Kelimeler arşivinde; içinde "kestir" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kestir bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kestir ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kestir olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KESTİRİVERMEK, KESTİREBİLMEK
KESTİRİVERME, KESTİREBİLME
KESTİRİLMEK, KESTİRMEDEN, ARAKESTİRİM
ÖNKESTİRİM, KESTİRTMEK, KESTİRMELİ, KESTİRİLME, KESTİRMECE
KESTİRİCİ, KESTİRMEK, KESTİRTME
KESTİRME, KESTİRİŞ, KESTİRİM
KESTİRİ
KESTİR
KESTİR
Yaman.
KESTİRİCİ
Bir evrendeğeri kestirmek için kullanılan kural ya da işlev, örneklem değerlerinin bir işlevi olarak belirtilir, örneğin , evren ortalamasının bir kestiricisidir. Bu işleve örneklemdeğer adı verilir. Kestiricinin özel bir durum için elde edilen değerine kestirim denir.
ARAKESTİRİM
İki ucu belli çoğa değerleri dizisine dayanarak bir ara değeri kestiren ölçüm ya da çoğa uzancası. bk. uzanca.
KESTİRTMEK
Kestirme işini yaptırmak.
KESTİRTME
Kestirtmek işi.
KESTİREBİLME
Kestirebilmek işi.
KESTİRMEK
Kesme işini yaptırmak. Kısa bir süre uyumak, şekerleme yapmak. Anlamak, farkına varmak. Akıl yolu ile gerçeğe yakın bir yargıya varmak, tahmin etmek. Kesilmesini sağlamak, kesilmesine yol açmak. Karar vermek.
KESTİRMECE
Yaklaşık, tahminî. (kesti'rmece) Kısa yoldan, kısaca.
KESTİRMELİ
Limon ve yumurta ile terbiye edilen yemek.
KESTİRİVERMEK
Çabucak veya kısa sürede kestirmek.
KESTİRİLME
Kestirilmek işi.
KESTİRİLMEK
Kestirme işi yapılmak.
KESTİREBİLMEK
Kestirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KESTİRİVERME
Kestirivermek işi.
KESTİRMEDEN
En kısa yoldan, en kısa bir biçimde.
ÖNKESTİRİM
(bağlanım çözümlemesi) Bağımlı değişken değerlerinin zamanla ilişkili olsun ya da olmasın bağlanım denkleminden kestirimi. ay. bk. öngörü.
Bu bölümde tanımı içerisinde KESTİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KESTİRİM
Kestirme işi, tahmin.
KOLAYCI
Bir işi yaparken kolay ve kestirme yolu seçen (kimse).
AYKIRILAMAK
Kestirmeden gitmek. Düz yoldan ayrılmak. Dikey olarak gelmek.
ŞAŞIRMAK
Ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek, içinden çıkamamak. Herhangi bir durum karşısında şaşkınlık duymak, hayret etmek. Doğru, gerçek ve gerekli olanı ayırt edemeyecek duruma gelmek.
KUŞKU
Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba, şek. Başkalarının iyi niyet ve amaçlarını kötüye yorarak işkillenme duygusu.
DURAKSAMAK
Ne yapmak veya ne demek gerektiğini kestiremeyerek duraklamak, tereddüt etmek.
ÖNGÖRÜ
Bir işin ilerisini kestirme veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilme ve ona göre davranma.
SEZMEK
Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş veya olacak bir şeyi anlamak, kestirmek, hissetmek. Anlamak, fark etmek.
BOCALAMAK
Gemi rüzgâra karşı gidemeyerek sürüklenmek. Bir işte tutulması gereken yolu kestirememek, ne yapacağını bilememek, kararsız olmak.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
ÖNGÖRMEK
Bir işin ilerisini kestirmek veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilmek ve ona göre davranmak.
BİÇMEK
Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.
KESTİRİŞ
Kestirme işi.
TARTMAK
Bir şeyin birim cinsten ağırlığını bulmak. Binek hayvanlarının dizginlerini çekmek. Bir şeyi avuç içinde sallayarak ağırlığını kestirmeye çalışmak. Dikkatle incelemek, değer biçmek. Bir şeyin bütün sonuçlarını düşünmek, hesap etmek.
KESTİRME
Kestirmek işi. Tahmin. Oturduğu yerde hafif ve kısa süreli uyuma. Kaynatılıp limon sıkılarak koyulaştırılmış şeker şerbeti. Kısaca, özet olarak. Amacı fazla uzatmadan anlatan. Alışılanın dışında kısa olan (yol), kese.
ÖNGÖRÜLÜ
Bir işin ileride nasıl olacağını kestirerek ona göre davranan, öngörüsü olan.
TAHMİN
Yaklaşık olarak değerlendirme, oranlama. Akla, sezgiye veya bazı verilere dayanarak olabilecek bir şeyi, bir olayı önceden kestirme, kestirim. Önceden kestirilen, düşünülen şey.
DÜŞÜNMEK
Aklından geçirmek, göz önüne getirmek. Zihniyle arayıp bulmak. Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek. Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak. Tasalanmak, kaygılanmak. Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek. Tasarlamak. Farz etmek.
APIŞMAK
Hayvan yorgunluktan bacaklarını birbirinden ayırarak çöküvermek. Ne yapacağını kestirememek, şaşırmak. Oturmak, bacakları ayırarak çömelmek.
KESE
Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba. Kısa, kestirme (yol). Beş yüz kuruşluk para birimi. Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap. Bir kimsenin mal varlığı. Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik. Organizmanın bazı boşlukları. Bu küçük torba miktarında olan. Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.