Kelimeler arşivinde; içinde "kemik" olan, toplam 21 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kemik bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kemik ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kemik olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KEMİKDİLLİGİLLER
KEMİKLEŞTİRMEK
TÜMKEMİKLİLER, KEMİKLEŞTİRME
KEMİKSİZLİK, KEMİKLİDERE, KEMİKLİALAN, KEMİKLEŞMEK
KEMİKGERİŞ, KEMİKLEŞME
KEMİKSİZ, KEMİKMEK, KEMİKLİK, KEMİKÇİK, KEMİKLER, KEMİKÇİL
KEMİKLİ, İSKEMİK, AKKEMİK, KEMİKSİ
KEMİK
KEMİK
İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı. Bu sert organdan yapılmış.
KEMİKSİZ
Kemiği olmayan, kemiği ayrılmış. Kesin, net, açık. Ara vermeksizin.
KEMİKLEŞTİRMEK
Kemiğe dönüştürmek.
TÜMKEMİKLİLER
(Holostei), Omurgalı hayvanlardan balıklar (Pisces) sınıfının bir takımı. İyi gelişmiş kemik iskeletleri vardır. Bazı sınıflandırmalara göre yuvarlakpullular (Cycloganoidea) ve eşkenarpullular (Rhomboganoidea) takımlarına karşılıktır. Yapı bakımından kemikli balıklara çok, yaklaşmışlardır.
KEMİKMEK
Kin duymak.
KEMİKÇİK
Küçük kemik.
KEMİKLEŞME
Kemikleşmek işi. Kemik dokusunun intramembranöz ya da endokondral olarak meydana gelmesi. Osifikasyon. Kemik dokusunun intramembranöz veya endokondriyal olarak meydana gelmesi, osifikasyon. Osifikasyo perikondriyalis adı verilen intramembranöz ve osifikasyo endokondriyalis adı verilen endokondral yolla kemik dokusu yapımı, ossifikasyon. Dokularda kronik kıkırdak doku yangılarındaki gibi kalsiyum tuzları birikmesi nedeniyle sertleşerek kemik dokusu niteliği kazanma. (karşılık: ossifikasyon), Kemik meydana gelmesi; bağ ve özellikle kıkırdak dokusunun kemişleşme merkezlerinde başlayan ve osteoblastlar araciyle tamamlanan olay.
KEMİKSİZLİK
Kemiksiz olma durumu.
KEMİKDİLLİGİLLER
(Osteoglossidae), bantang (heterotis niloticus) iyi bilinen türleridir.
KEMİKLİDERE
Manisa şehri, Saruhanlı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KEMİKGERİŞ
Ordu ilinde, Akkuş belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KEMİKLİALAN
Çanakkale ili, Lâpseki ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KEMİKLEŞMEK
Kemik durumuna gelmek. Dokusu kemik doku durumuna gelmek. Sert, değişmez bir durum almak.
KEMİKLİK
Genelev.
KEMİKLEŞTİRME
Kemikleştirmek işi.
KEMİKLER
Omurgalı hayvanlarda iskeleti oluşturan, kemik dokusundan meydana gelmiş, çeşitli büyüklüklerde, sert, dayanıklı parçalar. Omurgalı hayvanlarda iskeleti yapan ve kemik dokusundan meydana gelmiş oları sert, dayanıklı parçalar. Muğla kenti, Güllük nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde KEMİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BINGILDAK
Kafatasının kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölümü.
BÜKEN
Oynak kemikleri arasındaki açıları daraltan kasların genel adı, açan karşıtı.
ALABALIKGİLLER
Omurgalı hayvanlardan, kemikli balıkların bir familyası.
ÇIKIK
Bir kemik veya organın yerinden çıkmış olması. Yerinden çıkmış (kemik veya organ). Çıkıntısı olan.
BAKANAK
Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak, kemik çıkıntısı.
ÇOTİRAGİLLER
Örnek hayvanı çotira olan kemikli balıklar familyası.
BARBUNYA
Barbunyagillerden, kırmızı pullu, beyaz etli, kemikli bir balık, barbun (Mullus barbahıs). Taneleri yuvarlak, oval veya yassı, kırmızı benekli, bir tür fasulye.
ÇATLAK
Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.
AKROMEGALİ
Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.
ÇENE
Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.
BALIKGÖZÜ
Ayakkabıların bağ geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takılan maden, kemik vb.nden yapılmış halka.
BREŞ
Doğal çimento ile lavlı, kavkılı, kabuklu, kemikli kırıntıların kaynaşmasıyla oluşmuş kütle. Bir yapay mermer türü.
CEBİRE
Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha, süyek, koaptör. Rayları iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk.
ÇİVİ
İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.
BICIL
Aşık kemiğinin altında bulunan küçük bir kemik. Bu kemikle oynanan bir oyun.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
AĞIRŞAK
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).