İçinde KAYMAK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kaymak" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kaymak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kaymak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kaymak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

KAYMAKLANMAK

11 harfli kelimeler

KAYMAKAMLIK, KAYMAKLANMA

10 harfli kelimeler

KAYMAKALTI, KURUKAYMAK

9 harfli kelimeler

BALKAYMAK, ÇALKAYMAK, KAYMAKÇIL, KAYMAKLAR, KAYMAKOBA

8 harfli kelimeler

KAYMAKAM, KAYMAKÇI, KAYMAKLI, KAYMAKCI

6 harfli kelimeler

KAYMAK

Bazı kelimelerin anlamları

KAYMAK

Sütün ya da yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krema. Kaygan bir yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek. Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka. Anlamı değişmek. Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü. Durum değiştirmek. Düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Kurtulmak. Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz. Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabaka oynamak. Görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek.

KAYMAKLI

Kaymağı olan. Üzerine veya içine kaymak konulmuş olan.

KAYMAKLANMAK

Kaymak bağlamak, kaymak tutmak.

KAYMAKÇI

Kaymak yapan veya satan kimse.

KAYMAKALTI

Yağı alınmış süt.

KAYMAKCI

Düzce ili, Konuralp nahiyesine bağlı bir bölge.

KAYMAKÇIL

Kertenkele.

KAYMAKLAR

Zonguldak ilinde, Ormanlı bucağına bağlı bir bölge.

KURUKAYMAK

Tunceli kenti, Hozat belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

KAYMAKAM

Bir ilçede devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi, ilçebay. Yarbay.

ÇALKAYMAK

Kurulmak, arkaya yaslanmak.

KAYMAKOBA

Bursa ili, Mudanya ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

KAYMAKAMLIK

Kaymakam olma durumu. İlçe, kaza. Kaymakamın görevi. Kaymakamın makamı ve bu makama bağlı resmî dairelerin bütünü.

BALKAYMAK

İki renkli, yollu ipek kumaş. İyi, mesut, kavgasız dövüşsüz: Balkaymak geçinip giderler.

KAYMAKLANMA

Kaymaklanmak işi. Oksitlenme sonucunda kuruyan, bağlayıcı içeren solvent bazlı boyaların yüzeyinde oluşan ve solventlerde çözünmeyen tabaka.

  -   -   -  

Anlamında KAYMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KAYMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABINMAK

Düşeyazmak, yürürken ayağı kaymak.

İLÇEBAY

Kaymakam.

İLÇE

Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza.

YARBAY

Orduda rütbesi binbaşı ile albay arasında olan subay. Kaymakam.

KAÇMAK

Hızla koşup bir yere saklanmak. Yok olmak. Hızlı koşmak. Kendini göstermemek, rastlaşmamaya çalışmak. Rengi ağarmak, uçmak. Kız veya kadın yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılmak. Girmek. Futbol ve basketbolda engelleyen adamdan kurtulmak veya pas alabilmek için boş alana koşmak. Kaçınmak. İpi kopmak. Gaz, sıvı vb. şeyler sızmak. Görünmeden gitmek, savuşmak, sıvışmak. Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek. Kaçgöçe uymak. Yarışçı diğerlerinden hızla ayrılıp arayı açmak. Bir yana doğru kaymak. Benzemek, andırmak.

DÜŞMEK

Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.

ALBATR

Kaymak taşı.

PEŞMELBA

Çekirdeği çıkarılmış yarım şeftalinin genellikle vanilyalı veya kaymaklı dondurma üzerine oturtulması ve krema ile süslenmesiyle yapılmış olan bir tür tatlı.

KAYMA

Kaymak (II) işi. Herhangi bir nedenle filmin atlaması, görüntünün perdeye veya ekrana tam olarak gelmemesi.

BAKLAVA

Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü. Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne.

KREMA

Bir tür yumurtalı süt tatlısı. Kaymak. Kevgirden geçirilmiş sütle koyulaştırılmış çorba.

SÜTÇÜLÜK

Süt satma işi. Sütten kaymak, tereyağı, yoğurt, peynir vb. ürünler elde etme işi.

KAYAK

Kar, su veya çim üzerinde kaymak için ayağa takılan araç, ski. Bu aracı kullanarak yapılmış olan spor.

KATMER

Bir şeyi oluşturan katlardan her biri. Arasına yağ ve kaymak sürülerek katlanmış yufka ekmeği. Yağda veya sacda pişirilen bir börek türü.

KONAK

Büyük ve gösterişli ev. Kundak çocuklarının başlarında görülen kepek tabakası. Araba veya hayvanla bir günde alınan yol. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Gözde oluşan ince tabaka. Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu. Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer. Konakçı.

KAYŞAMAK

Kaya, toprak vb. yerinden koparak aşağıya kaymak.

KAZA

İstem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması. Kadılık görevi. Yargı. Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme. İlçe, kaymakamlık.

İNMEK

Yüksekten veya yukarıdan aşağıya doğru gelmek. Alçalıp eski durumuna dönmek. Bir yeri kaplamak, basmak veya bir yerden akmak, kaymak. Sayısı azalmak. Fiyatı düşürmek. Ağmak. Uzamak, ulaşmak. Bir yerden başka bir yere gitmek, varmak. Değeri düşmek. Bir taşıt veya binek hayvanından yere basmak. İnme gelmek. Dağ, tepe vb. yüksek bir yerden gelmek. Konaklamak. Vurmak. Yıkılmak.

SAĞILMAK

Sağma işine konu olmak. Kumaş, kilim vb. bir yerinden iplik çıkıp sökülmek. Akmak, kaymak, aşağıya doğru hızla inmek.

PATEN

Buz üstünde kaymak için kullanılan, çoğunlukla tabanına, dar uzun bir çelik takılı ayakkabı. Bu ayakkabının düz yerlerde kaymakta kullanılan tekerlekli türü. Halk oyunlarında yan yana, art arda, sırt sırta duruşlardan oluşan çizgi ve daire biçimleri ile oyuncuların sahne üzerinde dağılarak oluşturdukları şekil veya düzen.