Kelimeler arşivinde; içinde "kinli" olan, toplam 35 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kinli bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kinli ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kinli olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
IŞINETKİNLİK, IŞIMETKİNLİK
TEMKİNLİLİK, DEĞİŞKİNLİK, GİRİŞKİNLİK, GELİŞKİNLİK, YETİŞKİNLİK
ERİŞKİNLİK, İLİŞKİNLİK, TEMKİNLİCE
ÇİRKİNLİK, MEŞKİNLİK, ÇİSKİNLİK, YETKİNLİK, TEPKİNLİK, ŞİŞKİNLİK, BİTKİNLİK, PİŞKİNLİK, MİSKİNLİK, KESKİNLİK, GEÇKİNLİK, SEÇKİNLİK
GEÇKİNLİ, SMOKİNLİ, ERKİNLİK, ETKİNLİK, İÇKİNLİK, SAKİNLİK, TEMKİNLİ
KİNLİ
Kindar.
ÇİSKİNLİK
Yağmur sonundaki ıslaklık.
MEŞKİNLİK
Büyük sofaların önündeki sahanlık, aralık.
ERİŞKİNLİK
Erişkin olma durumu, olgunluk, kâhillik.
IŞINETKİNLİK
Çekirdekleri kalımsız olan kimi öğelerin, kendiliğinden parçalanarak başka özdekler oluşturmaları ve bu süreç içinde &, ß parçacıkları ile y ışınları yaymaları.
ÇİRKİNLİK
Çirkin olma durumu. Çirkin olanın niteliği.
İLİŞKİNLİK
İlişkin olma durumu, aidiyet.
YETİŞKİNLİK
Yetişkin olma durumu.
TEMKİNLİCE
Temkinli olarak, temkinli bir biçimde.
DEĞİŞKİNLİK
Değişkin olma durumu.
YETKİNLİK
Yetkin olma durumu, olgunluk, kemal, mükemmeliyet.
GELİŞKİNLİK
Gelişkin olma durumu.
TEPKİNLİK
Tepkin olma durumu.
IŞIMETKİNLİK
Dayanaksız kimi öğecik çekirdeklerinin kendiliğinden parçalanması özelliği.
TEMKİNLİLİK
Temkinli olma durumu.
GİRİŞKİNLİK
Girişkenlik.
Bu bölümde tanımı içerisinde KİNLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
AKTİVİTE
Etkinlik.
ASUDELİK
Sakinlik, rahatlık.
BANKA
Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş. Bankacılık işleminin yapıldığı yapı.
ÇIBAN
Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride veya deri altında şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi.
COŞKU
Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan. Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
CANLANMAK
Gücü artmak, diri duruma gelmek. Depreşmek. Etkinliği artmak, hareketlilik kazanmak. Geçmişte yaşanan bir olay veya durum yeniden hatırlanmak.
DERMANSIZLIK
Bitkinlik.
AKTİFLİK
Etkinlik.
BOMBELİ
Şişkinliği, kabarıklığı olan.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
BEZE
Yara veya çıban sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik, gudde. Hamur topağı, pazı. Yumurta akı ve pudra şekeri ile yapılmış olan bir çeşit pasta türü.
AİDİYET
İlişkinlik. İlgi.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
BİLİNÇSİZ
Bilinci olmayan, şuursuz. Kendi etkinliğini eleştirmeli bir biçimde sezmeyen, şuursuz.
CANLANDIRMAK
Canlanmasını sağlamak, canlanmasına yol açmak. Yaşama döndürmek. Bir karakteri oynamak, ona kişilik vermek. Canlılık, tazelik, dirilik getirmek. Yoğunluk, etkinlik kazandırmak. Yaşatmak, birinin kılığına girmek.
BİLİNÇLİ
Bilinci olan, şuurlu. Kendi etkinliğinin farkında olan, şuurlu.
BOMBE
Şişkinlik, kabarıklık.
BİÇİMSİZLİK
Biçimsiz olma durumu. Çirkinlik, yakışıksızlık.