler

İSKİTLER, KİTLEMEK, KİTLEYİK

7 harfli kelimeler

KİTLEME

6 harfli kelimeler

KİTLEH, KİTLEK

5 harfli kelimeler

KİTLE

Bazı kelimelerin anlamları

KİTLE

Bir yerde toplanmış, bir araya gelmiş insan topluluğu, kütle. Belirli işleviyle özellik gösteren büyük insan kalabalığı, kütle. Kist.

KİTLEŞMEK

Üzerine düşmek, dadanmak, bir şeye çok dalmak: Koyunlar ota, tavuklar arpaya kitleşmiş. Yapışmak, iyice bitişmek, sıkışmak.

İSKİTLER

MÖ VIII-VII. yüzyıllarda Orta Asya'dan Güney Rusya'ya göç eden bir kavim.

KİTLEH

Anahtar.

KİTLEMEK

Kilitlemek.

KİTLEK

Ufalanmış sabun parçası. Kilit. Kilitlenmiş kapı, dolap. Kurutulmuş ekmek. Kapı sürgüsü. (Beyceli Fatsa Ordu).

KİTLEYİK

Sarımtırak ve killi toprak.

KİTLEME

Çakı. Küçük bıçak, çakı.

  -   -   -  

Anlamında KİTLE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KİTLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKTARICI

Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.

YIĞIN

Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe. Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle.

MUVAKKİT

Güneşe bakarak namaz vakitlerini bildiren kimse.

MÜEZZİN

Namaz vakitlerini bildirmek için ezan okuyan din görevlisi, ezancı.

GANGLİYON

Sinirlerde ve lenf damarlarında yer yer ortaya çıkan yuvarlak şişlik. Merkezî sinir sistemi dışında bulunan hücre gövdelerinin oluşturduğu kitle.

TAKDİR

Beğenme, beğenip belirtme, değer verme. Yazgı. Değer biçme. Kitle iletişim araçlarında izlenme oranı. Bir şeyin değerini, önemini, gerekliliğini anlama. Takdirname.

SU

Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde, ab. Meyve, sebze vb.nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı. Bazı kokulu yaprak veya çiçeklerin imbikten çekilmesiyle elde edilen kokulu sıvı. Kez. Sutaş. Yemeğin sıvı bölümü. Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik. Bu sıvıdan oluşan kitle, deniz, akarsu.

PAZI

Ispanakgillerden, yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki, yaban pancarı, yabani ıspanak (Beta vulgaris varcicla). Bir ekmeklik hamur topağı, beze. Kolun omuz ile dirsek arasındaki bölümünde bulunan, şişkince kas kitlesi.

TABAN

Ayağın alt yüzü, aya. Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü, tavan karşıtı. Bir cismin veya bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey veya çizgi, kaide. Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle. Yaradılıştan. Ayakkabının alt bölümü. Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı: 53 anlatımında 3 rakamı üstür, 5 ise tabandır. Tarlanın düz ve verimli kesimi. Bir ırmağın en derin olan orta yeri. Huy bakımından. Temel. Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü. Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir. Kaide. Bir şeyin en alt bölümü. Değerlendirmede en alt derece.

ATEROSKLEROZİS

Büyük ve orta boyuttaki atardamar duvarlarının iç yüzeyinde gelişen, ateromatoz plaklar adı verilen kolesterol kristalleri ve hücrelerden oluşan nekrotik kitlelerle belirgin bir hastalık, ateromatoz plak, ateroskleroz. Bu plaklar kan pıhtılaşmasını kolaylaştırarak trombüs ve emboli oluşmasına yol açar, atardamarlarda kan akımı engellenir.

BLOK

Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.

KROMATİN

Hücre çekirdeğinde küçük tanecikler, düzensiz kitleler veya ağ biçiminde bulunan, soya çekim olaylarını sağlayan, bazı boyalarla hemen boyanabilen madde.

GICIK

Boğazda duyulup aksırtan, öksürten yakıcı kaşıntı. Sözleriyle, davranışlarıyla karşısındakini kızdıran, sinirlendiren, sıkan (kimse). Beyaz renkli, dağlıç koyununa benzer vücut yapısında, kuyruğu son omurlara kadar yağ kitlesi ile kaplı ve bu sebeple alt kısmı yuvarlakça görünen, kaba, karışık yapağılı bir tür koyun.

NÖBET

Sıra, keşik. Vakit vakit ortaya çıkan aynı türden fizyolojik bozuklukların bütünü. Sıra ile belirli süre bir yeri bekleme işi. Hastalık sebebiyle titreme, yüksek ateş. Kez, defa. Sıra ile yapılmış olan görev, iş. Resmî yerlerde veya önemli kimselerin kapısında belli vakitlerde çalınan mızıka.

İMSAKİYE

Ramazanda imsak vaktini ve namaz vakitlerini gösteren çizelge.

KÜTLE

Katı maddelerin büyük parçası, küme, yığın. Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı veya nesne niceliği. Kitle.

KİST

Sporlu bitkilerde, özellikle mantarlarda, su yosunlarında görülen, bir veya birkaç hücreden oluşmuş organ. İçi koloit, yağ vb. sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu 20 mm'den küçük patolojik torba, kitle. Tek hücrelilerin veya çok hücreli küçük hayvanların uygun olmayan şartlarda veya çoğalma sırasında çevrelerine saldıkları kendilerini korumaya yarayan dayanıklı kapsül.

İSKİTÇE

İskitlerin dili. Bu dille yazılmış olan.

ÖZENDİRME

Özendirmek durumu, işi, teşvik. Bir malı geniş kitlelere tanıtmak ve o malın sürümünü sağlamak amacıyla yapılmış olan çalışmalar, promosyon.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.